Son 10 yıldır adım adım izlediğim Aziz Kocaoğlu'nu hiç böyle görmedim. Hiç bu kadar hazır…
Hiç bu denli reaktif, enerjik…
Son iki günde izlediğim Aziz Başkan, büyük maça zihinsel olarak hazırdı.
Hatta maçın ilk dakikalarında üst üste 2 hatta 3 gol birden atarak müsabakanın sonucuna dair ipucu veriyordu. Gönülsüzlüğü yüzüne yansıyan Bakan Yıldırım'a 'hoş geldiniz' diyen Kocaoğlu ilk golü 'ithal damgasıyla' attı. Rakibini havalimanında karşılayıp sonra uğurlaması İzmir'e yakışır bir nezaketti.
Ama 'Bakan Bey'e İzmir'e hoş geldiniz diyorum' diyerek hiciv sanatının inceliklerini sahaya yansıtmayı ihmal etmedi.
İkinci gol ise rakibinin elinin kaldırılmasından dakikalar sonra İzmir İl Başkanlığı'na sunulan dosyayla atıldı. Yine kendisine yakışır mütevazilikle 'Tek başına' gittiği İl Başkanlığı'na dosyasını veren Kocaoğlu gündeme ortak oluyordu. Yani televizyonların haber bültenlerinde, gazetelerin manşetlerinde rakibi Yıldırım'ı yalnız bırakmıyordu.

Ve son gol Homeros'un adı verilen meşhur Uçanyol'un açılışında atıldı.

Başbakan Erdoğan'a İzmir'e yapılan kamu yatırımları üzerinden yüklenen Aziz Başkan, 'Son 3 seçimdir adaylık açıklaması yaptığınız spor salonundan' il kongrelerini yaptığınız Halkapınar'a kadar tüm yatırımları kuruşuna kadar Büyükşehir Belediyesi bütçesinden yaptık' diyerek İzmir'e 21 katrilyonluk yatırım yaptık diyen Erdoğan'a rakamlara olan hakimiyetini hatırlatıyordu.
Hem de Erdoğan'ın kenti hop oturtup hop kaldıran eylem ve söylemlerine girmeden… Yani değerler siyaseti yapmadan…
Homeros Bulvarı açılışındaydım.
Ve Başkan Kocaoğlu'nın, İzmir ayazında kendisini yalnız bırakmayan hemşehrilerini ateşli konuşmasıyla ısıtmayı başardığını bizzat gördüm.
Bakan Yıldırım'ın yüzüne yansıyan mutsuzluğuna inat Kocaoğlu Yıldırım'la yarışacak olmanın keyfini yaşıyor gibiydi. Yıldırım'la kişisel bir hesabı olduğundan değil elbet…
Lakin Aziz Başkan'ın yüzünde kendi evinde 'rövanş oynayan' takımın kaptanı gibi keskin bir kararlılık vardı.
Rakibe 'hoş geldiniz' diyerek saha ve seyirci avantajının kendisinde olduğunu hatırlatan Başkan, Homeros Bulvarı'nın açılışında orada olan en az 5 bin kişiyle gövde gösterisi yapıyordu.

Son süreçte kendilerine 'gezi gençliği' diyerek 4-5 yıl öncesinden arşivlerden çıkardıkları bir fotoğrafla Kocaoğlu'nu 'Tayyip Erdoğan'ın önünde eğilmiş' gösterenler, Homeros Bulvarı'ndaki konuşmayı dinlemişlerse eminim yaptıklarından utanmışlardır.
Çünkü orada 'eğilen, bükülen değil, hesap soran, meydan okuyan bir başkan' vardı.

