Tarih boyunca Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nin insanı istismar edilmiştir. Coğrafi engeller, ulaşım zorlukları onları derebeylere teslim etmiştir. Feodal yapı oradaki insanları 'Takiyeci' yapmıştır. Yönetim güçlü ise derebeyi bozuntuları yer altına geçer, yönetim zayıfladığında derebeyleri ortaya çıkar ve isyan bayrağı çekerlerdi. Osmanlı baş edemediği eşkiyayı önce vali yapar, idari yönden güçlendiğinde de boynunu alırdı.
Osmanlı döneminin çalkantılı son iki yüz yıllık döneminde, şimdiki Barzani ailesinin dedeleri isyan etmiş devlet otoritesi yok olmuş ve o bölgeden birinci dünya harbine asker vermemişlerdir.
Tunceli'de de bir derebeylik şeyhlik kisvesi altında yürütüle gelmişti. Merkezi otorite seyit Rızayı bir türlü Cumhuriyet idaresine biat etmesini temin edememiş, isyanlar sürmüş, askere adam göndermemiş, vergi vermemiştir. Uzun yıllar bu durum devam edince İnönü, orantısız bir güç kullanarak Dersim'i coğrafyadan silmişti. Bazı devlet adamlarımız İnönü nün orantısız güç kullanma konusunda abartıya da kaçmışlardı.
Bugün PKK ermeni işbirliği ile komünist bir devlet kurma hayali peşinde koşan bir kısım insan tarafından kurulduğu biliniyor. Sosyalist devletler bir bir ortadan kalkmasına rağmen, bizdeki PKK Marksist bir düşünce altında bir devlette ısrarını sürdürmektedir. Bu özetten sonra şu neticeye varmak mümkündür.
Gerçekçi bir düşünce ile PKK'nın silahı bırakmasını beklemek safdillik olur. Takiye içinde her türlü ödünü vermeye hazır olduklarını söyleyebilirler. Öldürmeye alışmış bu kişilerin hayat tarzlarını değiştirip topluma rehabilite olmaları mümkün değil. PKK sıkıştığında, barış deyip nefes almak kendini toparlamak için zaman kazanır. Çözüm sürecine evet demesi tamamen bir sıkışıklığın sonucu zaman kazanma isteminden idi. Silahı bırakmadı, bütün o bölgeyi silah deposuna çevirdi. Yeni kadrolar devşirmişler. Para kaynaklarını genişlettiler, sözde DAEŞ ile mücadele kisvesi altında Batılı ülkeler de sempati kazanmaya başlamışlar. Bizdeki basın da toplumda PKK bu gün bitti yarın bitecek algısı yaratmaya çok yatkın. Gece operasyonunda öldürülen PKK'lı sayısı vermek, hedeften şaşan füze atışlarını defalarca ekrana getirmek, boşluğa makineli tüfekle atış yapmak görüntüleri gülünç oluyor.
PKK'nın tıpkı İran'ın PJAK a yaptığı gibi bitirilmesinden başka bir yol yok. Bu güne kadar yanlış bir strateji ile işin üstesinden gelinmeye çalışıldı. MİT ve Ordu görevlerini yaparsa bu badireden kurtulma şansımız var diye düşünürüm. MİT eğer son üç yılda PKK'nın nerelere silah yığdığını tespit etmemişse vay halimize.
Çözüm sürecinin sadece PKK'nın menfaatine hizmet ettiği ve Devletimizi acizlik içinde göstermekten başka bir işe yaramadığı fikrini güçlendirmektedir.