CHP'den istifam ne bir öfke, ne de bir korku sonucu alınmış bir karardır. Bu istifa şahsi meselem olmadığından ve nedeni sıkça sorulduğundan, nedenlerini yazmaya karar verdim.
Önce, neden CHP'de siyaset yapmaya karar verdim?
Bu vesileyle belirtmeliyim ki, üç kuşak CHP'li bir aileden geliyorum. Ancak, aktif siyasetten uzak durdum. CHP'ye yakın olduğum için Paris'ten Erzurum'a sürüldüm. Bir gün olsun, bunu kimseyle paylaşmadım, diyet istemedim. Parti'den istifa ettiğim için şimdi bunu rahatça söyleyebiliyorum.
Parti içinde, işkence gördüm, içerde yattım gibi mazeretlerle diyet isteyen ve özellikle belediyede aradıklarını fazlasıyla bulan ucuz insanlardan da tiksiniyorum.
Devrimci gelenekten gelenler iyi bilir; Devrimci diyet istemez. Bunu bile öğrenememişler.
AKP'li yıllarda, Erdoğan'ın gerçek niyeti konusunda kuşkular ortaya çıkınca, dostlarım, CHP'de siyasete katılmak gerektiğini, dışarıda kalmanın doğru olmadığını söylemeye başlamıştı. Gelişmelerden endişe duyan herkesin siyasete katılması fikri doğruydu; CHP'ye üye oldum.
O günlerde, bir yazımda, 'evlerimizden, işyerlerimizden çıktık ve CHP saflarında siyasete katıldık' diye yazdım. Sonuç alıncaya dek mücadele edeceğimizi ve tekrar evlerimize döndüğümüzde, sorumluluğunun gereğini yerine getirmiş insanların vicdan rahatlığıyla, 'o mücadelede oradaydım' diyeceğimizi, bütün içtenliğimle yazdım.
Yine o günlerde, Parti'de; 'böyle gitmez, yeni bir dil kurmak ve gerekiyorsa her şeyi yeniden söylemek lazım,' dedim. CHP'ye geliş amacım dışında hiç hareket etmedim. Sosyal demokrasi fikrinin yeniden inşası için mücadele ettim. Söylediklerimin her zaman arkasında oldum.
Parti'de ilk olarak şunu fark ettim; Söylediklerimin ardı sıra gitmek sadece benim meselemdi. Sosyal demokrasi üstüne öylesine ayaküstü konuşuluyordu; 'Evet, sosyal demokratız, çünkü Parti programında yazıyor!' kafasıyla her şey iki cümlede özetleniyordu. Birkaç akıllı insanla konuşmanın, etkisi çok sınırlı toplantılar yapmanın dışında kıpırdamak mümkün değildi.
İkinci olarak farkına vardığım konu; örgütlerde farklı bir dil konuşuluyordu. Bu dil, guruplar arası rekabet ve siyasi kariyer diliydi; Deniz Baykal ve Önder Sav taraftarlarının köşe kapmaca oyununun dili ve kurallarıydı... Her ikisine de mesafeli olduğum için ayrık otu gibi duruyordum. Fakat bu dil meselesi Kılıçdaroğlu döneminde de çözülemedi.
Zor günlerdi. Ve zor zamanlarımda, o aralar Önder Sav gurubuna yakın hareket ettiği halde, bana sahip çıkan dönemin Konak İlçe Başkanı Aytekin Tunus'a buradan saygı ve sevgimi iletmek istiyorum. Benimle hiçbir çıkar ilişkisi olmadığı halde ve olamayacağını bilerek bana sahip çıkmıştı. CHP'li günlerden bana kalan en insani, en güzel anımdır. Üstelik İlçe Kongresinde kendisine karşı çıktım. Bu köşede ağır bir yazı da yazdım. Ama insani ilişkilerimiz hiç bozulmadı.
CHP'de aktif siyaset yaptığım yıllar boyunca, yaşadıklarım ve gözlemlerim bana şunu öğretti; CHP tipik bir merkez partisidir. Cumhuriyet'i kuran parti olmak bu gerçeği değiştirmiyor. Zaten neden değiştirsin? Modern Cumhuriyet, Anadolu ve Trakya topraklarında kapitalizmin en güçlü biçimde inşasına karşılık gelir. Fakat CHP'liler bu gerçeğe inatla direniyor. Atatürk'ün ilkelerini sol bir devrimin ilkeleri gibi algılıyorlar. Halbuki o ilkeler, burjuva devriminin ilkeleridir. Buna rağmen, Atatürk ilkeleriyle solculuk yaptığını söyleyen bir sürü insan sol yumruk havada dolaşıyor.
