EGEDESONSÖZ – Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki kömür madenciliğine karşı yürütülen mücadelenin hukuki sürecinde kritik bir aşamaya gelindi. Milas’ın 7 köyünde 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle açılan davaların duruşmaları, yarın Danıştay 6. Dairesi’nde görülecek.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), 16 Eylül Çarşamba günü saat 09.30’da başlayacak duruşmalar öncesinde yaptığı açıklamayla kamuoyuna çağrıda bulundu.

DANIŞTAY YÜRÜTMEYİ DURDURMUŞTU
İkizköy, Karacahisar ve Çamköy’de yaklaşık 200 parsel için açılan 96 davada Danıştay 6. Dairesi, 28 Nisan 2026 tarihinde acele kamulaştırma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermişti.

EGEÇEP, söz konusu kararın bölgedeki zeytinlikler, tarım alanları, su kaynakları ve yerleşimlerin geleceği açısından önem taşıdığını savundu.

679 PARSEL MADEN SAHASINA DÖNÜŞEBİLİR
Platformun açıklamasına göre acele kamulaştırma kararlarının uygulanması halinde 627,98 hektarlık alandaki 679 parselin kömür madenciliğine açılması söz konusu olacak. EGEÇEP, bu alanlarda zeytinlikler, tarım arazileri, evler ve yaşam alanlarının bulunduğunu belirterek, projenin hayata geçirilmesi halinde bölgedeki doğal yaşamın ve tarımsal faaliyetlerin ağır zarar görebileceğini ileri sürdü.

Açıklamada ayrıca, bölgedeki termik santralların çalışmasının enerji arz güvenliği açısından zorunlu olduğu yönündeki değerlendirmelere de itiraz edildi.

“ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLU DEĞİL”
EGEÇEP, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ile Makina Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan bir rapora atıfta bulunarak, Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Termik Santrallarının devreden çıkarılmasının Türkiye ve Ege Bölgesi’nin enerji arz güvenliği açısından olumsuz bir sonuç yaratmayacağının raporda ortaya konulduğunu savundu.

Platform ayrıca Devlet Su İşleri’nin 2005 tarihli hidrojeolojik etüt raporuna dikkat çekti. Açıklamada, raporda kömür işletmesinin bölgedeki yeraltı suyu sistemini olumsuz etkileyebileceğinin belirtildiği ve işletme sahasının sınırının geri çekilmesinin önerildiği ifade edildi.

“KÖMÜR İÇİN YAŞAMDAN VAZGEÇİLEMEZ”
Türkiye’nin COP31 sürecinde fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin azaltılması yönünde taahhütlere hazırlanmasına karşın zeytinliklerin ve köylerin kömür madenciliğine açılmasının çelişki olduğu görüşünü dile getiren EGEÇEP, Danıştay’dan acele kamulaştırma kararlarının iptal edilmesini istedi.

Tarladaki mesai ölümle bitti!
Tarladaki mesai ölümle bitti!
İçeriği Görüntüle

Platform açıklamasında, “Kömür için köylerden, zeytinliklerden, sudan ve yaşamdan vazgeçilemez. Milas’ın köyleri maden sahası değildir” ifadelerini kullandı.

DURUŞMA YARIN
679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle açılan davaların duruşmaları, 16 Eylül Çarşamba günü saat 09.30’dan itibaren Danıştay 6. Dairesi’nde görülecek.

EGEÇEP Yürütme Kurulu adına eş sözcüler Seher Gacar ve Süleyman Eryılmaz imzasıyla yapılan açıklamada, Akbelen ve çevresindeki yaşam alanlarının korunması için hukuki mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

MİLAS’TA ACELE KAMULAŞTIRMA DEĞİL, YAŞAMIN KORUNMASI GEREKİYOR

Akbelen Ormanı ile simgeleşen İkizköy ve çevresindeki yaşam mücadelesi bugün yeni ve son derece önemli bir hukuki aşamadadır. Milas’ın 7 köyünde toplam 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle açılan davaların duruşmaları, 16 Eylül Çarşamba günü saat 09.30’dan itibaren Danıştay 6. Dairesi’nde görülecektir.

İkizköy, Karacahisar ve Çamköy’de yaklaşık 200 parsel yönünden açılan 96 davada Danıştay 6. Dairesi, 28 Nisan 2026 tarihinde acelecilik koşulunun bulunmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

Bu karar son derece önemlidir. Çünkü burada tartışılan yalnızca taşınmazların mülkiyeti ya da bir kamulaştırma işlemi değildir. Tartışılan; zeytinliklerin, tarım alanlarının, su kaynaklarının, köylerin ve bütün bir yaşam alanının geleceğidir.

Acele kamulaştırmaya izin verilmesi halinde 627,98 hektarlık alanda, 7 köyü kapsayan 679 parseldeki zeytinlikler, tarım arazileri, evler ve yaşam alanları linyit madeni sahasına dönüşecektir. İnsanlar yaşadıkları topraklardan koparılacak; ağaçlar, endemik bitkiler ve bölgedeki tüm canlı yaşamı ağır ve geri dönüşü mümkün olmayan bir tehditle karşı karşıya kalacaktır.

Üstelik bunun enerji arz güvenliği için zorunlu olduğu iddiası da bilimsel ve teknik verilerle doğrulanmamaktadır.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan raporda; yaklaşık 40 yılı aşkın süredir çalışan, teknolojisi eskimiş ve ekonomik verimliliğini kaybetmiş Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Termik Santrallarının tamamen devreden çıkarılmasının dahi Türkiye'nin ve Ege Bölgesi'nin enerji arz güvenliği üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı ortaya konulmaktadır.

Bölgenin madenciliğe açılmasının yaratacağı tehlike yalnızca bugüne ilişkin de değildir. Devlet Su İşleri'nin 2005 tarihli hidrojeolojik etüt raporu, kömür işletmesinin bölgedeki yeraltı suyu sistemini olumsuz etkileyeceğini yıllar önce ortaya koymuş ve kömür işletme sahasının sınırının geri çekilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Dolayısıyla karşımızda açık bir tercih vardır:

Kömür mü, yaşam mı?

Şirketlerin çıkarı mı, kamu yararı mı?

Yoksa zeytinliklerimiz, suyumuz, toprağımız ve gelecek kuşakların yaşam hakkı mı?

Türkiye bir taraftan COP31'e ev sahipliği yapmaya ve fosil yakıtlara dayalı enerji üretimini azaltma taahhüdünde bulunmaya hazırlanırken, diğer taraftan zeytinliklerin ve köylerin kömür madenciliğine
açılması kabul edilemez bir çelişkidir.

Bizler bir kez daha söylüyoruz:

Akbelen yalnızca Akbelen değildir.

İkizköy yalnızca İkizköy değildir.

Burada savunulan; su, toprak, zeytin, yaşam ve gelecek kuşakların hakkıdır.

Danıştay 6. Dairesi’nin daha önce verdiği yürütmenin durdurulması kararında ortaya koyduğu hukuki yaklaşımın devam ettirilmesini ve Milas’ın 7 köyünü kapsayan acele kamulaştırma kararının iptal edilmesini bekliyoruz.

Kömür için köylerden, zeytinliklerden, sudan ve yaşamdan vazgeçilemez.

Milas’ın köyleri maden sahası değildir.

Akbelen’den vazgeçmiyoruz.

Zeytinimizden, suyumuzdan, toprağımızdan vazgeçmiyoruz.

Yaşamı savunmaya devam edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

EGEÇEP YÜRÜTME KURULU ADINA EŞ SÖZCÜLER
Seher GACAR​ & Süleyman ERYILMAZ