RÖPORTAJLAR
10 Aralık 2014 Çarşamba

Anasına bakıp oğlunu alıyoruz!

Egedesonsöz Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanı Seyit Mehmet Özkan’ı ağırladı… ‘Görünmez Adam’ Gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Hanzade Ünuz’un sorularına içtenlikle yanıt verdi, bir kulüpten çok ülke sporuna damga vuracak bir projeyi tüm detaylarıyla anlattı.

Anasına bakıp oğlunu alıyoruz!

Seyit Mehmet Özkan’ın hayatta iki şapkası var. Biri Türkiye’nin önde gelen çelik fabrikalarından Özkan Demir Çelik’teki patron şapkası. O şapkayı 50 yaşından sonra kardeşlerine devretmiş. Şimdi en sevdiği şapkasını gururla taşıyor. Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanlığı şapkasını...
Başkan dedik ama mecburiyetten... Çünkü Mehmet Bey kendisine, “Başkan” denmesinden pek haz etmiyor, hatta “Başkan” yasaklı kelime. Çanakkale savaşında şehit olan dedesinin adını taşıyan Seyit Mehmet Özkan’ın meydan okumayı seven, tutkulu, hatta intikamcı bir karakteri var. Hata kabul etmeyen, iddialı, mücadeleci biri. Kalbine kazınan futbol sevgisi hem kendi hayatını, hem de binlerce çocuğun hayatını değiştirdi. Çocukluğunda top oynadığı için dayak yediği bir gün, “Bir gün çok para kazanıp, bütün çocuklara top oynatacağım” diyerek ettiği yemin gerçek oldu.


Baba tornacı Kenan Usta, evin büyük oğlu Seyit Mehmet Özkan’ı, “Beni kalemle yendiler, bu kalemi öğreneceksin” diyerek yıllar önce zorla futboldan kopardı. Futbol sevgisi onu hiç terketmedi, aksine yıllar içinde bir tutkuya dönüştü. Futbol otoritelerinin Türkiye için “Futbol Modeli” olarak örnek gösterdiği Altınordu Futbol Sosyal Girişimi’ni kurdu. Napolyon’un “Para para para” dediği gibi, Özkan da, “Alt yapı, alt yapı, alt yapı” diyerek elini cebine cömertçe attı. 2012 yılında başına geçip, Altınordu Futbol A.Ş.’ye dönüştürdüğü kulüpte iki yıl içinde gerçek bir devrim yaptı.

İzmir’in Cumhuriyet’le yaşıt futbol kulübü Altınordu, Seyit Mehmet Özkan ile önce 1. Lig’e çıktı. Şimdi de önüne 2018 yılı için Süper Lig hedefi koydu. Özkan’ın futbol tutkusu, çocuklara olan sevgisiyle birleşti ve insanın görmeden inanamayacağı bir sistem kuruldu. Futbol ve futbolcu için “Yok, yok” diyebileceğimiz bu sistem için Ajax, Athletic Bilbao, Arsenal gibi dünyadaki en başarılı futbol kulüplerini inceledi. Kurduğu Altınordu Futbol Sosyal Girişimi’nde alışılmadık şekilde sporcuların anneleri de incelenerek, tek tek seçilen 3 bin 800 erkek çocuk yüksek nitelikli futbolcu olmak için ter döküyor.

Çocuğu olmayan ama kendini Altınordulu bütün çocukların babası gibi hisseden Seyit Mehmet Özkan, genç futbolcu adaylarının çoğunu isim isim tanıyor. Ders notlarını takip ediyor, özel dersler aldırıyor, dişlerini fırçalayıp fırçalamadıklarını kontrol ediyor, beslenmeleriyle yakından ilgileniyor. Evinde elektrik olmadığı için ders notları düşük gelen oyuncusunun mahallesine trafo bağlatıyor. Özetle, çelik gibi futbolcular yetiştirmek için bütün imkanlarını seferber ediyor.

