Günlerden bir gün iş yerimden çıkıp parti binasına doğru yürürken MHP Ödemiş İlçe Başkanı yanında sima olarak tanıdığım bir adam olduğu halde bana laf atar. Ayrı partilerden de olsak hal hatır sorar, hoş sohbet ederiz vesselam! Kısa bir ayaküstü sohbet sonrasında partiye gideceğimi söyleyip izin isterim. (O zamanlar her gün partiye en az iki kere uğrayan ender insanlardanım. Şimdi kapısından bile giremiyorum o başka…) MHP'li başkan merak etme 'Emin amcan varken partiye bir şey olmaz' diye espri yapar. Yanındaki adam hemen söze katılarak bu konudaki ilginç bir anısını anlatmak ister. Demokrat Partili bu adam emekli bir bankacıdır. CHP'nin ağır bir yenilgiye uğrayarak baraj altında kaldığı seçimlerin bir gün sonrasında bu adam bir işi nedeniyle sabah erken saatlerde çarşıya çıkar. CHP ilçe binasının kapısını açık görünce merak eder. Kapıdan girip, yukarı çıkar. İlçe Başkanı Emin Öztürk partidedir. Adam kendisini tutamaz sorar: 'Emin ağabey, partin barajın altında kaldı. Sen sabahın köründe buradasın. Bu nasıl iş?' Emin Öztürk'ün verdiği cevap ise o adamı etkileyen müthiş bir dersle doludur: 'Seçimi alsaydık herkes burada olurdu. Önemli olan böyle bir günde partiyi boş bırakmamak!'
Bu kısa ama hakikatli hikaye inanın beni de çok etkilemiştir. Bugün değerli bir kalem olduğuna inandığım Hamdi Türkmen'in yazısını okuyunca böyle bir yazı yazmak istedim. 'İddialar doğru mu?' başlıklı yazısı severek okuduğum diğer yazılarından biriydi. Bu yazımla Hamdi ağabeyin düşüncelerini ne kadar değiştiririm bilmem ama şahsen en azından içimin rahatlayacağı kesin…
Hamdi ağabeyi yalnızca yazılarından tanırım. Ödemiş'le ilgili kendisine ulaştırılan bu iddialar doğru değildir! Çoğumuz biliriz ki; belediye başkanı, milletvekili gibi önemli görevlere gelmenin yolu büyük oranda ilçe başkanlığından geçer. Emin Öztürk gibi bir adamın 70 yaşından sonra böyle bir amacı olmadığı apaçık ve tatışmasızdır. Ödemiş'te iki yerel ve dört genel seçim zaferi Emin Öztürk'ün başkanlığı döneminde kazanılmıştır. Ve ne zaman partiden uzaklaştırıldıysa da maalesef sonuç hep hüsran olmuştur. Metropol bir ilçe olmamasına rağmen bugün partinin 350 m2 bahçeli bir tapusu varsa da bu yine onun mücadelesinin eseridir. Ki bu tapu devrinin bile ilginç bir hikayesi vardır. Son ilçe kongresinde bir dahaki sefere aday olmadığını ilan eden Emin Öztürk kalıcı bir eseri olsun istemiş ve parti binası alınması yönünde genel merkeze yoğun bir baskı uygulamıştır. Nihayetinde bina sahibi ile anlaşılmış ve genel merkezden para beklenmektedir. Beyin kanaması geçirerek Ege Üniversitesi'ne kaldırılan Emin Öztürk kendi eşi ve çocuklarını bile tanıyamaz durumda iken ziyaretine gelen Ali Rıza Bodur'a sorar: 'Para yattı mı?' Bodur önce konuyu anlayamaz ve şaşırır; 'Ne parası abi?' der. Emin Öztürk zar zor konuşarak 'Partinin bina parası Ali Rıza, partinin bina parası' der..Can derdini boş vermiş partisini düşünen bu adam amacına ulaşır.
Şimdi partinin çok güzel bir binası vardır. O binada; fesleğenler, güller ve insana sevgi vardır. Gariptir ama partinin kedisi bile vardır. Kedinin adı emek'tir. Ve emek nankör değildir. Oraya gelen her misafir yüzlerce partiliyle karşılanır. Emin Öztürk'ün katıldığı her yemekte yaş ortalaması 25-30'dur. Kadın ve Gençlik Kolu Türkiye'de enderdir. Birlikte ve omuz omuza çalışır. Pazar günü bile arasanız Emin Öztürk oradadır. Emin Öztürk gençlerin babası, abisidir. O varsa partinin borcu yoktur. Bir sözü milyarlara bedeldir.
Üç-dört yıllık siyasi maceram içerisinde beni her zaman ön plana atmıştır. Kıskanıp sakınmamıştır. Arkamda durmuş her daim beni savunmuştur. Beni eli kolu bilmiştir. Nihayetinde şer odakları ilk olarak elini kolunu kesip beni partiden uzaklaştırmıştır. Emin Öztürk tepkilidir. Bir gencin harcanmasına ve haksızlığa uğramasına içerlemiştir. Ve kamuoyunun konuştuğu bu süreç bu şekilde başlamıştır.
Emin Öztürk dört ay sonra yoktur. Peki, o zaman sorun nedir? Sorun belediye başkanlığı, milletvekilliğidir. Kavga belediye başkanlığı ve milletvekilliği kavgasıdır. Dört ay sonra yoktur, aday değildir. Sorun; onun o gibi görüp o gibi düşünen vefakar ekibidir. Bileğinin hakkı ile gelen bu adamı onca emek ve mücadelesine hele ki önümüzdeki kongrede aday değilim açıklamasına rağmen harcamak istemelerinin tek nedeni 'biz' olmak yerine 'ben' olmak istemeleridir.
Atladıkları bir şey varsa o da Emin Öztürk'ün önümüzdeki delege seçimlerini kendisi için değil partisi için yapacağıdır. O orada olduğu sürece birilerinin delege seçimi yapılmayacak partinin delege seçimi yapılacaktır. Kendisini çok iyi tanıdığım için biliyorum ki bu süreçten sonra kimseye ayrıcalık sağlamayacak parti içindeki rakiplerinin bile delege olmasını isteyerek kimseyi ötekileştirmeyecektir. Ancak bununla bile yetinmeyen bazı insanlar delege seçimleri öncesinde elinden geleni ardına koymayacaktır.
Sevgi, saygı ve selamlarımla…