Kısacası müfettiş yağmuru, vergi denetmeni baskısı, özel yetkili operasyonlarla deyim yerindeyse son beş yılında nefes aldırılmayan üstüne 400 yılla yargılanan Kocaoğlu'nun 30 Mart'ta halkın önüne konulacak sandığa ne denli motive olduğunu 48 saatlik adımlarından anlamak mümkündü.
Eylem ve söylemleriyle yaşadıklarının, çektiklerinin hesabını da sandıkta görmeyi istediği belli olan Başkan Kocaoğlu, şimdi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan gelecek son hamleyi bekliyor.
ABD'de verdiği bir televizyon röportajında 'İstediği sürece adayımız Aziz Kocaoğlu'dur' diyen Kılıçdaroğlu'nun farklı bir adım atması beklenmiyor bu aşamadan sonra.
Zaten Cumartesi günkü kalabalığın da anlamı biraz buydu zaten.
Aday adaylarının yoğun ilgi gösterdiği Kocaoğlu'nun ilçeleri ilişkin tavrının ne olacağı merak konusu…
Dahası 'aday dayatması' yapıp yapmayacağı…
Aldığım izlenimler Aziz Başkan'ın körü körüne bir aday dayatması yapmayacağını gösteriyor.
Dengeleri oynamaktan çok seçim kazanmayı önceliğine koymuş bir başkan…
Tabi ki doğru adaylarla…
Son beş yılda çektiklerini unutmayan ama intikam peşinde de koşmayan…
İzmir'in tüm ilçelerinin demografilerine uygun adayları bilen, potanın üzerindeki tüm aday adaylarını çok yakından takip eden…
Sağ gösterip sol vurmaya çalışan bazılarının cemaziül evvelini bilen, sinci/kurnaz isimlere pirim vermeyen, 'adaylık ile adamlık' dengesini gözeten, birlikte yol yürüyüp kader birliği etmeye ve de gezi ruhuna uygun profillere yakın markaj yapan…
Tüm bunları yaparken başta Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere partinin üst yapısının da onayını almaya özen gösteren…
Çatışmadan çok çalışma prensibiyle huzurlu bir beş yılın hayalini kuran bir Başkan…
*
Bir süre sohbet etme fırsatı bulduğum Aziz Başkan'dan aldığım enerji tam olarak böyleydi.

Ama daha da önemlisi rakibi Yıldırım'ı son iki yıldaki söylemleriyle mindere çekmeyi başarmış, hükümetin en uzun soluklu, en icracı hatta en başarılı bakanıyla yarışıyor olmanın verdiği ekstra motivasyonu bünyesine yüklemiş bir başkan gördüm.
Başka bir aday Kocaoğlu'nu bu denli motive edemezdi.
Homeros Bulvarı'nın açılışında yaptığı konuşmanın son beş dakikasını dinleseydiniz, Aziz Başkan'ın adeta olimpiyat şampiyonu Hüseyin Bolt gibi gibi depar attığını görürdünüz.
**
Ve böyle başlayan maçın ilerleyen dakikalarında Yıldırım'ın Kocaoğlu'na nasıl karşılık vereceğini merak ediyoruz. İlk karşılığı ilçe listeleriyle olabilir.
İlçelerde güçlü figürlerin adı konuşuluyor.
Cemil Şeboy'dan İlknur Denizli'ye, Hamza Dağ'dan Bilal Doğan'a… Necip Kalkan'dan Hamit Nişancı'ya, Mustafa Cenger'e…
Merkez sağ algısı yaratıp, İzmir'in dokusuna uygun aday yapısıyla CHP'ye ilk golü atmaya hazırlanan AK Parti'de maçı çevirmeye dönük kozmik planlar yapılıyor.
Medyayı etkin kullanıp, maddi açıdan güçlü bir kampanyayla kentte etkin olmaya çalışacak olan AK Parti'nin CHP'ye nasıl karşılık verdiğini, CHP'nin bu hamlelere nasıl yanıt vereceğini, MHP'nin tüm bu ikili yarışın neresinde nasıl var olacağını izleyip göreceğiz.

Not: Cumartesi günü Balbay'ı da izledik. Özgürlüğü İzmir'e getiren Balbay'ın etrafının çoğu Baykalcı bir yapı tarafından kuşatıldığını da gördük. Ulusalcı yapının önde gelen simalarının da Balbay'ın çevresinde etten bir duvar ördüğüne şahit olduk.
Tabi ki Balbay ile Baykal arasındaki fonetik yakınlıktan oluşmadı bu tablo. İlk olarak son süreçte sahipsiz kalan yapının Ankara'da tutunacak güçlü bir dala ihtiyacı vardı. 30 Mart yarışında tutunacak bir dala… Ama bir biçimde Balbay'ın etrafını saranlar yarınlarda özellikle de 31 Mart'tan itibaren başlaması beklenen yeni süreçte onu farklı bir noktaya sürükleyebilir.
Kısa vadede Balbay'ın hürriyeti İzmir'in bir ilçesinde İGC Başkanı Atilla Sertel lehine fark yaratacaktır. Tabi ki olursa… Bu ilçenin Bornova olması kuvvetle muhtemeldir. Ama Konak da olabilir.
Dedim ya… İzleyip, göreceğiz.