Altınordu’nun başarı öyküsünün mimarı ve finansörü Seyit Mehmet Özkan, hepimizin merak ettiği bir isimdi. Kendi deyimiyle ‘Görünmez adam’ olarak yaşayan Mehmet Bey ile hayatı ve futbolu konuştuğumuz Ege’de SonSöz Sohbetleri’nde saatler nasıl geçti anlamadık. Mehmet Bey’in kah Türk Sanat Müziği söylediği, kah melek gibi uçma taklidi yaptığı, bazen heyecanlanarak sehpayı tekmelediği stand up tadındaki yaklaşık dört saatlik sohbette kahkahalar ard arda patladı.

Gazeteci Ümit Yaldız, Fahrettin Dokak, Gönül Soyoğul ve Hanzade Ünuz sordu; Altınordu Futbol Sosyal Girişimi Başkanı, “Futbolun Don Kişot’u” Seyit Mehmet Özkan içtenlikle ve epeyce açıksözlü şekilde yanıtladı... Biz de yazdık...


ÜNUZ: Futbol hayatınıza nasıl girdi?

ÖZKAN:
Ben Eşrefpaşa çocuğuyum. Metin Oktay’ın futbol sahnesine ilk defa futbol sahnesine çıktığı Damlacık mahallesi çocuğuyum. Damlacık parkının içinde bir saha vardır, içinde ağaçlar da vardır. Biz o ağaçların arasında top oynardık. Düşünebiliyor musunuz? Hem rakibinle mücadele ediyorsun, hem de ağaçlara çarpmaman lazım. Kale direklerinden biri de Roma dönemi sütunlarından birisidir. Dünyanın en değerli kale direği şu anda Damlacık’ta. Kale direği Roma döneminden kalma.

ÜNUZ: Futbol sevdası Damlacık’ta başlıyor...

ÖZKAN:
Damlacık’tan başlıyor, evet. Ben topla yatarmışım, o kadar yani. İzmirspor’la maskot olarak çıkmışım sahaya. Ben de hayal meyal hatırlıyorum. Futbol sevdamız büyük. Şimdi yalnız, babamız Kenan Usta tabi okumamış ya. Eli anahtar tutan adam, tornacı. Hep kaybetmiş yazık. İş yaptırmışlar, parasının yarısını vermişler yarısını vermemişler. Ben tam Kalespor’da antremanlara başladım. Babam gidiyor, Kalespor’un her şeyi olan Şevki amcaya. ‘Yöneticiler ne kadar veriyor kulübe?’ Şu kadar... ‘Al diyor 5 bin lira. Mehmet’i serbest bırak’. Şevki amca da, baban oynamana izin vermiyor, sen okuyacakmışsın diyor.

‘BENİ KALEMLE YENDİLER, BU KALEMİ ÖĞRENECEKSİN’

YALDIZ:
Anlaşılan orada kalmamış futbol macerası ama...

ÖZKAN:
Babamdan gizli başka amatör kulüpte oynamaya başladım. Tabi ben çok challengerımdır (meydan okuyucu). İnat bende müthiştir, bırakmam yani. Ama babamdan futbol yüzünden çok dayaklar yedim. Hem de böyle okkalı dayaklar... Bir gün kalemi çıkardı, gösterdi. ‘Beni bu kalemle yendiler, bu kalemi öğreneceksin’ dedi. Ondan sonra beni Türk Koleji’ne yazdırdılar. Sonra Ortadoğu’ya gittim, hem okudum, hem futbol takımında oynadım. Bu arada babam iş kazası geçirdi. İzmir’e çok gelip gittim. ODTÜ’yü dışarıdan bitiren bir adam gibiyimdir ben. Dev-Genç’le aram çok iyiydi.

DAYAK VE YEMİN          

ÜNUZ: Galiba bir sözünüz varmış, birgün mutlaka futbol diye...

ÖZKAN:
Babamdan öyle sağlam bir dayak yediğim bir gün demişim ki....

