Evet, zor zenaat MHP'li olmak. Hele şu sıralarda…
Partinin herhangi bir mensubu yerine koyuyorum kendimi, mesela Beydağ veya Kınık ilçesinde ikamet eden ya da ne bileyim Konak'ta, Karşıyaka'da hayatını sürdüren bir MHP'linin yerine… Gerçekten çok zor.
Çankırı'da Hatay'da, Edirne'de, Ağrı'da veya Trabzon'da MHP'li olmak da farklı değildir elbette...
Olanca gücüyle, şiddetiyle ve akla hayale gelmeyen oyunlarla taarruz eden birden fazla düşmanı; siyası muhalifi ve muarızı vardır bir MHP'linin… Bütün dünya emperyalizminin hedefinde de o vardır; bölücünün, teröristin de…
Bu bir evham, bir vehim veya algı hatası da olabilir. Fakat bir MHP'li böyle görür, böyle değerlendirir meseleleri. Çünkü o 'uğruna ölmeyi göze aldığı değerlere' yani kutsallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu konuda insan üstü bir savunma güdüsüyle hareket eder.
Mukaddesatına halel gelmesini istemez. Geçmişten alıp geleceğe taşıdığı değerlere, birer 'kutsal emanet' gözüyle bakar.
Ve en önemlisi 'Türk milletine' sarsılmaz bir inançla bağlıdır. Hem de çatlarcasına yaşanan bir imandır bu!... Bütün patolojisi, üstünlükleri, faziletleri ve zaaflarıyla kabul edilen millet bir MHP'linin en güçlü dayanağıdır diyebiliriz.
O yüzden, kendisini tercih etmese bile hakaret içeren sıfatlar yakıştırmaz milletine, yüzde şu kadarının zeka ve akıl seviyesi düşüktür diyebilme pespayeliğini göstermez,(!) gösteremez. Dedik ya inanmıştır çünkü ona, hem de çatlarcasına!...
Bilir çünkü, Türk Milleti'nin yaradılıştan gelen çok farklı özellikleri olduğunu. Bu hususiyetlerin Orhun Abidelerinde yüzlerce yıl öncesinden ölümsüz taşlara kazındığını…
Evet, şimdi zaman, gerçeklerle yüzleşmenin vaktidir. MHP 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinden yaralı çıkmış, istediği sayıda milletvekili çıkaramamış ve mensuplarını yeise sevk etmiştir. Bu doğru.
Fakat bu sonuç, her şeyin hitama erdiğini, kara günün kararıp gittiğini göstermez. Hiçbir zaman da göstermedi.
Çünkü az önce empati kurduğumuz, yerine kendimizi koyduğumuz bir MHP'li bu durumda evvela hatanın kendisinde, sadece kendisinde olduğunu bilendir. Milletinin tercih sıralamasında 'ilk' olamamak en başta onun eksikliğidir. Muhakemeyi, muhasebeyi ve murakabeyi hep bu temel üzerine oturtur.
Nasılsa kısa bir zaman sonra milletin kapısı yeniden çalınacak, ondan tekrar oy istenecektir. Bu defa gidilmeyen yerlere gidilecek, söylenmeyenleri söyleyebilmek için 'en iyi iletişim dili' kullanılacak, 'en sağlam siyasi strateji' saptanacaktır!
Ve o MHP'linin dilinde ve gönlünde her zaman şu beyit çağlayacaktır;
'Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten.' (N.K)