Van'da milletçe üzüldüğümüz acı bir deprem yaşadık. Deprem geçti belki ama acısı geçmedi. Henüz depremin aldığı canların şokunu üzerimizden atamamışken bu kez depremin alamadığı canlara göz diken 'öldürücü soğuk' baş gösterdi. Kimi ısınamadığı için soğuktan öldü. Kimi soğuk yüzünden ısınırken çıkan yangından…
Yaşanan deprem nedeniyle Cumhuriyet kutlamalarını bile iptal ettik. Acıları büyük dedik. Onlar acı içindeyken bizler eğlenemezdik. Nitekim iyi de yaptık.Ancak son derece haklı olduğunu düşündüğüm bir grubun Beşir Atalay'ı protestosu sırasında da 'biber gazı ve cop' kullanmaktan geri durmadık.
Herhalde; 'Cumhuriyet kutlamaları düzenlesek ayıp olur fakat birazcık biber gazı ve cop gariplerin içini ısıtır' diye düşündük.
Bu arada TBMM tarihinde ilk kez bir 'Padişah' için anma töreni düzenledik. Basit bir anma töreni de değil Sultan Abdülmecit için üç gün sürecek bir sempozyum hazırladık.
Kalemlerin hapsedildiği, basılmamış kitapların bile yasaklandığı, HSYK ve Yargıtay katında yeni kadroların oluşturulduğu ve belki de en önemlisidir ki daha düne kadar Türkiye'nin en güvenilir kurumu olan TSK'nin itibarsızlaştırılmak istendiği bir dönemde hazırlanan bu törene bir anlam yükleyemedik.
Şimdi kaportası yamulmuş ve eskimiş olan Anayasa'yı bir kenara bırakıp sıfır kilometre yeni bir Anayasa hazırlıyoruz. Sıfır kilometre bir araç için tonla vergi ödüyoruz. Acaba sıfır kilometre bir anayasa için ne bedel öderiz? Bunun cevabı da birçok bilinmeyen gibi zamanda saklı…
Yeni CHP'nin bugüne kadar anlam veremediğimiz birçok çıkışı oldu. 'Yenidir ne yapsa yeridir' dediler. Ama biri vardı ki; o haddini hepten aştı. Ne yazık ki CHP milletvekili olan Hüseyin Aygün; koca bir ulusu esaretten kurtarıp bağımsızlık tacı ile ödüllendirmiş Gazi Mustafa Kemal'e iftira atarak karalamaya cür'et etti. Yeni CHP genel başkanı Dersimli Kemal'in hemşehrisi ve başka bir iddiaya göre de akrabası olan Aygün'e parti içinden çok az milletvekilinin tepki göstermesi ise canımı acıttı.
Ben bu konuda en büyük ve en anlamlı tepkiyi CHP Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler'den beklerdim. Cumhuriyet mitinglerinde; 'Kurumlarını gericiliğe, Soros turuncusuna , emperyalizme teslim etmemek için direnen Rektörlerimizi bağrımıza basıyoruz' diyen Birgül Ayman Güler beni bugün çok şaşırttı. Dün; 'Türkiye'de Cumhuriyeti soykırım ayıbıyla lekelemeye uğraşanlar tarihte aradıklarını bulamayınca, katledilen aydınlarımızı kullanarak turuncu darbe provalarına soyundular' diyen Birgül Ayman Güler acaba bugün nerede?
Nereden nereye değil mi? Cumhuriyet ve kazanımlarına sahip çıkan insanlar algılanan en ufak bir tehditte bile eylem yapar 'Türkiye laiktir laik kalacak!' diye sokağa dökülürdü. Yukarıda bahsi geçen hadiseler karşısında Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Atatürkçü düşüncenin teminatı durumundaki Türkiye'nin en köklü partisi olan CHP'de olup bitenleri gördükçe insanın; 'CHP laiktir laik kalacak!' diye haykırası geliyor.
Bu durumda ne demeli bilmem? Fakat bildiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim bir gerçek var: CHP'nin Laik duruşunu ve Atatürkçülüğü'nü sorgulamak hayaldi, gerçek oldu!