Bazı yörelerde Çarık derler adına, bazı yörelerde de Cizlavet.
Yeni duydum ki İsveç'linin icadıymış mübarek.
Yıllar evvel tütün tarlasında, ekinde, zeytinde giyerdik biz onları.
Daha çocuk yaştaydık.
Eski lastiklerden yapılır, kara renkli, bacık görünümlü baskılı ama bacık sızdılar.
Hiç kirli durmaz, boya istemezdiler.
Gir hayvan damına bas pisliğe, çamurda gez gir bir su birikintisine üç-beş kez sürttür altını yere,
bir bakmışsın ki olmuşlar tertemiz.
Ayağına su geçirmez, ıslanınca nem tutmaz.
Kışın buz gibi, yazın fırın mı fırın.
Fiyatı ise ucuz mu ucuz.
Sonra okula giderken tokalısını giydik ve vazgeçtik ondan.
O da lastiktendi, ama biraz daha düzgün şekilli.
Sonra kundura giymeye başladık altı lastik üstü çakma deri.
Paran varsa kösele tabanlı.
Sonra kunduranın da adını modernleştirdik yaptık ayakkabı.
Elli yıldır görmemiştim çarığı ne ayağımda ne de etrafımda ki ayaklarda.
Sonra birden 75 yaşında ki Ermenekli Recep Gökçe amcanın ayağında gördüm ve tekrar anımsadım onu.
Yırtık pırtıktı her yanı.
Recep amca evladını köhne maden ocağında kurban vermişti ya dikkati toplamıştı yıllardan sonra. Olmasaydı bu menfur olay, yitirmeseydik on sekiz madenci emekçiyi yine hatırlamayacaktık çoğumuz o Çarığı.
Zannetmiştik ki elli yıl öncesinde kalmıştı o yoksulluk günleri.
Yoktu ya artık ekmekte bile karne, tüp gazda, şekerde kuyruklar.
Zenginleştik sanmıştık köylerden, kentlere.
Haklıydık ta.
Hiç göstermemiş ti yıllardır o renkli tv'ler bize o Çarığı.
Gazetelerde hiç poz vermemişti o Çarık.
Yoksullar yoktular gündemimizde.
Biz onları öldükçe şöyle bir hatırlıyorduk.
Bize ' Türkiye çağ atladı' demişlerdi devlet büyüklerimiz.
Mili gelir kişi başı on bin doları geçmişti hani!
Herkes köşeyi dönmüştü ya ufaktan!
Köylüde milletin efendisiydi .
İşte bizde unutmuştuk bu ve benzer nedenlerle o Çarıkları ve de Çarıklıları.
Baktık ki sonra Recep amcanın ayağında yırtık pırtık haliyle kütttt diye karşımızda.
Şooook oluverdik.
Bizleri yıllarca yöneten onca hükümetin uydurmalarını, yalanlarını vurdu yüzümüze.
Recep amca ve yırtık Çarıkları.
Oysa biz ne güzel uyuyup duruyorduk kendi halimizde.
Huşu içersindeydik dualarımızla.
Barlarımız, danslarımız ve bol gürültülü müziğimizle mutluluk içindeydik.
Çuvallarla oy atmıştık bu bizi uyutanlara.
Onlarla gurur duyup, tüm dünyanın da duyduğunu zannetmiştik.
Sonra sarsılıverdik hep beraber Ermenek bozkırında Soma'dan sonra ikinci defa.
Yoksul bir Recep amca, yırtık bir çift lastik Çarık onca muhalifin anlatamadığını anlatıverdiler bize.
Onca halkla ilişkiler uzmanını, onca siyasal iletişim yönetimi görevlisini çaktır ı verdiler sınıflarında.
Bütün algı yönetimi yöntemlerini boşa düşürüverdiler.
Her seçimde trilyonlar harcanan broşürler, kitapçıklar, afişler, reklamlar ve mitingler Recep amca ve Çarıkları kadar etkili olamadı insan üstünde.
Yüzlerce köşe yazısı yazıldı onlarla ilgili.
Ulusal ve dünya gazetelerinde binlerce haber.
Tv ve radyolarda saatler tutan anlatımlarda hep Recep amca ve Çarıkları vardı.
Muhalefet liderleri Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'den çok yer aldılar sosyal medyada.
Dünyada ve Türkiye'de en çok tanınan ikinci Recep oldu gariban Recep amca.
İnsanlar utandılar her sabah giyerken kendi pahalı ayakkabılarını.
İnanın bende utanıyorum orta kalitedeki ayakkabımdan geldikçe aklıma o Recep amca.
Biz utandık ya utansınlar istiyorum bizleri aldatanlarda.
Ve pişman olsun istiyorum aldatanı alkışlayanlar.
Oy veren o yoksul insanlar da pişman olsun istiyorum desteklerinden.
Olmasın istiyorum bir Recep açken diğerinin bir eli yağda bir eli balda.
Olmasın istiyorum ayaklarda avantadan gelen milyarlık İtalyanlar.
Olmasın istiyorum ne sömürülen ne de ezilen bu güzelim dünyamızda.
İnananlar olmasın aldatanlara.
Gözler kör, kulaklar sağır, ağızlar dilsiz, eller bağlı olmasın istiyorum.