Cumhuriyet Halk Partisi'nin laiklik konusunda doksan yıldır gösterdiği hassasiyet muhafazakar kesimleri yıllar yılı daima rahatsız etmiştir. CHP laikliği koruyup kollamayı kendisine görev edinmeyi sürdürdükçe o kesimlerinde saldırıları o oranda artmıştır. Her nedense muhafazakar kesimler laikliğin kendilerinin de inandıkları din anlayışlarını özgürce yaşamalarının, sürdürmelerinin bir güvencesi olduğunu kavramak istememişler, halen de istememektedirler.
Cumhuriyet Halk Partili Gürsel Tekin, Şafak Pavey, Sezgin Tanrıkulu ve Fevzi Gümüş 2014 yılı Kasım ayında hazırladıkları ve TBMM Başkanlığı'na sundukları ' Herkes İçin İnanç Özgürlüğü' adlı raporda CHP'nin inanç özgürlüğü ile ilgili görüşlerini açık bir biçimde ifade ediyorlar. Gelin bu rapora hep birlikte şöyle bir göz atalım:
'Dinler ve inançlar gelenek tarafından sürdürülür ve korunur. Hiç bir inanç, resmi otoriteye ne olup olmadığını kanıtlamakla yükümlü değildir. Hiçbir inanç; o inancın sahibi olmayanlarca tanımlanamaz. Nice medeniyetlerden süzülüp buluştuğumuz topraklarımızda, egemen mezhebin kendisine tehlike gördüğü inancı kontrol etmek, kendisine benzetmek ve içinde eritmek niyetiyle yaptığı her türlü samimiyetsiz hile ve kurnazlık yeni çatışmaları beslemekten başka bir sonuç getirmez. Oysa inançların; uzun kanlı geçmişlerinden sonra insanlık için en hayırlı yorumu; ahlaki bir rehberlik olarak takip edilmeleridir. Aksinde ısrar etmek yeryüzünü bir kez daha din referanslı kan gölüne çevirmek olur. Katı doğmalardan beslenen anlayış sonucu; Alevilik ve Aleviler her zaman aşağılanan, dışlanan, hor görülen ve saldırıya uğrayan bir inanç oldu. Ancak sosyal durum AKP iktidarı ile birlikte meşru ve resmi bir ortak uygulamaya döndü. Alevileri sürekli yönetimden dışladı. Aleviler sistematik bir biçimde kamu kurumlarında dışlanmanın yanı sıra kamusal alan ve ortak kullanım mekanların da da dışlanmıştır. Alevileri Sünni anlayış içinde eritme politikasına son verilmelidir. Aleviliğin tanımlanmaya değil, inandıkları gibi yaşamaya, hakarete, baskıya, katle uğramadan yaşamaya ihtiyacı vardır. Ana muhalefet partisi olarak; toplumsal birlikteliğin sağlanması, sosyal barış için acil önerilerimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.'
Evet bunları rapor altına almışlar CHP'nin yetkili isimleri. Ve devamla inanç özgürlüğünün olmazsa olmazı olarak gördükleri tam 10 şartı açıklayarak sıralamışlar. İşte o 10 şarttın başlıkları da özetle şöyle: 1)- Can Güvenliğinin sağlanması 2)- Nefret söylemine son verilmesi 3)- Diyanet Bütçesinin bütün inançlara eşit oranda paylaştırılması 4)- Cem evlerinin Statüsünün ibadethane olarak tescili 5)- Devletin inanç tanımı anlayışından uzak durması 6)- İnanç ayrımcılığına son verilmesi 7)- Zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmesi 8)- Kadın- Erkek eşitliğinin sağlanması 9)- Yaşam alanlarının korunması 10) Eşit yurttaşlığın Anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması.
Ben bu raporu dikkatlice inceledim. CHP'nin geçtiğimiz hafta sonu açıklanan seçim beyannamesinde de bu rapor temel alınmış ve inanç özgürlüğünün teminatı olan vaatler ard arda sıralanmış. Bu raporda önerilenlerin ve CHP'nin seçim beyannamesinde ifade edilenlerin uygulanmasının ülkemizi huzura ve barışa kavuşturacağına yürekten inanıyorum. Çünkü ben inanç özgürlüğünün huzurun temeli olduğuna inanıyorum. Huzura ve barışa çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçerken bu raporun ön gördüklerini uygulama alanına sokacak bir iktidarı sevgiyle gönülden alkışlayacağım. Bu raporda dile getirilen tespitlerin tersi uygulamalarına devam edilmesini de kızgınlıkla alkışlamaya devam edeceğim. İkisi de alkış ama biliyorsunuz ki alkış var, alkış var!