CHP Genel Merkezi, İzmir'e il başkanı olarak, Bedri Serter'i önerdi.
'Önerdi' ifadesini özellikle kullanıyorum.
Zira 'atandı' diyenler hem yanılıyor hem de yanıltıyor.
Çünkü CHP Genel Merkezi son tüzük değişikliğiyle elini kolunu bağlamış durumda.
Tüzükteki 'İstifa eden il başkanının yerine görevdeki il yönetimi içeriden ya da dışarıdan bir ismi başkan seçer' ibaresi çok net.
Görevden alma tabi ki bir seçenek! Ama 45 gün içinde kongreye gitmek tüzüğe göre şart.
Seçim arifesinde il kongresi ise Genel Merkez'in en son istediği şık.
Ama Muğla örneğinde olduğu gibi kaçınılmaz olursa o da bir seçenek…
Gelelim CHP İzmir'de çarşının bu denli karışma nedenine…
Bence mesele Bedri Serter değil.
Partili işadamı Serter'in kişiliğine, partili kimliğine dair esasen ciddi bir itiraz yok.
Anladığım kadarıyla itiraz sürecin kurgusuna yönelik! İtiraz, Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl'ün MYK'da ortaya attığı bilgilendirmeye dair var.
Hem de güçlü bir itiraz var bu noktada.
Çünkü geçtiğimiz hafta kente gelerek il, ilçe ve belediye başkanlarıyla görüşerek; İzmir'in fotoğrafını çeken Bingöl'ün deklanşöre basmadan önce mizansen yaptığına inanılıyor. Yahut moda tabirle 'montaj' yaptığı…

Diyorlar ki;
'Tekin Bingöl klasik bir taktikle Kılıçdaroğlu'nun önüne 2 olmazlı bir liste koydu. Seçilmesini istediği ismi de üçüncü bir tercih olarak listeye ekledi'
Ve de İzmir örgütünde çarşıyı bu denli karıştıran nokta ise Bingöl'ün MYK'da yaptığı konuşma…
İddiaya göre Bingöl diyor ki;
'Bedri Serter ismine hem İl Başkan Vekili Barış Erel hem de Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu sıcak bakıyor'
Listedeki diğer isimlerin yani Salih Özçiftçi ve Utku Gümrükçü'nun keskin gruplar tarafından desteklendiğini ekliyor Bingöl… Manzara böyle olunca da Bedri Serter ismini MYK'dan ve de Kılıçdaroğlu'nun onayından geçirmek zor olmuyor.
Bu iddia Salih Özçiftçi'yi Ankara'ya götürüp, 'Seçmeye hazırız' mesajı veren yapıya ait. Tabi ki Bingöl'ün listesindeki bir diğer isim olan Utku Gümrükçü'nün destekçileri de aşağı yukarı aynı noktada.
Tabi ki tablonun böyle olacağını 'Görücü usulü demokrasi' başlıklı yazımda anlatmaya çalışmıştım.
Hatta o yazıda gayet net bir şekilde, İlçe Başkanları tarafından Ankara'ya götürülen Gümrükçü'nün de Yüksel-Moroğlu yapısı tarafından Kılıçdaroğlu'nun huzuruna çıkarılan Özçiftçi'nin de şansının kalmadığını, genel merkezin bir orta yol arayışında olduğunun altını net bir şekilde çizmiştim.

O nedenle Tekin Bingöl'ü 'mizansen-montaj yapmakla' suçlayanlar, öncelikle süreç içinde kendi hatalarıyla yüzleşmek zorunda…
Utku Gümrükçü'yü 'Tuncay Özkan'ın adamı', Özçiftçi'yi 'Alaattin Yüksel'in adamı' olarak tanımladıktan sonra Bedri Serter gibi aslında her yapıyla, her ekiple asgari düzeyde de olsa ilişki kurabilen bir ismin önerilmesi aslında çok sürpriz değil.
Ama benzer ekipsel gerginliklerin yaşandığı İstanbul'a 'Murat Karayalçın' gibi bir formülün bulunmasından sonra, Ankara'ya Hikmet Çetin'in adının geçtiği süreçte İzmir'e de benzer formül bekleyenler cephesinde Serter ismi bir parça sürpriz olmuştur.
Bu çerçevede İzmir'e atanması beklenen isim Uğur Büke idi.
Hatta il yönetiminin Tekin Bingöl'e 'seçmeye hazırız' dediği ikinci isim Büke idi.
Hatta mesele il yönetiminin Tekin Bingöl'e iletmesiyle de kalmamış, Özçiftçi'yi Ankara'ya götüren bir milletvekili, 'Uğur Büke'yi de oy birliği ile seçerler' bilgisine doğrudan Kılıçdaroğlu'na aktarmıştı.
