Merhaba,
İki haftadır bir yandan altıncı yılımızda Türk Kızılayı ile gerçekleştirdiğimiz Ramazan Bağışı Kampanyası üzerinde çalışırken bir yandan da ikinci yazımın konusu üzerinde düşünüyorum. Ülkemizde gerek şirketler açısından gerekse akademik anlamda hala çok önemli fırsatların sözkonusu olduğu Sosyal Sorumluluk ve Osmanlı'dan günümüze bir gelenek olarak Yardımseverlik üzerine yazmayı planlarken, bir önceki yazımla da bağlantılı olarak sosyal medyada her geçen gün biraz daha artmaya başlayan bireysel yardım çağrılarından hareketle, Sivil Toplum Kuruluşları ve sosyal medya ilişkisi üzerine gözlem ve deneyimlerimi paylaşmanın daha güncel ve ilgi çekici olacağına karar verdim.
Sosyal medya araçlarının hayatımızdaki yeri her geçen gün biraz daha artarken, bu alanlar artık sadece iyi birer reklam mecrası değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk çalışmaları ve yardım çağrıları için de cazip birer iletişim kanalı olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizin en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Kızılayı'nın 80 bine yakın takipçisi, Twitter aracılığı ile kampanyalar ve yapılan çalışmalar hakkında düzenli olarak bilgilendiriliyor. Arama ve kurtarma çalışmaları konusunda başarılı bir yapılanmaya sahip olan ve sadece ülkemizde değil yurtdışında da kanıtlayan AKUT'un 110 bine yakın takipçiye sahip olduğunu görüyoruz. Yine AKUT'un il teşkilatlarının daha sınırlı sayılarda da olsa Twitter'da takipçilerini bilgilendirmeyi sürdürdüğünü görmek sevindirici. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın 5000'e yakın, WWF Türkiye'nin ise 12 bin civarında takipçisi varken Tema Vakfı'nın 2000 dolayında takipçi ile Twitter'da oldukça gerilerde yer aldığını belirtelim. Türkiye'de 12 bin takipçisi bulunan WWF'in dünyada birden çok isimle Twitter'da kendine yer bulduğunu ve bu sayede 1 milyonun üzerinde takipçiye sahip olduğunu görüyoruz. Bu noktada kurumsal yapılanmaya sahip STK'ların güncel eğilimleri daha kolay yakaladığını ve ülkemizde bu alanı değerlendirebilen Sivil Toplum Kuruluşu sayısının 10'u geçmediğini söyleyebiliriz.
Facebook'ta durum biraz daha farklı. Örneğin AKUT'un Twitter'daki yüksek takipçi sayısına karşılık Facebook ana sayfasını beğenen sayısı 2000, Türk Kızılayı'nın ise 23.000 civarında. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nda ise ilgi çekici bir durum sözkonusu. TEGV'in Twitter'daki 5.000 dolayındaki takipçisine karşılık Facebook'taki katılımcıları 10 katı daha fazla, 50 bin kişi.
Artık pek çoğumuzun az çok faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduğu Lösev'in ise Tweeter'da sadece konular içinde sözü geçip henüz bir hesabı bulunmazken, Facebook'ta 163 bin kişiyle önemli sayıda katılımcıya ulaşmış durumda.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Burada öncelikle iletişimciler ve akademisyenler için iyi birer araştırma alanı doğuyor. Aynı STK'nın farklı sosyal medya mecralarında 'takipçi' ya da 'beğenen' olarak çok farklı katılımcılarının olması, iletişim kanallarının etkinliği ya da STK'nın o mecradaki etkinliği ile mi gelişiyor ya da sadece rastlantısal bir sonuç mu?
Takipçilerin yardım etkinliklerine etkin katılım ya da üyelik/gönüllülük oranlarına gelince; sosyal medya kanallarında bir ya da birden çok STK'nın takipçisi, gerçek yaşamda bir STK'ya üye mi, yoksa destekler sadece sanal ortamla mı sınırlı kalıyor? Bu konuda yapılan araştırmaları ve güncel gelişmeleri takip ederek kendilerini yenileyen Sivil Toplum Kuruluşları, sosyal medyadan gerçek anlamda bir fayda sağlayabilir mi?
Bireysel yardım çağrılarına gelince, Twitter'ın daha etkin olduğu bireysel yardım çağrılarında ise yardım taleplerinin ne ölçüde yanıt bulduğu, yani çağrıyı takipçilere yönlendirmenin ne derece etkin yanıt bulduğu, bir diğer deyişle takipçilerin etkinliği üzerinde düşünmek gerekir. Örnek olarak, Gözde için yaptığımız çağrılarda bir milyona yakın takipçisi bulunan Emre Aydın gibi ünlülerin paylaştığı çağrıya (@RT) gelen yanıtların çok da fazla olmadığını üzülerek belirtmeliyim. Tabii burada, yapılan çağrının takipçiler için önceliği ya da toplumda yankı bulan bir konu olmasının da etkili olabileceği göz önünde bulundurulmalı. Acil kan talebi ya da ilik nakli gibi konularda desteklerin işe yarıyor olmasını diliyoruz.
Her şekilde, gerek STK'lar açısından gerekse bireysel yardım çağrıları için sosyal medyanın çok önemli bir kaynak olduğunu, mecraları etkin kullanma yöntemleri geliştikçe daha fazla kişiye ulaşmanın ve daha fazla destek bulmanın mümkün olduğunu gözardı etmeyelim.
Bir sonraki yazımda daha detaylı olarak anlatacağım 'Yardımseverlik' ve 'Sosyal Sorumluluk' konularında da, sosyal medya ve iletişim kaynaklarının etkinliği ile önümüzdeki yıllarda çok daha farklı boyutlar kazanacağı ve bu konularda yapılan araştırmalara yeni yönler kazandıracağı bir gerçek. Ben bir iletişimci olarak önümüzdeki birkaç yılı, STK'lar, sosyal sorumluluk çalışmalarını planları içine almış ya da alacak olan şirketler ve bağışçılar tarafında davranış ve eğilimlerin, iletişimin yeni boyutlar kazanmasına pararlel olarak nasıl değişeceğini ve gelişeceğini, bu değişim ve gelişmelerin sonuçlarını merakla takip ediyor olacağım.
Sanal gerçekliklerin algılarımızı her geçen gün biraz daha değiştirdiği günümüzde, güncel iletişim kanallarını etkin kullanmak kadar, hala insanla yüzyüze iletişimin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple, bir çocuğun gözyaşını silmenin ya da size uzanan bir yardım eline karşılık vermenin, herşeyden önce insan olarak önceliğimiz olduğunu unutmayacağımız
bol iletişimli günler diliyorum.
-
Gizlilik Politikası | Ege'de Son Söz Gizlilik Sözleşmesi İletişim Topluluk Kuralları | Ege'de Son Söz Yayın İlkeleri | Ege'de Son Söz Dünyadan EgeTeknoloji Yerel Politika Yerel Yönetimler Aliağa Haberleri Balçova Haberleri Bayındır Haberleri Bayraklı HaberleriBergama Haberleri Beydağ Haberleri Bornova Haberleri Buca Haberleri Çeşme Haberleri Çiğli Haberleri Dikili HaberleriFoça Haberleri Gaziemir Haberleri Güzelbahçe Haberleri Karabağlar Haberleri Karaburun Haberleri Karşıyaka Haberleri Kemalpaşa Haberleri