Ülke olarak 'yatıp kalkacak' mutlaka bir şeyler buluyoruz. Bunların bir kısmı uzun soluklu olurken bir kısmı ise saman alevi kıvamından öteye geçemiyor. Tamamının hükümet kaynaklı olduğunu bilmem söylememe gerek var mı? Muhalefete düşen ise sadece açılan labirentte oyalanmak…
Bunun kuşkusuz birçok nedeni var. İktidar olmanın avantajlarından başlayıp uzunca bir liste bir çırpıda yapılabilir. Yine de muhalefetin ülke gündeminin gerisinde kalmasının altını çizmek gerek…
Kaç kez yazılırsa yazılsın AKP kurmaylarının ve Başbakan Erdoğan'ın gündem değiştirmedeki uzmanlığı tam anlamıyla anlatılamaz. Bu bazen öylesi baş döndürücü hızla yapılıyor ki kendinizi pinpon topu izler durumda hissediyorsunuz. Nadiren de olsa 'büyüklerimizin'; 'bozuk plak' gibi aynı sözleri yineleyip, aynı yerde 'patinaj' çektiği de oluyor.
Böylesi durumlarda politikanın saplantıya dönüşmesinin örnekleri cömertçe sunuluyor. Tıpkı Suriye örneğinde olduğu gibi…
Hükümet, özelikle de Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Beşar Esad'ı saplantı haline getirdi dersek abartmış olur muyuz? 'Bütün yollar Roma'ya çıkar' misali bir fırsat yaratılıp Suriye ve Esad'a şöyle bir 'uğruyorlar'. Doğrusunu isterseniz geçen onca zamanda Suriye ve Esad rejimi neden Türkiye'yi bu kadar ilgilendiriyor, Esad'la Başbakan Erdoğan ve Davutoğlu'nun ne sorunu var anlamış değilim. Suriye mi Türkiye'nin sorunu haline geldi, Türkiye mi Suriye'ye sorun oluşturuyor bir türlü içinden çıkamıyorum.
Tek duyduğumuz 'Esad kendi halkına zulüm ediyor'. Öyle ya Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt vs. güllük gülistanlık, bütün liderler özgürlükçü, bölgenin uyumunu bozan çıbanbaşı konumunda sadece Esad kaldı! Anılan ülkelerde kadın oy dahi kullanamıyor demokrasi havarileri buraları görmezler mi?
Beşar Esad'ı göndermek için hemen peşi peşine senaryolar hayata geçiriliyor. Son olarak dost ve müttefikimiz İsrail'in senaryodaki rolü daha etkin hale getirildi. İsrail uçakları Suriye'nin istediği yerini, istediği zaman vuruyor. İsrail'in Gazze'de döktüğü kana Müslüman diye sahip çıkan hükümetin, Suriye sınırları içinde İsrail tarafından dökülen kanı görmezden gelmesi nasıl bir çelişkidir?
Çelişkiler şöyle dursun Suriye AKP hükümetinin 'komşularla sıfır sorun' politikasının tam anlamıyla iflası anlamına geliyor. Suriye konusundaki dış politikası 'karaya oturmuş', Libya örneğinde olduğu gibi sürecin kısa olacağı konusundaki beklentisi ise Rusya ve Çin'in esnemeyen tutumuna takılmış durumda. Bir hevesle çıkılan yollar bir yere varmadı anlayacağınız…
Bir yere varmadı ancak bir kez daha görüldü ki İsrail'e karşı 'sert' politikamıza rağmen aynı 'mevzide' omuz omuzayız! İşte bir çelişki daha demeyin. Ortada her hangi bir çelişki yok. Mavi Marmara gemisi olayından sonra Türkiye'nin İsrail'e karşı 'özür dilesin' demekten başka hangi yaptırımı oldu?
Başbakan Erdoğan Ortadoğu liderliği hayalleri kuradursun, tüm dünya biliyor ki Suriye'nin kaderini iki küresel güç yani ABD ve Rusya belirleyecek. Bizlere de her defasında aynı sözleri dinlemek kalacak.