EGEDESONSÖZ- Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Batıçim'in İzmir'in Aliağa ilçesinde kurmayı planladığı 3,5 milyon ton/yıl kapasiteli klinker öğütme ve paketleme tesisine ilişkin verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporunun önemli tespitler içerdiğini açıkladı.

EGEÇEP, bilirkişi heyetinin proje tanıtım dosyasını bilimsel ve teknik açıdan yetersiz bulduğunu, bu nedenle söz konusu kararın mevzuata uygun olmadığı yönünde görüş bildirdiğini belirterek, mahkemeden kararın iptalini istedi.

İstanbul İddianamesi ile gündeme gelmişti… Batıçim'in milyarlık projesine onay!

EGEÇEP’in açıklaması şu şekilde:

Bilirkişi Raporu Aliağa'da Çevrenin Bilimsel Olarak Yeterince Korunmadığını Ortaya Koydu

İzmir Aliağa Horozgediği'nde Batıçim tarafından yapılması planlanan 3 milyon 500 bin ton/yıl kapasiteli Klinker Öğütme ve Paketleme Tesisi için İzmir Valiliği tarafından verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına karşı EGEÇEP ve yaşam savunucuları olarak açtığımız davada hazırlanan bilirkişi raporu, çevreyi doğrudan ilgilendiren son derece önemli tespitler içermektedir. Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi heyeti, proje hakkında hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası'nın birçok temel konuda bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğunu ortaya koymuş, bu eksiklikler nedeniyle verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının bilirkişiler tarafından oybirliği ile mevzuata uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bilirkişi raporunun en çarpıcı yönü, projenin gerçekleştirileceği alanın özelliklerinin gerçekte yeterince incelenmediğini ortaya koymasıdır. Raporda, proje dosyasında kullanılan jeolojik haritanın standartlara uygun hazırlanmadığı, rapor içeriğiyle uyumsuz olduğu, hatta jeoloji mühendisliği disiplininin konusu olan haritanın çevre mühendisi tarafından imzalandığı belirtilmektedir. Bunun yanında diri fay haritasının "heyelan haritası" olarak sunulması gibi kabul edilemeyecek teknik hatalara dikkat çekilmiş; proje alanının jeolojik yapısı, hidrojeolojik özellikleri, yeraltı suyu sistemi ve çevresel etkileri hakkında yapılan değerlendirmelerin yüzeysel kaldığı açıkça ifade edilmiştir.

Raporda özellikle Hayıtlı Deresi'ne ilişkin değerlendirmeler dikkat çekmektedir. Bilirkişi heyeti, derenin proje alanının hemen yanında bulunmasına rağmen taşkın, yüzey akışı ve hidrolojik etkilerin bölgeye özgü bilimsel çalışmalarla ortaya konulmadığını; bölgesel bilgilerle yetinildiğini vurgulamaktadır. Çevresel risklerin somut olarak ortaya konulamadığı bir dosyada çevresel etkilerin de sağlıklı biçimde değerlendirilemeyeceği açıktır. Bilirkişi de tam olarak bunu söylemektedir.

Oysa Aliağa herhangi bir yatırım alanı değildir. Yıllardır termik santrallerin, demir-çelik tesislerinin, petrokimya sanayisinin, limanların, gemi söküm tesislerinin ve kömür depolama alanlarının baskısı altında yaşayan Aliağa, Türkiye'nin en ağır sanayi yükünü taşıyan bölgelerinden biridir. TÜBİTAK MAM, Ege Üniversitesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı bilimsel raporlar; hava, su, toprak ve bitki örtüsündeki kirliliğin artık sürdürülemez boyutlara ulaştığını ortaya koymuştur. Biz dava dilekçemizde tam da bu nedenle Aliağa'da planlanan her yeni yatırımın mevcut kirlilik yüküyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, kümülatif etkinin göz ardı edilmesinin çevre hukukuna aykırı olduğunu ifade etmiştik.

Bilirkişi raporu, çevresel kararların varsayımlarla değil bilimsel çalışmalarla alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. ÇED süreci, şirketlerin verdiği taahhütleri kayda geçirmek için değil; doğaya, suya, toprağa ve insan sağlığına verilebilecek zararları önceden ortaya koymak için vardır. Bilimsel belirsizliklerin bulunduğu, çevresel risklerin yeterince araştırılmadığı ve temel mühendislik disiplinleri bakımından ciddi eksiklikler taşıyan bir proje hakkında "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesi, çevre hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Aliağa'nın artık kaldırabileceği yeni bir çevresel yük kalmamıştır. Bölgede yaşayan insanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, sanayi yatırımlarının hızına feda edilemez. Çevreyi korumanın yolu, eksik hazırlanmış proje dosyalarını onaylamak değil; bilimsel gerçekleri esas almaktır. Bilirkişi raporu, çevresel etkilerin yeterince ortaya konulmadığını ve kararın sağlam bilimsel temellere dayanmadığını açık biçimde ortaya koymuştur.

Mahkemenin, bilirkişi heyetinin bilimsel değerlendirmelerini dikkate alarak hukuka aykırı "ÇED Gerekli Değildir" kararını iptal edeceğine inanıyoruz. EGEÇEP olarak Aliağa'nın havasını, suyunu, toprağını ve yaşam hakkını savunmaya; çevreyi değil yaşamı esas alan bir hukuk anlayışı için mücadele etmeye devam edeceğiz.

EGEÇEP – Ege Çevre ve Kültür Platformu



PROJE HAKKINDA
Aliağa ilçesi Horozgediği Mahallesi’nde Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. tarafından kurulması planlanan 3 milyon 500 bin ton/yıl kapasiteli Klinker Öğütme ve Paketleme Tesisi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı aldı.

Polymarket erişime engellendi: Karar Milli Piyango'dan geldi
Polymarket erişime engellendi: Karar Milli Piyango'dan geldi
İçeriği Görüntüle

Tesis, 103 ada 15 parsel üzerinde yer alacak. 65 bin metrekare büyüklüğündeki sanayi alanına kurulacak tesisin arazisi Batı Anadolu Grup bünyesindeki Batıliman Liman İşletmeleri A.Ş.’ye ait bulunuyor. Batıçim, söz konusu alanda kiracı olarak faaliyet gösterecek.

Tesisin hammaddesi olan klinker, Batıçim’in Söke tesislerinden ve diğer fabrikalardan tren ve karayolu ile Aliağa’ya taşınacak. Üretilen çimentonun bir bölümü iç piyasada satılacak, bir bölümü ise tesise 1,5 kilometre uzaklıktaki liman üzerinden ihraç edilecek. Proje için toplam 871 milyon 930 bin 773 TL bütçe ayrıldı.