'Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Varlığının ve geleceğinin yegane temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir.İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!''
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ile başlamak istedim yazıma. Çünkü 19 Mayıs ile Gençliğe Hitabe bir bütündür bence, birbirinden ayrılmaz iki değerli parçadır. Gençliğe Hitabe Nutuk'un son bölümünü oluşturmaktadır. Gençliğe Hitabenin de yer aldığı nutukta, Atatürk kurtuluş savaşında kazanılan başarıyı Türk gencine emanet eder.
Şimdi gelelim 19 Mayıs'a. Bundan 93 yıl önce…19 Mayıs 1919….Ulu Önder Atatürk'ün Samsun'a çıkış tarihi…Milli mücadelenin fiilen başladığı tarih…Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın başladığı, ülkenin düşmandan kurtulduğu, bağımsızlığın bayrağını açtığımız tarih…Milli egemenlik tohumunun atıldığı, bizim tarihimiz…Bundan daha önemli bir tarih olabilir mi?
O tarihte 38 yaşında genç bir komutan, yüreği vatan sevgisiyle dolu… Harp Okulu mezunu… Vatansever, azimli, çalışkan… 1. Dünya Savaşı'ndaki Çanakkale Cephesi'nde kahramanlık destanı yazarak, 'Çanakkale Geçilmez' dedirtmiş. 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgalinden sonra, savaşın Türk milleti için tek kurtuluş olduğu bir dönemde Kurtuluş Savaşı'nı başlatmış. Ülkemiz dört koldan düşman askerleri tarafından kuşatılmış. Ama O, ülkesinden düşmanları temizlemeye karar vermiş, ne pahasına olursa olsun! ''Vatan uğrunda ölmek var, dönmek yok'' demiş. 19 Mayıs 1919'da başlayan savaş zorlu bir üç yıl sonunda zaferle sonuçlanmış. Zaferin baş mimarı, vatan topraklarını düşmandan kurtaran, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk… Başarılarının sonucu ''Gazi'' unvanı verilmiş kendisine. Ve hiçbir devletin sultası altında olmayan, bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti bırakmış Türk gencine. Bundan daha önemli biri olabilir mi?
Ata'mızın Samsun'a varış tarihi ve Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç tarihi olan 19 Mayıs günü, yine O'nun isteğiyle 'Gençlik ve Spor Bayramı' Ulusal bayramımız olarak kutlanıyor 74 yıldır. 12 Eylül darbesinden sonra ''Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'' olarak kutlanmaya başlamış. 19 Mayıs'ın ''Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'' olarak kutlanmasının bir nedeni de Ata'mızın ''Ben 19 Mayıs'ta doğdum'' demiş olmasıdır. İşte, bundan daha büyük bir kutlama olabilir mi?
Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi belirtirken, şöyle devam eder Atatürk:
''Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.''
Yurdun çeşitli illerinde ''19 Mayıs Kutlama Krizi'' başlığı altındaki haberleri okudukça yüreğimiz sızlıyor, içimiz acıyor. Hani yeni yönetmeliğe göre Ankara dışındaki illerde, statlarda kutlama yapılamayacak bir bayram haline geldi ya 19 Mayıs'ımız… Hem de hiçbir mantıklı gerekçe olmadan. Bu yıl ilk defa, tam 74 yıl sonra ilk defa alternatif kutlamalarla yetinilecek, koca bir tarihin yıldönümünde. Peki tüm bu tarihimize rağmen, böyle bir karar olabilir mi!?
Hitabe şöyle devam eder:
''Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.''
Ama Türk milletine, Türk gencine bitap düşmek yakışmaz, düşmemelidir de. Nitekim hitabenin sonunu şöyle bitiriyor Ata'm:
|
''Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti bıraktı Ata'mız bize. O'nun dediği gibi, ''Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!'' İşte bu yüzden, alalım elimize bayrakları… Gönlümüzce kutlayalım bayramımızı… Bize bundan daha değerli bir emanet olabilir mi?
|