Gelişmekte olan ekonomilerin temel sorunlarının başında 'kayıt dışı' gelir. Kayıt dışı, devletin gelirlerinde ciddi bir kayba yol açarken aynı zamanda da kayıt altında olanlara karşı oluşturduğu haksız rekabet ile ekonomiyi olumsuz etkiler.
Kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamı ortaya çıkaran faktörler çeşitlilik göstermekle birlikte; hızlı nüfus artışı, bölgesel geri kalmışlık, iç göç, düşük eğitim seviyesi ve özellikle kayıtlı istihdam üzerindeki vergi, sosyal güvenlik kesintileri vb. yüklerin ağırlığı önemli etkenlerdir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ülkemizdeki kayıt dışı istihdam oranının yüzde 40'lara yakın olduğunu tahmin ediyor. Oldukça yüksek olan bu oran, ekonomi ve sosyal politikalara yön verenlerin doğru karar alabilmelerini engellediği gibi aynı zamanda, devletin gelir kaybına ve kayıt altında olanların da ciddi bir haksız rekabete uğramasına yol açıyor. Doğal olarak da devlet, uğradığı bu zararı kayıt altında olanlardan karşılamaya gider ve bu da istihdam üzerindeki yükleri arttırır. İstihdam üzerindeki yükler ve kayıt altında olanların üzerindeki artan baskı bir müddet sonra kayıt altında olanları da ister istemez kayıt dışına yöneltir.
Görüldüğü gibi 'kayıt dışı', bir kısırdöngü içinde ekonomiyi darmadağın etmektedir.
Hükümetin kayıt dışı ile mücadele politikası kapsamında, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önemli adımlar attı;
Her ilde kayıt dışı istihdamla mücadele servisleri kuruldu,
10 ve üzeri işçi çalıştıranların ücretlerini banka kanalıyla ödemesi uygulaması başlatıldı,
Alo 170 Kayıt Dışı İstihdam Hattı faaliyete geçirildi,
Meslek grupları için 'meslek kodları' uygulaması getirildi,
Avuç içi damar izi kimlik doğrulama yöntemiyle tedavi olma başlatıldı,
Denetim elemanları kontrollerini sıklaştırdı
Kayıt dışı ile mücadelenin meyveleri alınıyor.
Geçtiğimiz yıllarda emeklilik yaşını 65'e çıkaran yasa yürürlüğe girmeden herkes çoluk çocuğunu hatta kundaktaki bebeğini bile sigortalı göstermişti. Tek tek bütün sigortalıları inceleyen denetim elemanları 140 bin sigortalıdan 127 bin çocuk ve bebek sigortalının fiilen çalışmadığını tespit edip, sigortalarını iptal etti. Bu sigortalılar tarafından ödenen yaklaşık 12 milyon lira hazineye gelir kaydedildi.
Bir diğer tespit de, emekli olmak isteyen vatandaşları dolandıran şebekenin ortaya çıkarılması oldu. Özellikle eğitim ve gelir düzeyi düşük vatandaşların kandırıldığı ve 156 paravan şirket üzerinden yaklaşık 7000 kişinin sigortalı gösterildiği tespit edildi. Bu kişilerin fiili olarak çalışmadığı halde devletten sağlık yardımı aldığı ve birçoğunun da emekli edildiği tespit edildi. Bu yolla devlet yaklaşık 70 milyon lira zarara uğratılmış. Şimdi yapılan masraflar faiziyle geri isteniyor. Tabi ödenen emekli maaşları da…
En ilginç tespitlerden biri de milyonlarca lira transfer parası alıp asgari ücretten gösterilen futbolcular! Bu kadarına da pes doğrusu! Kayıt dışının savunulacak bir tarafı yok ama güç kanaat işini döndürmek zorunda olan tacirin sigorta primlerini düşük göstermesini az çok anlarım; devlette bunun farkında ve bilerek üzerine gitmiyor. Ama, hem ünlü olacaksın, hem milyonlarca lira para alacaksın, zaten vergi istisnaları var doğru dürüst vergi ödemeyeceksin, bir de devletten göstere göstere kaçıracaksın! Bu kadar da yüzsüzlük olmaz! Bence, nasıl vergi borcu olanlar kamuoyuna teşhir ediliyor; bu durumda olan futbolcular da teşhir edilmeli.
Her zaman söylediğim bir şeyi tekrarlamak istiyorum; kayıt altında olanlarda zaten yeterince yük var. Kayıt dışı ile mücadele neticesinde elde edilen gelirin aynı ölçüde kayıt altında olanların yüklerini hafifletmesi gerekir. İyi niyetli dürüst tacirler mükafatlandırılmalı ve teşvik edilmelidir.