Dünya’’nın hiçbir ülkesinde, kendi ordusuna böylesine acımasızca düşman, saldırgan bir medya taifesini mumla arasanız bulamazsınız.’¶ Zannedersiniz ki, bu ordu, bu asker, bu komutanlar Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil, Türkiye’’yi işgal etmiş yabancı bir milletin ordusu. Dünya’’nın en büyük ve başarılı ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri’’nde olabilecek en küçük bir hata ve yanlışlık bile, bu asker düşmanları tarafından büyütülüp, TSK’’ni tahrip etmek için kullanılıyor. Ahlaksızca vuruyorlar, yazdıkları, söyledikleri yalan çıkınca da, yalanlarını düzeltmeyip, başka bir fırsat yakalamak için beklemeye başlıyorlar.
Bunların anlayışına göre, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye ve Demokrasi için tehlikeli; Habur’’dan gelen PKK militanları ise Türkiye ve Demokrasi için yararlı.
Bunların anlayışına göre, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye ve Demokrasi için tehlikeli; Habur’’dan gelen PKK militanları ise Türkiye ve Demokrasi için yararlı.
Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır. O da şudur; ’“ Dinime küfreden bari Müslüman olsa’”
Peki, kimler bunlar?Beraberce inceleyelim.
Bu asker ve ordu düşmanlarını iki bölüme ayırabiliriz:
1- AKP ve Fethullah Gülen Tarikatına mensup TV, Gazete ve Dergilerin yazarları, programcıları ile eşlerini AKP’’ den Milletvekili yaptıran eş durumundan yazarlar,
2- Dış istihbarat örgütlerinin desteklediği, Türkiye’’deki adamları tarafından fonlanan, işi yalnızca Orduyu ve Devlet Kurumlarını yıpratmak olan gazeteler ve bazı vakıflardan aldıkları ücretlerle, görev yapan ve kendilerine Liberal Demokrat diyen yazar, çizerler.
Birinci bölümde iktidara yüzde yüz bağımlı ve denetimli medya grupları vardır. Yönetimlerinde kendi adamları vardır. Devletin her türlü kredi ve ihale desteği bunlardadır. Örnek vermek gerekirse, başında damat beyin olduğu, devlet bankalarından alınan kredilerle beslenen Sabah ve ATV gösterilebilir. Gülen tarikatının ise mali gücü yaklaşık 25 Milyar Dolar seviyesindedir. Her gün 700 bin adet gazete ve binlerce dergi ücretsiz dağıtılır. Öğrenci yurtları, okullar, dershaneler ilgi alanlarıdır. Örnek; Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi, Samanyolu TV.
İkinci bölümde ise, Soros ve Amerika kaynaklı vakıfların kişi bazında maddi destek verdiği yazarlar ve bunların yer aldıkları medya organlarındaki çalışmaları vardır. Kendisine ’“Türk’” denmesinden utanan ve son yılların sürpriz zenginlerden olan Ethem Sancak’’ın sahibi olduğu, Çetin Altan’’ın oğlanının ’“Başyazar’” olduğu Star Gazetesi ve Kanal 24 bunlardan biridir. Bir de adı gibi TSK’’ ne düşman olanlardan ’“Taraf’” olan, Çetin Altan’’ın diğer oğlanının başında olduğu, eşi CIA’’ da çalışan Yasemin Çongar’’ın da yardımcısı olduğu tetikçiler var.
Tüm bu kadar farklı dünyaların insanlarını, Maocusu, eski Bekaa vadisi militanı, devrimcisi, tarikatçısı, Hizbullahçısı, Liberali, İmam Hatiplisi, Komünisti bir arada tutan tek duygu var; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE DÜŞMANLIK.
Bu sözde demokrat kişiler örneğin, ABD’’nin Irak’’ı işgalinden bu güne kadar geçen sürede, yüz binlerce Müslüman’’ın öldürülmesi, binlerce Müslüman kadının ırzına geçilmesi konusunda kalem oynattılar mı?Hayır, oynatamazlar. Haysiyet celladı bu kişiler patronlarının emirleri dışına asla çıkamazlar.
Barzani denen eşkıya’’nın Peşmergeleri’’nin, Kerkük’’te Türkmen kardeşlerimizi katletmesi, işkence etmesi, yurtlarından sürmesi konusunda bırakın bir yazıyı, bir cümle ettiklerini gördünüz mü?Hayır göremezsiniz.
Yukarıda saydığım medya grupları dışında olanların da bu asker ve devlet düşmanlarına program yaptırmalarına ne demeli. Karşıt fikirlere yer vermek adına ülkeye yaptıkları kötülüğün farkında bile değiller. NTV ve CNN Türk’’teki programlara bakıyorum, içim kararıyor. Örnek; CNN Türk,’” Tecrübe Konuşuyor’” diye Hasan Cemal ve Cengiz Candar’’ın sunduğu program. Neyin tecrübesine sahip bu adamlar?Hangi konuda eserleri var?Programı bunlar yapınca elbette kendileri gibilerini çağırıyorlar. Bu ülkede yüz’’ün üstünde üniversite, on binlerce uzman bilim insanı var. Çağırsanız ya bu kişileri, çağırmazsınız, çünkü cehaletiniz ve ihanetiniz ortaya çıkar. Bu medya gruplarının patronları ve yöneticileri milletin içine girseler yaptıklarına pişman olacaklar.
Yıllardır bu profesyonel yıkımcıları dikkatle izleyen biri olarak kesin kanım şudur;
1- Bu yıkımcılar, Türk Silahlı Kuvvetleri, ’“Laik Cumhuriyetin’” yılmaz bekçisi olduğu için, yobazlığın, ortaçağ karanlığının düşmanı olduğu için Ordumuzdan nefret ederler.
2- Bu yıkımcıların, Türk’’e ve Türk Milletine düşman olmalarının sebebi, Ümmet kavramına inanmış olmalarından kaynaklanmaktadır.
Bu mücadele bu günün işi değildir. Cumhuriyetin kurulduğu günden beri, Atatürk’’ün Laik Cumhuriyeti kurduğundan beri devam etmektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca hiç bu kadar güçlü olmadılar, çünkü bizzat iktidarın bir kısmından destek alıyorlar.
Unuttukları ise şu; Türk Milletini tanımıyorlar, milletin sabrını zorluyorlar. Dünyanın en büyük emperyalist devletlerine karşı mücadele eden bu aziz millet, üç buçuk tarikat artığına ve satılmış kalemlere pabuç bırakmayacaktır.
Kararlıyız, yeminliyiz Atatürk’’ün bize emanet ettiklerini canımız pahasına koruyacağız.