Yerel seçim bitti.
Ve yurt genelindeki tüm İl Özel İdare Başkanlıkları tamamen kapatıldı.
Ancak özellikle Büyükşehir ve Valilikler arasındaki mal paylaşımı ve personel dağılımı gibi sorunlar dahi henüz çözüme kavuşmamışken, yetki anlamında Nisan ayı başında çıkarılan yönetmelik bir kez daha kafaları karıştırdı…
Peki değişen neydi?
Bilindiği üzere bundan yaklaşık 3 yıl önce İzmir Büyükşehir Belediyesi özellikle başta Maden ve mıcır ocakları olmak üzere, Jeotermal enerji, doğal su kaynaklarının kullanımı kapsamındaki işyeri açma ve ruhsatlandırılması noktasında tüm yetkiyi İl Özel İdaresi'ne devretmişti.
2014 yerel seçimlerin hemen sonrasında Nisan ayı başında çıkarılan yeni yönetmeliğe göre ise başta madencilik faaliyetleri içerisinde yer alan mıcır ve taş ocaklarının, jeotermal enerji ve doğal su kaynaklarının kullanımı da dahil olmak üzere ruhsatlandırma süreci ile ilgili tüm yetkinin İçişleri Bakanlığı oluru ile Valilikler bünyesinde kurulan ilgili başkanlığa aktarılması uygun görüldü.
Bu yönetmelik beraberinde başka bir sorunu da getirdi…
Daha önce sınırları içerisinde bulunduğu ilçenin mahallesi olarak tanımlanan köyler ile ilgili de yetki karmaşası da ortaya çıktı. Yani kapanmadan önce İl Özel İdaresi bünyesinde hizmet alan köylere kapanma sürecinden sonra bağlı bulundukları belediyeler tarafından yönetilmesi bekleniyordu.
Ancak yönetmeliğin 5. maddesinin (ğ) bendine göre 'Valilik bünyesinde kurulacak ilgili başkanlığa ilgili bakanlığın aktaracağı ödenekler kullanılarak hizmet götürülecektir' ibaresi ile çift başlı bir yönetim şeklinin işareti oldu. Bazı belediye başkanlarının ise kendilerine bağlandıktan sonra mahalle statüsü alan eski köylerin yönetimi ile ilgili tam yetkiyi almak için dava açma hazırlığında oldukları gelen duyumlar arasında…
İl Özel İdare Başkanlıklarının kapatıldıktan sonra personel ve mal paylaşımı sorunlarının tartışmalarının devam ettiği süreçte patlak veren yeni yönetmelik ile birlikte ortalığın feci
karışacağı kaçınılmaz bir gerçek…
.
NOT1: Özellikle İzmir'in birçok ilçesinde kangren haline gelen taş ve mıcır ocaklarının kuruldukları çevrede hayatı yaşanmaz hale getirdiği ortada. Toz ve dinamit problemleri ile çevre sakinlerini isyan ettiren bu işletmelerin kapatılması için çok sayıda eylem düzenlenmiş, meydanlara kurulan 'dar ağaçları' ile yüzlerce protesto gösterisi yapılmıştı.
NOT2: Özellikle sorunları muhatabı olarak görülen ilgili bakanlık ve İl Özel İdaresi ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. Yeni genelge ile Büyükşehir Belediyesi yetkisinde daha kolay çözümlenebileceği umudunu taşıyan taş ve mıcır ocağı sorunu ile ilgili vatandaş için değişen bir şey olmadı. Yetki ve karar mekanizması el değiştirmemiş oldu.