SOYOĞUL: Top yüzünden...

ÖZKAN:
Tabi... Babamın elleri böyle benim elimin iki katıydı. Tornayı kullanmaktan sol eli, sağ elinden daha büyük, yayvandı. Sol eliyle tutup, sağ eliyle vururdu. Bak derdi, ‘Beni kızdırıyorsun, bir gün sağ elimle tutup sol elimle vuracağım”. O gün zaten tamam, bittiğin gündür, gidersin (Kahkahalar). Çok yaramazdım ben canım.

ÜNUZ:
Siz o gün bir yemin etmişsiniz...

ÖZKAN:
Demişim ki anneme, ‘Bu babam bana top oynatmıyor ama ben, bir gün çok param olunca bütün çocuklara top oynatacağım’ . Kız kardeşim Leyla bunu hala söyler, böyle bir şey olamaz der. Enteresan tabi.

SOYOĞUL:
Ne enteresan, dayak insanda yara açar derler?

ÖZKAN
: Ben bunu mutlulukla söylüyorum. Hepimiz sosyalistiz, hümanist filan takılıyoruz ya. Yok, sen oralara takılma. 


BAHATTİN TATIŞ YASAĞI

YALDIZ: Top yüzünden dayak yiyen bir nesil vardı değil mi?

ÖZKAN
: Abicim bak, bizim içimizde ah kaldı. Türk Koleji’nde okurken Bahattin Tatış bize futbol oynatmadı. Bahçe betondu, bir yerimizi kırarız diye yasakladı, futbol oynayamadık. Futbol takımı kuramadık. Nafiz Zorlu’yla aynı yaştayız, Mazhar Zorlu Federasyon Başkanı oldu. En sonunda Bahattin Tatış’la konuştu, “Çocuklar betonda oynamayacak ama bırak bari sahada oynasınlar” dedi. Biz üç maç oynadık, yenildik. Bahattin Bey, ‘Bunlar hep malup oluyorlar’ demiş, yine yasakladı. Kardeşim önce yenileceksin, sonra kazanacaksın. Geçenlerde bana ödül verdiler gitmedim. Kızkardeşimi gönderdim. Yaaa... (Gülüyor) İntikamcıyım. 1 - 1 yapmadan bırakmam.

SOYOĞUL:
Sizin bilge kişiliğinize biraz ters değil mi intikamcılık...

ÖZKAN:
Bırak biraz da insanlık kalsın, çok da melek gibi uçmayalım böyle (Yerinden kalkıp, dönerek uçan melek taklidi yapıyor). Yok, İstanbul’da işim vardı da yetişemedim ama ödül törenine yetişseydim bunu anlatacaktım.

DEV - GENÇ’Li YİĞİT ÇOCUKLAR

SOYOĞUL: Biraz önce Dev - Genç’le aram çok iyiydi derken neyi kastettiniz?

ÖZKAN:
Yurtta kalıyordum, çok arkadaşım vardı. Beni idare ediyorlardı. Ben dekana gitsem, sayın Mete Bey babam iş kazası geçirdi desem... ‘E bırak o zaman oğlum’ diyecek. Zaten bana bunu dedi adam. Bizim Şalap vardı, Sinoplu sağlam bir delikanlı. ‘Ya, Şalap böyle diyorlar’ dedim. ‘Tamam Memedim, sen bize bırak’ dedi... (Kahkahalar)

YALDIZ: Üslup bu ama... (Kahkahalar)

