Dünya kadar para harcadığı halde, listeye bile giremeyen adaya sorarlar:
- Durum nasıl?
'Lanet olsun, bir daha partinin önünden bile geçmeyeceğim.'
Aradan dört yıl geçer, bakarlar ki bizimki adaylığa yeniden soyunmuş.
-Ne o? diye sorarlar.
O da cevap verir:
-Ne olsun hastalık.
Kimisinin hastalık derecesinde aday adayı olma merakı vardır. Yani aday olmuş olmamış çok da önemli değildir. Kimisi ise bu işi çok önemser ve adaylığına 'ya bu sefer ya hiçbir zaman' olarak bakar. Bu kişiler ya aday olup politikaya devam edecektir ya da aday olamayıp evine dönecektir. Bazıları vardır ki; bu yola her şeyini koyar ama aday olamaz. Bazıları ise nasıl aday olduğunu inanın kendi bile anlamaz. Politika bu; ne saati saatine uyar ne de adamı adamına...
Politikacıya sormuşlar: 'Dünyada en zor ve en kolay olan şey nedir?' O da cevap vermiş: 'En kolayı aday adayı olmak, en zoru ise seçilebilmek!'
Milletvekili aday adaylığı başvuru süresi sona eren iktidar partisi AKP'den 5.410, ana muhalefet partisi CHP'den ise 4.200 kişi aday adaylığı başvurusu yaptı. Rakamlar net olmamakla beraber ajanslara yansıyan haliyle bu şekilde görünüyor. Muhalefetin bir diğer kanadı olan MHP'nin başvuru süresi ise henüz sona ermiş değil. Evet, şu ana kadar başvurusunu yapan kişilerce aday adayı olmak kolaydı belki ama şimdi en zor iş seçilebilmekte…
Aday adayları her geçen gün yeni yeni metotlar deneyerek gerek genel merkezin gerekse genel başkanlarının gözüne girmek için fırsat kolluyor. Miting havasında aday adaylığı açıklaması yapanlar, ismini gökyüzünde döndürenler ve daha neler neler… Bu çerçevede hatırlı kişiler araya sokulur ve Ankara mesken tutulur. Taa ki adını listede görünceye veya göremeyinceye kadar. Asıl mesele işte o zaman başlar. Listede adını gören ve istediği sıradan aday olanları bir tarafa koyalım. Ya diğerleri? Onlar için yeni bir süreç başlar. O ana kadar onlar için bir numara olan ve fotoğraf çektirme yarışına girdikleri genel başkan ve genel başkan yardımcılarına hala aynı saygınlıkta bakabiliyorlarsa sorun yok demektir. Eğer listeye giremediği veya kendisini istediği sırada göremediği için kızgınlık, kırgınlık ve küskünlük başlatan isimler çoğunlukta ise işte o zaman problem başlar. Esas olan her şartta ve her durumda savunduğu ideolojiye sahip çıkmaktır. Siyaset kişisel beklentiler ve hırslar üzerine kurulmamalıdır. Adaylık listelerinin açıklanması sonrasında net tavır koyup küsenler de olacaktır, küsüp vitesi boşa atarak küsmemiş gibi yapanlarda... Sn. Kılıçdaroğlu bunu çok önceden görerek partiye yeni katılacak kişilere hep şöyle seslendi: 'Eğer milletvekili olmak için geliyor ve isminizi listede göremeyince küsüp gidecekseniz, hiç gelmeyin!'. Evet Kemal bey bunu sık sık vurguladı. Çünkü Kemal Bey daha önceki lideri sevmeyen isimlerin onu neden sevmediğini çok iyi biliyor ve bunun önüne geçmek istiyordu. Hepimizin bildiği üzere politikayı besleyen en önemli unsur beklentilerdir. Politikayı yaralayan ise o beklentilerin hüsrana uğramış olmasıdır. Son kurultayda yaşanan o müthiş atmosfer ve Ödemiş mitinginin devasal kalabalığı bana göre tamamen beklentinin ürünüdür. Gerek son kurultay gerekse Ödemiş mitinginde eski dargın ve küslerin varlığı herkesçe görüldü. CHP'ye gönül veren bu kalabalıkların beklentisi; sayın genel başkan gibi gerçekten halkın iktidarını kurmaksa bana göre 12 Haziran seçimlerinde CHP'yi büyük bir başarı bekliyor. Yok, eğer bu mevcut durum; kişisel beklentilerin tetiklediği bir hareketse ki bu olasılığı düşünmek bile istemiyorum işte o zaman birileri yine haklı çıkacak demektir.
Binlerce aday adayının umutlu ve bir o kadarda meraklı bekleyişi 11 Nisan günü kesinleşen aday listelerinin YSK' ya teslim edilmesiyle son bulacak. Kimileri bu listeye sevinirken kimileri ise anlam veremeyecek. 'Allah, Allah, Allah, Allah' sesleriyle coşkulu bir şekilde aday adayı olanlardan 11 Nisan'da listeye giremeyen ya da listede umduğu sıraya yerleşemeyen kişiler 'Allah Allah', 'Allah Allah' serzenişiyle düşünceli bir hal alacaklardır. Listede umduğunu bulamayanlara tavsiyem; bence bunu bir '11 Nisan Şakası' saysınlar. Farz edin ki genel başkan size şaka yaptı. Hem bunun bir dahası da var değil mi ya?
Ve şunu da unutmasınlar: İrlandalı yazar Bernard Shaw'a göre; 'Şaka çok ciddi bir sanattır'. Bende şöyle ekleyebilirim; bu sanatı icra edenlerde çok ciddi bir sanatçıdır. 'Her şakanın içinde bir gerçek gizlidir' diyerek tekrar görüşmek ümidi ile burada noktamı koyuyorum.