Bir de antiemperyalizm meselesi var… Göz ardı ediliyor ama Kurtuluş Savaşı'nın antiemperyalist karakteri, Cumhuriyet'in kuruluşunda ideolojik rol oynamamıştır. Aksi halde, kapitalist üretim biçimini izah etmek gerekir ki Cumhuriyet döneminde kapitalist olmayan üretim biçimi yok.
Bununla birlikte, CHP'de, ekonomide devletçi dönemi ve karma ekonomiyi kapitalizmden başka bir sistem zanneden şaşkın sayısı hiç az değil.
O yıllarda, Sovyetler Birliği ile işbirliği, sanayileşme yolunda büyük katkılar yapmıştır; fakat hiçbir zaman kapitalist sisteme karşı sonuç alıcı etki yapmamıştır. Buna izin verilmemiştir.
Türkiye'nin sanayileşme arzusuna Batı daima soğuk baktı; Gel gör ki, Türkiye, Batı'da keramet aramaktan hiç vazgeçmedi. CHP ha keza…
Nihayetinde, Aydınlanma devrimi ve modernite, Türkiye'de kapitalizmin inşasına öncülük etti. Buna Cumhuriyet devrimi diyoruz. Ve bu devrim bağlamında sosyal demokrat ideolojiyi kurmak mümkün; ne ki örgütlerde niyet yok. Niyet olmayınca da, sosyal demokrasi fikri yeşermiyor.
Hal böyle olunca, CHP'nin merkez sağ veya liberal cenahta siyaset yapmasının daha doğru olacağını düşünüyor insan. CHP örgütlerinde kendisini 'solcu olarak tanımlayan sağcılar' ezici çoğunlukta ve CHP yapısal olarak sağ muhafazakar politikalara daha yatkın duruyor. Hiç değilse, bu cenahta, laisite ilkesini ve hukuk devletini yeniden ayağa kaldırmanın yolları açılmış olur.
Yok, ille de sol kulvarda kalacaksa, CHP, örgütlerini, programını, tüzüğünü yeniden oluşturmak zorunda. Bu olmuyorsa, solu solculara bırakmak, CHP'nin sola yapacağı en büyük iyilik olur.
CHP'nin bir diğer açmazı da ki bence en önemlisidir; antikapitalist politikalara ve Gezi ile ortaya çıkan yeni tutuma çok yabancı olmasıdır.
Yatay toplumu savunmak ve hiyerarşik yapıya karşı çıkmak adına atılmış bir tek adım, söylenmiş bir tek söz yok. Sınıfların yeni durumu, artı-değerin önlenemez genişlemesi, yeni sosyoloji ve yatay toplum, yerel özerklik, üniter devlet gibi en can alıcı meselelerde CHP'nin doğru dürüst politikası yok, birkaç rapor dışında. Nasıl olacak da CHP Türkiye'nin geleceğini tartışacak.
CHP'de bütün olan biten, bir yerlere seçilme mücadelesiyle sınırlı kalıyor; CHP, seçilenlerin kaybedenlere zafer işareti yaptığı bir siyasal partiye dönüşmüş durumda. İdeolojik bulanıklık, solda siyaset yapmanın önünde ciddi bir engel olarak duruyor. CHP, kendi entelijansiyasını oluşturamamış bir siyasal hareket olmanın bütün dezavantajlarını barındırıyor.
Buraya kadar açıklamaya çalıştığım nedenlerle ve Parti içinde bu meseleleri konuşacak koşullar oluşamadığından; Daha özgür çalışmak, yazmak ve konuşmak için CHP'den istifa ettim.
Kimseyle bir alıp veremediğim yok, şahsi meselem yok. CHP'de hiçbir zaman, hiçbir yere aday olmadım. Ne seçim kazandım ne seçim kaybettim.
CHP'li dostların yolu açık olsun! Onların başarıları beni sadece mutlu eder.