ÖZKAN:
O zamanlar Ortadoğu’da... Mesela şimdi erkekler arasında ne konuşulur? Şu kız nasıl, bu kız nasıl? Ben o kızla çıkayım filan. O zamanlar biz yatakhanede yatıyoruz, yan tarafta konuşuyorlar. ‘Ya yeni Kalaş gelmiş, kullandın mı? Ulan bu ne, bir karış... Ulan bu iki karış...’ diye. Yeni bir silah gelmiş Bulgaristan’dan, silahın boyunu ölçüyor. Bunu tek elle kullanabilecek miyim diye bakıyor. Böyleydi, çok yiğit çocuklarla yaşadım ben. Bir seferinde İzmir’e birlikte geldik otobüsle, ben İnciraltı’na bırakacağım bu arkadaşlardan bazılarını arabayla. Polis durdurdu, mahvolduk. Hiçbirinde hüviyet yok. Ben çıkardım EBSO kartımı, ‘İşten geliyoruz, biraz eğlendik’ filan dedik. Bıraktılar, biz hemen volta...


8 NUMARA, CİN MEHMET

YALDIZ: Peki bu arada futboldan koptunuz mu?

ÖZKAN:
Hayır, üniversitede oynuyordum, çok iyi bir takımımız vardı. Türkiye şampiyonu olduk. Benim lakabım Cin Mehmet’ti, orta sahada oynardım. Hala orta saha oynarım. Hiçbir zaman forvet oynamadım. Ama hiçbir zaman defans da oynamadım.

DOKAK: 10 numara mı?

ÖZKAN:
Yok ben 8 numarayım. Yani çok koşan, hem top kesen, hem topu olumlu kullanan, fazla süslemeyen... Ben mesela hayatta hiç üç çalım attığımı bilmem.

DOKAK: Takım oyuncususunuz yani...

ÖZKAN:
Kesinlikle, kesinlikle. Çalışacaksın, çalışmadan olmaz. ‘Ben büyüğüm’, yok böyle bir şey. Gelmişsin bu dünyaya her gününü olumlu yaşayacaksın. Olumsuz konuşmaya gerek yok.

DOKAK: Futbol artık bir endüstri oldu, eskiden futboldan para kazanılmıyordu...

ÖZKAN:
Endüstri ne demek, sadece para mı demek? Hayır, endüstrinin içinde önce üretmek vardır. Bir şeyi üretirsen pazarlarsın. Üretmeden nasıl pazarlayacaksın?

ÜRETMİYORUZ

YALDIZ:
Bugün babalar çocuklarına tam tersine top oynatmaya çalışıyor.

ÖZKAN:
Çok kötü, bazı babalar anneler çocuklarını bir meta olarak görüyor. Çok acı hikayeler var, adam çocuğu futbolcu olamadı diye bayağı bildiğiniz kahırdan öldü. Biz de böyle ne hikayeler var, anlatsam sahura kadar sürer.

ÜNUZ: Futbolcularınıza eğitim konusunda da destek veriyorsunuz...

ÖZKAN:
Bakın profesörden üst düzey futbolcu olmaz. Doçentten olur mu, olmaz. Ama üniversite mezunundan üst düzey futbolcu olur. Hayatının kesitlerini iyi organize eder. Buna time management (zaman yönetimi) deniyor. Şimdi ben bunu öğrendiğimde 40 yaşımdaydım. Bunu hangi anne baba verecek bizde? Kültürümüzde üretkenlikle ilgili önemli eksiklerimiz var. Kentlileşemedik, tersine şimdi kentlerimizi köylüleştiriyoruz.

FUTBOLUN DON KİŞOT’U

ÜNUZ: Gençleri yeniden şekillendirmeye çalışıyorsunuz...

ÖZKAN
: Biz bir hayalin peşinde koşuyoruz. Çocuklar Kımız Çiftliği’nde ata da biniyor, Doğal Yaşam Parkı’na da gidiyor. Opera, tiyatro da izliyorlar. Ben kendime Don Kişot diyorum ya. Futbolun Don Kişot’u diyorlar. Bizim de hoşumuza gitti. Cervantes’in Don Kişot’unu okutuyoruz çocuklara. Bizim çocuklarımızın hepsi Don Kişot’u bilmek zorunda.


ANNELERE DE SINAV VAR

DOKAK: Çocukları nasıl seçiyorsunuz?

