Yunanistan'da yapılan son genel seçimin ve referandumun galibi Çipras'ın karizmasını tartışacak kimse yoktur herhalde. Bu karizma AB'deki aşırı sol ve aşırı sağ partilerin temsilcileri, ayrılıkçılar, popülistler ve Fransa liderliği tarafından güzellenirken, başta Almanya olmak üzere Kuzey Avrupalı liderler tarafından hiç de öyle görünmüyor. Söz konusu liderler Yunanistan'ın başta borç silme olmak üzere birçok isteğini ya geri çeviriyorlar ya da uygulamakta ayak sürüyorlar.

Bunun nedeni Almanya'nın başını çektiği AB'nin Yunanistan konusunda yanlış yapması.
Troyka'nın koşulları hem Yunanistan'da neoliberal bir dönüşümü hızlandırdı hem de gelecekteki borç geri ödemelerinin güvencesi olarak sunuldu. Ancak asgari ücrette, kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşlarında, devlet harcamalarındaki kesintiler gerçekte krizi daha da derinleştirdi. Bunun sonucunda milli gelirde büyük bir kayıp oluştu ve bu kayıp vergi gelirlerinin azalmasına, kamu borcunun daha da artmasına yol açtı.

AB liderleri yanlış yaptıklarını şimdi nasıl itiraf etsinler? İtiraf ederlerse asıl amaçlarının
Fransız ve Alman bankalarını kurtarmak olduğu ortaya çıkacak. Bu durumda İtalya, İspanya, İrlanda meselelerinde de yanlış yaptıklarını da açıklamak zorunda kalacaklar.

Bu konuda 'yalan söylediklerini' itiraf edemeyecekleri için hem Yunanistan'ı hem de Avrupa'yı aynı yanlış politikalarla tutmaya devam ediyorlar. Avrupa Merkez Bankası da bu siyasi amaçlara hizmet ediyor ve hükümetlere karşı finansal bir darbeci gibi davranıyor.

Bugün Yunanistan'a dayatmacı tavır sergileyen Almanya'nın borçlarının önemli bir kısmı 1953'de Londra Borç Anlaşması ile silinmişti. Bu sayede
Almanya toparlandı ve siyasi olarak bu hem ABD'nin hem de Avrupa'nın işine geldi.

Avrupa Parlamentosu içinde Yunanistan konusunda politikasını değiştirmeyen ülkelerin başında Fransa, özellikle de Fransız sosyalistleri geliyor. Bu işe yani Yunanistan'ın avro'da kalmasına ABD'de destek oluyor. Başkan Obama avro'dan kopan (Grexit) bir Yunanistan'ın Rusya'ya yanaşmasından korkuyor. Ve Atina ile pazarlıkların, fazla uzatılmadan olumlu sonuca bağlanmasını arzuluyor.

AB liderliği ve ABD'nin bu tutumu Çipras'a az taviz vermek için direten Merkel'i yalnızlaştırıyor diye düşünmüştüm. Ancak dün yapılan Avro bölgesi liderlerinin 17 saate yakın süren zirvesinde Yunanistan, iflastan kurtulmak ve Avro'da kalabilmek için ağır şartları kabul etmek zorunda kaldı. Buna göre 86 milyar Avro karşılığında AB, IMF ve Avrupa Merkez Bankası ülke üzerinde tam denetim sağlayacak

SYRİZA'nın politikalarında da bir ironi bulunuyor. Antikapitalist, antiemperyalist ancak nasıl oluyorsa ayni zamanda da AB'ci söylemlerle iktidara gelen SYRİZA'nın iktidarını koruması için, ABD'nin desteğine gereksinimi olması herkesi düşündürmeli.

Demek ki ABD, SYRİZA'yı antikapitalist, antiemperyalist bulmuyor. Belki de kapitalizmin nimetlerini biraz da tabana yaymayı savunan bir hareket olarak görüyor. Dün Çipras'ın faturayı 'krizin bedelini daha önce ödemeyenlere' yıkması bu savımızı güçlendiriyor. Her şeye karşın ABD, ileride hesaplaşmak üzere SYRİZA'yı şimdilik göz ardı ediyor gibi görünüyor.

Ramazan bayramınız kutlu olsun.