Kılıçdaroğlu bundan iki yıl önce genel başkan seçildiği kurultay konuşmasında selefi Deniz Baykal'a komplo yapıldığını belirterek 'O failleri bulmak boynumuzun borcudur!' demişti. Kılıçdaroğlu o borcunu hala ödemedi. Çarşaf liste, önseçim ve demokratik tüzük gibi siyasete gerçekten emek veren kadroların iştahını kabartacak uygulamaları kısmen de olsa hayata geçirdi geçirmesine de bu komplonun faillerini bulmak bir yana iki yılda bu komployu bir kere bile ağzına almadı. Varsa yoksa 'Yeni CHP!' Dikkat ederseniz 'Yeni CHP' Kılıçdaroğlu'nun ağzından hiç düşmüyor. 33. Olağan Kurultay ve hatta diğer olağanüstü kurultaylarda yaptığı konuşmalarında 'Yeni bir CHP' diyerek yeniyi sadece sıfat olarak kullanan Kılıçdaroğlu'nun bugün bu sıfatı isim haline dönüştürme gayreti içinde olduğunu görüyoruz. Nitekim geçtiğimiz hafta yapılan İzmir il kongresinde Kılıçdaroğlu nedense üstüne basa basa 'Yeni CHP' vurgusu yaptı.
22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan Kurultay ile CHP genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra yapılan 15, 16 ve 17. Olağanüstü Kurultayları da geride bırakarak 34. Olağan Kurultaya gidiyor. Kılıçdaroğlu daha önce '34. Olağan Kurultay' tarihini 8 Temmuz 2012 olarak açıklamışsa da kurultayın yapılacağı Arena Spor Salonu'nun o tarihte dolu olması nedeniyle kurultay tarihi ertelendi. Kılıçdaroğlu'nun referandumda oy kullanamamasına benzeyen bu durumun sorumluları beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Yazdık mı, adımız yazdı oluyor! Ama şunu da yazmadan geçmek istemiyorum. Böylesine basit bir organizasyon meselesini bir düğüm haline getirmeyi nasıl başarabiliyorlar, inanın şaşıyor ve tüm bu olan bitene bir anlam veremiyorum.
Neyse ki CHP kurultay için yeni bir tarih açıkladı. Son yapılan Parti Meclisi toplantısında büyük kurultayın '18 - 19 Temmuz 2012' tarihlerinde yapılması yönünde karar alındı. Gelin görün ki kurultayın bu tarihte de yapılamayacağı, yapılsa bile sağlıklı bir karar alınamayacağı yönünde çekinceler var. Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap'ın da memleketi olan Hatay'da yapılamayan il kongresinin bu çekinceye temel oluşturduğu söyleniyor. Hatay İl Kongresi için 29 Temmuz 2012 tarihine gün verilmiş olması yani Hatay İl Kongresi'nin 18-19 Temmuz 2012 tarihlerinde gerçekleşecek büyük kurultay sonrasına bırakılması kimi akıllarda soru işareti oluşturdu. Çünkü herhangi bir ilin kongresi için belirlenmiş bir tarih var ise büyük kurultayın o tarihten sonraya bırakılamayacağı yönünde genel bir görüş var. Bu açıdan geçtiğimiz günlerde Ak Parti'nin kapısını çalarak Kürt sorunu için darda olan Ak Parti'ye güç veren, yani bir anlamda Ak Parti'nin yükünü hafifleten ve en garibi de bugünlerde iktidar adına parti parti gezmeye hazırlanan CHP'nin Kürt sorunundan önce kendi önündeki Hatay sorununa yoğunlaşması gerekiyor. Yoksa büyük kurultay için ikinci bir erteleme daha yaşanılabileceği gibi kurultay ertelenmeyip yapılsa dahi kurultaya ilişkin tartışmaların önüne geçilemeyecektir.
33. Olağan Kurultay'da Genel Başkan seçilen ve genel başkanlığı döneminde gerçekleşen 3 olağanüstü kurultayı da olağan bir şekilde tamamlayan Kılıçdaroğlu olağanüstü çabalar üzerine gidilen tüm bu kurultaylardan olağan bir sonuç alarak galibiyetle çıktı. CHP kurultay delegeleri bu kez 18 Temmuz 2012 Çarşamba günü genel başkan, 19 Temmuz Perşembe günü ise Parti Meclisi seçimi için oy kullanacaklar. Bir CHP Kurultayı 20 yıl sonra ilk kez hafta içi bir günde yapılıyor. Her kurultayda biraz daha güçlenen Kılıçdaroğlu 34. Olağan Kurultay için geri sayıma başladı. Bu olağan kurultay olağanüstü geçer mi bilinmez ama genel başkanlık için kulislerde adı geçen Gürsel Tekin, Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan gibi isimler bu yönde hamle yaparlarsa da hiç şaşırmam. Delegelerin salt çoğunluğu aksi yönde görüş bildirmediği sürece kurultayda çarşaf liste yöntemi uygulanacağı için renkli bir seçim olacağını düşünüyorum.
Çarşamba, çarşaf derken aklıma Kemal Sunal'ın o muhteşem repliği geldi. Ne diyordu Kemal Sunal? 'Çarşamba çarşafa dolanır, Perşembe perişandır.' Çarşamba çarşafa mı dolanır, Perşembe perişan mı olur? Bekleyip hep birlikte göreceğiz.
Neyse canım, şunun şurasında Çarşamba'ya ne kaldı ki?