ÖZKAN:
Biz futbolda farklı bir jenerasyon çıkarmak istiyoruz. Öncelikle bir oyuncu izleme ekibimiz var. Türkiye’yi gezip okul maçlarını, amatör takımların genç maçlarını izliyoruz, kendimiz turnuvalar düzenliyoruz. Her hafta cumartesi pazarları Yeşilyurt’taki tesislerimizde maçlar yapılıyor. Aileler mutlu, çok güzel bir atmosfer var.

SOYOĞUL: Seçim kriterleriniz neler?

ÖZKAN:
Kimi seçiyoruz? Ayağına top yakışanı seçiyoruz. Doğal yetenek diyoruz buna. Ondan sonra anneye ve babaya bakıyoruz. Mutlaka öğle yemeğine çağırıyoruz. Özellikle bir öğle yemeği yiyoruz. Bir kere anneye çok dikkat ediyoruz. Hayatta anne kadar önemli bir şey yok. Anne çok önemli, annedir çocuğu yaratan, baba değil. Bir çocuk şımarıksa anne yüzünden şımarıktır. Annesine su getir diyorsa, annesi getirdiği için söylüyordur. Yatağını düzeltmiyorsa, annesi düzeltmiştir çocukta kabahat yoktur.

SOYOĞUL
: Baba boston korkuluğu mu?

ÖZKAN:
Baba bir kere avcıdır. Babanın eğitimle ilgili katkısı yoktur, tersine baba bozar bile.

ÜNUZ: Neden ailelerle özellikle yemek yiyorsunuz?

ÖZKAN:
Neden, çünkü anneye bakıyoruz. Anne bir kere hızlı yemek yiyor mu? Sandalyeyi nasıl çekiyor, çalışanlara selam veriyor mu? Kolay gelsin, dedi mi? Üstünden çıkardığını nereye asıyor, öyle atıyor mu? Çorbaya bakıyor mesela, bu ne çorbası diyor. Zaten bir kadın bakıp, ne çorbası olduğunu anlamıyorsa... Çocuk yüzde 50 kaybetti. Neden biz daha başta kalan yüzde 50’ye oynayalım. O çocuk ilerde lastik patlatacak. Anasına bak oğlunu al. Biz kendisiyle barışık anne istiyoruz.

YALDIZ:
Bunları yazalım mı?

ÖZKAN:
Yazın valla. Yazmazsanız adam değilsiniz... (Kahkahalar)


ÜST DÜZEY FUTBOLCU İSTİYORUM

YALDIZ: Bu neyin kanunu, siz aslında anneyi değil çocuğu seçeceksiniz?

ÖZKAN:
Doğa kanunu. Bu çocuğu 10 yaşına kadar o anne yetiştirmiş. O çocuk ancak acur olabilir. Biz ne arıyoruz? Biz üst düzey futbolcu olabilecek çocuk arıyoruz. Bizi Avrupa’da temsil edebilecek, kendisiyle barışık çocuk arıyoruz. Buradan 13 - 14 yaşında çocuğu uçağa bindireceksin, Londra’ya inecek. Londra’da metroya binecek, kimse karşılamayacak. Merkezde oteli bulacak, yerleşecek. Ertesi gün de, gidecek Arsenal’ın antrenmanına katılacak. Dersler veriyoruz. İngilizce konuşuyorlar. Kendisi gidecek, ingilizce konuşacak.

YALDIZ: Bu biraz fazla kuralcılık diyen olmuyor mu?

ÖZKAN:
Ben nitelikten yanayım, nicelikten bana ne. Dağlara çıkalım, ben size çok güzel nergisler bulacağım. Çok güzel orkideler bulacağım. Dağda bile doğal orkide çıkar. Ben diyorum ki, altta çok daha akıllı, estetik ama biraz destek isteyen çocuklar var. İnsanda iki sütun var. Biri fiziksel sütun, etle kemik. Buradaki emanet, bırakıp gideceğiz. Öbür sütun ne? Ruhsal sütun. Onu da güçlendiriyoruz, zaten asıl sütun o.

