Keşke başarılı olsaydı da bu yazıda, yapılan iyi, güzel, başarılı işlerden bahsedebilse idik.’¶
Bu ülkede yaşayan aklı başında herkes, oy vermese de işbaşındaki iktidarın başarılı olmasını ister. Hem ülkesiyle gurur duymak için, hem de bu başarıların vatandaş olarak kendisine de yansıyacağını bildiği için.
Çok Partili siyasi hayata geçtiğimizden bu güne tam 59 yıl geçti. İnsan ömrü için uzun, devletlerin hayatında çok kısa bir süre.
Bu 59 yılda, yaşadığımız olaylardan sadece biri herhangi bir Avrupa ülkesinin başına gelseydi, hala şoku atlatmak için uğraşıyor olurdu.
59 yılda, 3 Askeri Darbe, Başbakan ve 2 Bakanın idamı, 40 Bakan ve Milletvekiline ömür boyu hapis cezası, yüzlerce Milletvekiline 4- 5 yıl hapis. Yetişmiş insanların biçilmesi. Kıbrıs Barış Harekatı ve sonucunda yıllarca uygulanan ekonomik ambargo. 1.Körfez savaşı, 500 bin insanın Türkiye’’ye sığınması ve zengin- hür dünyanın ilgisizliği, 12 Eylül 1980 öncesi dış destekli terör ve maalesef yetişmiş 5 bin’’e yakın gencimizin kaybedilmesi. 1984 yılından itibaren yaşanan, Suriye ve Irak’’ta yuvalanan, desteklenen Yunanistan’’da- Rusya’’da-Ermenistan’’da eğitim ve Lojistik kampları bulunan, Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından para-silah-malzeme desteğine sahip, Uyuşturucu, İnsan, Organ kaçakçısı PKK terör çetesi. 40 binden fazla insanımızın yitirilmesi, 250- 300 Milyar Dolar ekonomik kayıp. Irak’’ın ABD-İngiltere- İsrail tarafından işgali, Irak’’ın bölünmesi, Türkiye üstüne planlanan oyunlar, içten ve dıştan kaynaklanan ekonomik krizler.
Bu olaylar, 59 yılda yaşadıklarımızın bazıları.
Bu dönemde Türk Milleti sadece 4 Partiye TEK BAŞINA İKTİDAR verdi. DEMOKRAT PARTİ, ADALET PARTİSİ, ANAVATAN PARTİSİ, ADALET ve KALKINMA PARTİSİ.
DP deyince, ’“Yeter Söz Milletindir’” cümlesinde belirtilen tam bir halk hareketi, Sanayileşme başlangıcı, tarımda atılım ve yatırım, BAYAR- MENDERES aklımıza gelir.
AP deyince, 1965- 1971 arası %7 Kalkınma, %5 Enflasyon, Türkiye’’nin Şantiye haline gelmesi, Barajlar, Yollar, Altyapı, Köylere hizmet, Sanayinin canlanması ve BARAJLAR KRALI DEMİREL aklımıza gelir.
ANAP deyince, Türkiye’’nin dışa açılması, Ekonomide Liberalizm, Telekomünikasyonda devrim ve ÖZAL aklımıza gelir.
Şimdi biliyorum ki, oturduğu apartmana bile yönetici seçilemeyecek kapasitedeki bazı gazeteciler ve oturdukları mahalleye muhtar seçilemeyecek bazı aydınlar(!) eleştirecekler,
O devirlerde olan yanlışlıkları sıralayacaklar. Tamam da, Türkiye’’ye hizmet eden bu kişiler hesaplarını Türk Milleti’’ne verdiler zaten.
Ayrıca unutulmaması gereken bir genel kural vardır; Siyasette mucize yoktur, Siyaset mümkün olanı yapabilme sanatıdır.
AKP Tek Başına İktidarı hem de iki defa yakaladı. Belli başlı, üzerinde çalışılmış, uzlaşma sağlanmış köklü projeler yerine günübirlik ve hazırlıksız projelere başlandı ve bunlar da tamamlanamadı. Başlandı, tamamlanamadı, yenisine geçildi, o da başarılamadı. Bu kısır döngü 7 yıldır böyle gitti. Geriye patlamaya hazır bir toplum kaldı. İleride AKP ne ile anılacak acaba?
AKP hangi açılımları yapmak istedi sonuç ne oldu?
Türban Açılımı çözülemedi, inadına çözülemeyeceği yargı kararına bağlandı!
Laikliği yeniden tanımlama, tartışmayı Sn Cindoruk’’un deyimiyle ’“Ağlayan Kaşar’” Bülent Arınç başlattı. Sonuç boş.
Mahalle baskısı tartışması, günlerce TV’’lerde kocaman adamlar tartıştı. Sonuç sıfır.
’“Velev ki Siyasi simge’” olsun lafı gitti, Anayasa Mahkemesine yapıştı ve AKP mahkûm oldu.
1 Mart teskeresi TBMM’’ye hükümet tarafından gönderildi. Çoğunluğun AKP’’de olduğu mecliste reddedildi. Doğru ise neden reddettiniz, yanlış ise neden meclise gönderdiniz?
Anayasa Taslağını 5 Profesöre yaptırdılar, toplum tartıştı sonra teklif yok oldu.
Sahi nerede Anayasa değişiklik teklifi?
vrupa Birliğine girdik diye, güpegündüz havai fişekler patlattık, sürü ile taviz verdik.
Ne oldu AB üyeliğimiz?
Kürt- Demokratik- Milli Birlik Açılımı dediler, 34 tane teröriste yaradı. Azgınlaşan terör örgütü mensupları 400 kişi ile karakola saldırdı, polisler kendilerini zor kurtardı.
Alevi açılımı dediler, sonucunu beraberce göreceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti yerine ’“Yeni Osmanlı’” kullanılmaya başlandı.
Ekonomik durum ve milletin içinde bulunduğu sıkıntı dayanılmaz noktaya doğru gidiyor.
Bunlar siyasi tenkitler değildir. Doğruların ifade edilmesidir. AKP’’nin yapması gereken şu idi; İktidara gelir gelmez, muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri, devletin kurumları ve üniversiteler, medya ve uzmanlarla beraber modern, sivil, demokrat bir Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu- Seçim Kanunu- TBMM İçtüzüğü hazırlayıp, Türk Milletinin onayına sunmalı idi. Hem bu gereksiz tartışmalar ve gerginlik yaşanmayacaktı, hem de AKP Türk Siyasi tarihine ilk kez ’“SİVİL ANAYASA’” yapmış olan parti olarak geçecekti.
Fakat olmadı, keşke olsaydı. Hepimiz gurur duyardık.
AKP’’nin en övündüğü projesi devletin rutin işlerinden olan çift yol uygulamasıdır! Onu da Sayın Demirel gibi biri çıkar,’”Kardeşim neymiş bu çift yol. Orada yol zaten var. Yanına bir şeyler koymuşlar, ortasına çizgi çekmişler, al sana bölünmüş yol’” deyip kaldırıp atıverir.
Artık bu baş bu yastıktan kalkmaz.
AKP inişe geçmiştir ve iktidardan gitme süreci başlamıştır.
Merak edilen şudur:
AKP Demokrasi gereği seçimle geldiği gibi, seçimle gitmeyi hazmedebilecek mi?
İnşallah onu başarabilir.