Enflasyon bir türlü düşmezken…
Büyüme oranı her geçen yıl azalırken…
Türk lirası dolar karşısında yüzde 17'lik değer kaybı yaşamışken…
İşsizlik oranı Ocak döneminde yüzde 11.3, gerçekte yüzde 20, tarım dışı işsizlik yüzde 13.4 olarak açıklanırken ve bunun sonucunda büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu işsizler ordusuna 454 bin kişi katılmışken…

Böylece her üç kadından ikisi eve, her beş gençten birisi kahvehanelere hapsedilmişken…
Aaaa bir de baktık ki, elektrik kesintileri had safhaya çıkmış. Hem geçen hafta, hem de dört hafta önce Kuşadası'na gittiğimde Pazar günleri elektriğin neredeyse tüm gün boyunca kesik olduğuna şahit oldum. Ardından da geçenlerde İstanbul'da yaygın bir elektrik kesintisi yapıldı.
'Ne oluyoruz, 80'li yıllara geri mi dönüyoruz?' derken…

...protestolar arasında 2020 yılında resmi olarak işletmeye alınacak olan Akkuyu nükleer santralinin temel atma töreni yapılıverdi. Yani ne mutlu bize ki 2020 yılında nur topu gibi bir nükleer santralimiz olacak.

Sinop'ta yapılacak santral ile birlikte Türkiye'nin toplam elektrik gereksiniminin yüzde 4'ünü karşılayacak olan ve Türkiye'nin turizm bölgesine kurulan bu santral tam bir bomba niteliğinde.
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) süreçleri kapalı kapılar ardında tamamlanan santralle ilgili kamuoyundaki olumsuz algı…

...bu günlerde sıkça yapılan elektrik kesintileri ile değiştirilmek mi isteniyor? Yani vatandaşa 'elektrik üretiminde başka seçeneğimiz yok, santraller olmazsa bu durum devam eder gider' mi denmek isteniyor?

Bugünlerde reklam panolarında Akkuyu santrali ile ilgili reklamları görünce insanın aklına bunlar gelmiyor değil.

Akkuyu'nun ardından Sinop var. İhalesini Japonların aldığı Sinop nükleer santralinin temel atma töreni yakın. 'Acaba Sinop'ta temel atmadan önce hangi illerde hangi saatler arasında elektrik kesintileri olacak?' İnsan merak etmiyor değil doğrusu. O zaman 'bakın Akkuyu yetmedi, Sinop'a da mecburuz' mu denecek?

Dünya nükleerden gitgide vazgeçerek yenilenebilir enerjiye yönelirken…
…Türkiye'nin bunu kurtuluş olarak görmesi, Akkuyu'nun yapımını Çernobil'i patlatan Ruslara, Sinop'u da Fukuşima'yı yerle bir eden ve bu nedenle nükleerden vazgeçtiğini dünya aleme ilan eden Japonlara vermesi ironi değil de nedir sizce?
2030 yılında Türkiye'de kurulan iki santral harıl harıl çalışırken…
…Almanya başta olmak üzere birçok ülke yenilenebilir enerjiye geçip…
…ülkelerindeki ve komşu ülkelerdeki insanların yaşamlarını güvence altına alacaklar.
İki santral için yapılacak olan masrafla kaç tane güneş enerjisi ya da rüzgar enerjisi santrali yatırımı yapılabilir? Ve aynı parayla yapılacak olan yatırımdan elde edilecek enerji Türkiye'nin enerji gereksiniminin ne kadarını karşılayabilir?

İleride Birleşmiş Milletler'in yenilenebilir enerji dışındakilere yaptırım uygulayacağını düşündüğümüzde de…
... bu parayı yenilenebilir enerji üretiminde kullanmadı diye Türkiye'de pişmanlık oluşur mu? Akkuyu o zaman Türkiye için bir 'körkuyu' olur mu?

Yorum sizin.