Yaz mevsimi, bastıran sıcaklar..
Bir yanda, deniz kenarlarında püfür, püfür esen rüzgarla serinleyenler…
İstanbul, Bodrum, Marmaris gecelerinde sefa sürenler…
Alkolün dibine vurup, fon dip yapanlar…
Özel yat ve teknelerinden çektirdikleri bikinili fotoğraflarını güzide medyamıza servis etmek için yarışanlar…
Televizyon dizileri önüne dizilip çekirdek çıtlatarak vakit geçirenler…
Gittikçe umursamayan, umursamadıkça psikopatlaşan bir toplum…
Göbekten bağlı oldukları iktidarı gücendirmekten korktukları için gerçekleri göstermeyerek halkı magazin haberleriyle avutan, kendi halkına en büyük ihaneti yapan
mütareke basını…
Günü kurtarmaya çalıştıkları koltuklarına yapışıp kalmış, basiretsiz, bir adım ötesini görmekten aciz, çapsız siyasetçiler…
Ülkeyi tarikat ve cemaatlere teslim ederek din sömürüsünden palazlananlar…
Etnik ayrımcılığın sosyal demokratlık ve insan hakları
savunuculuğu olduğunu iddia eden sosyal faşistler…
Sosyal faşistlerin sözcülüğünü yapmak için Kandil'deki yılanın başıyla el ele, kol kola pozlar vererek röportaj yapan entelektüel kisveli Türk Milleti düşmanları…
Diğer yanda, evlatlarını patır patır pis bir savaşa kurban verenler…
Dinmeyen kan, bitmeyen gözyaşı, kapanmayan onulmaz acılar…
Açlık sınırında yaşayan, beş yaşındaki çocuğunu mendil satmaya gönderen, yasa dışı işler yapmaya zorlanan, sefaletle boğuşan milyonlar…
Onca yıllık emek ve masraftan sonra eline geçen üniversite diploması ile eli boş, her kapıdan geri çevrilen, yarınlarından kaygılı, ümitsiz, genç işsizler ordusu…
Dövülen, sövülen, mal gibi alınıp satılan, tecavüz edilen, işte, sokakta, siyasette cinsel ayrımcılığa uğrayan, toplumsal alandaki konumu her gün bir adım geriye götürülen kızlarımız, kadınlarımız…
Burnumuzun dibinde yaşanan ve nihayet topraklarımıza da sıçrayan Büyük Ortadoğu Patlaması (BOP)…
Patlamanın sesini hala duymayanlar, duymamak için kulaklarını tıkayanlar…
Nereye kadar?
BOP ateşi er geç bizi de yakacak!
Daha ne zamana kadar bir tarafta; aymazlığın, korkaklığın, ihanetin nemasından semirenlerle, diğer taraftan; çaresizliğin, cahilliğin, sefaletin içinde debelenenleri seyredip bekleyeceğiz?!.