Deniz Gezmiş'in eylem arkadaşı, 68'lilerin 'Sör' lakaplı fişeği, Erdal İnönü'nün özel kalemi Büke'nin neden tercih nedeni olmadığına gelince;
Rakip cephenin Kılıçdaroğlu'na, 'Efendim bu isim de Kocaoğlu'nun, Yüksel'in adayıdır. Hatta Kocaoğlu'nun 'tarihi dava sürecini' anlattığı Çete isimli kitabı basan yayın evinin sahibidir Sayın Büke' şeklindeki bilgilendirmesinin etkisi olmuş mudur?
Bence olmuştur.
Ama köken itibariyle İzmirli olmasına karşın kentten ve aktif siyasetten uzun süredir ayrı duran Büke'nin, tarafsız ağabey rolüne uygun olmasına karşın, kritik siyasi süreci yönetme noktasında sorun yaşayabileceği de düşünülmüş olabilir tabi ki.
Muhtemeldir ki; Büke ismini Kılıçdaroğlu'nun önüne koyan Yüksel'in de sonrasında onun da itirazsız seçilebileceği mesajını doğrudan Moroğlu'nun da Serter ismine yönelik itirazının altında bunlar var.
Yani Özçiftçi'nin atanmaması değil mesele… Büke'nin Bingöl'ün listesinde olmaması…
Peki, son durum nedir?
Yedeksiz toplanan il yönetimi ilk toplantısında karar alamadı.
Dahası '12-10' şeklinde sonuçlanan ilk oylama, kamuoyuna 'oylama yapılmadı' şeklinde yansıdı.
Dolayısıyla da Tekin Bingöl'ün MYK'da verdiği 'Oy birliği ile seçilir' şeklindeki bilgisi boşa çıkarıldı.
Süreçte ilk golü Bingöl yedi.
Ama il yönetimi üzerinde ağırlığı bulunan yapı da Ali Engin üzerinden karşı gol yiyecekti.
'Bedri Serter ismi beni bozmaz' türünden bir açıklama yaparak, hem geride kalan ekibini hem de kendisini il başkanlığına taşıyanları yalnız bırakan Ali Engin, Genel Merkez'e dolayısıyla da Kılıçdaroğlu'na bir adım daha yaklaşarak, topu bir zamanlar kendisinin koruduğu kaleye gönderdi.
Dolayısıyla Bingöl ve genel merkez yediği golü Ali Engin üzerinden çıkarmış oldu.
Durum o anda beraberlik noktasına geldi.
Ama beraberliği bozacak adımlar gecenin ilerleyen saatlerinde atılacaktı. İl başkanlığı sürecini epey kıyıdan/kenardan izleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu dün gece itibariyle topa girmiş durumda.
Aldığım bilgiler beni yanıltmıyorsa Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nu arayacak kadar sürece müdahil oluyor Kocaoğlu.
İkili arasındaki konuşmanın içeriğini tabi ki bilmek mümkün değil. Ama saatler süren 'il başkanlığı krizi toplantısının ardından' yapılan bu görüşmenin, Tekin Bingöl'ün MYK'daki konuşmasına yönelik olduğu tahmin ediliyor. Peki, şimdi ne olacak?
Sanılanın aksine bugün il yönetiminin toplanması beklenmiyor. Ve de sanılanın aksine 'yedekler' göreve davet edilmiş değil. Edilecek gibi de değil.
Müthiş bir satranç izliyoruz. Hamleler düşünülerek, tüm ihtimaller, rakibin olası hamleleri göz önüne alınarak yapılıyor.
Taraflar netleşmiş durumda…
Bir yanda Kocaoğlu, Yüksel, Moroğlu, Güven…
Öteki yanda Tekin Bingöl, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Susam, Aytun Çıray, Güldal Mumcu, Musa Çam, Hasan Karabağ gibi isimler… Tam bir 'Tellioğulları-Seferoğulları' tablosu!
Yedeksiz yönetimin durumu ortada… 12'ye 10…
Çarşaf listenin gereği 'öteki listeden gelenler de sürece dahil olduğunda' manzaranın 17'ye 13 olması bekleniyor. Yani Serter, oy çokluğuyla başkan seçiliyor.
Peki, mümkün olmazsa…
Genel merkezin 'istifalarla yönetimi düşürme' ihtimali gündemde.
Ve istifası cebinde en az 10 yöneticiden söz ediliyor. Yani genel merkez istese yönetimi bugün bile düşürebilir. Serter'i ve yeni yönetimini MYK kararıyla atayabilir.
Tabi böyle olunca da şu anda berabere olan maçı Kocaoğlu-Yüksel yapısı, 2-1 kaybeder.
Ama bu maçın bir de rövanşı olur o zaman…
Durum aşağı yukarı bu minvalde… Yani dananın kuyruğu dün itibariyle koptu kopmasına da 'Dana kimde kaldı, kuyruk kimde?' sorusu yanıt arıyor...
Gelişmeleri izleyip, değerlendireceğiz.