TEK ENERJİ KAYNAĞI SEVGİ

YALDIZ: Çocukları nasıl motive ediyorsunuz?

ÖZKAN:
Dünyada tek enerji kaynağı var, sevgi. Birinci enerji kaynağı sevgidir. Sevgi, çocuğa özgüvenini kazandırır. Sevgi çok önemli, yapmacık olmaz bu iş. Sevmiyorsan yapmayacaksın. Kulüp Başkanısın ama sen iki evladına bakamıyorsun, ne işin var senin bu işte?

KÖY ENSTİTÜSÜ YAPILANMASI

ÜNUZ: Kulüpteki bütün çocuklar evladınız gibi mi?

ÖZKAN:
Aynen.Bir de, biz erkek çocuğu öpmeyiz. Sarılır başını okşarız. Sırtına elini koyarsın, novası düzgün mü anlarsın. Sporcu adamın sırtı dik, sağlam olur.

YALDIZ: Asker ocağı gibi sizin sistem biraz...

ÖZKAN:
Benim yapılanmam Türkiye’nin yıllar önce iptal ettiği Köy Enstitüleri’dir.


EMANET EDİLMİŞ KUTSAL ÇOCUKLAR

DOKAK: Kaç çocuk var yatılı eğitim alan? 

ÖZKAN:
Toplam 100 çocuğa bakıyoruz. Anne baba gibi bakıyoruz ama. Neredeyse iç çamaşırlarına kadar alıyoruz. Biz bu çocukları seçtikten sonra aileye Yeşilyurt’taki lojmanları gezdiriyoruz, tesisi gezdiyoruz. Antrenörlerle tanıştırıyoruz. Aileyi lojmanda bir gün misafir ediyoruz. Balıkesir’den, Aydın’dan Denizli’den, Trakya’dan, Anadolu’nun diğer bölgelerinden çocuklar geliyor. Bizi tanıyorlar. Ertesi gün benimle tanışıyorlar. Ondan sonra çocuğu bırakıyorlar. İki kişilik odalarda kalıyorlar. Okula yazdırıyoruz. Otobüsle okula götürüp, getiriyoruz. O çocuklar bize emanet edilmiş kutsal varlıklar. Yemekleri doktor kontrolünde, dört dörtlük sporcu beslenmesi. Bu sistemi biz yaratmadık, Avrupa’da da böyle işliyor. Biz sadece kendi versiyonumuzu geliştirdik. Ajax da böyle çalışıyor mesela.

YALDIZ: Köy Enstitüleri’nden beslendiniz, Ajax’ı model aldınız o halde...

ÖZKAN:
Ben bu işe Ajax’la başladım zaten. Benim şöyle bir hayalim var. Eğer bir gün İzmir’e Köln Spor Akademisi gibi bir yer armağan edip de gözlerimi yumarsam, dünyanın en mutlu insanı olurum. İzmir’e dünyaca ünlü, literatürde herkesin referans olarak kullanacağı sporla ilgili önemli bir eğitim kurumu kazandırmak isterim.

YALDIZ: Nihai hedef, Mehmet Özkan’sız da devam edecek bir sistem ...

ÖZKAN:
Tabi, o yüzden de adı Altınordu Futbol Sosyal Girişimi. O nedenle yeğenimi yetiştiriyorum. Murat Dizdar gibi soğuk nevale bir adama tahammül ediyorum. Ofis kapımda Altınordu Arması Yediemini yazar.

NEREYE GİDİYORSUN KARDEŞİM?

ÜNUZ: Size nasıl hitap ediyor çocuklar?

ÖZKAN:
Bir tek onlar Başkan diyebilirler. Onlar dışında kimse bana Başkan diyemez. Herkes 
Başkan zaten.

SOYOĞUL: Sanki futbol dünyasının insanı değilmişsiniz gibi...

ÖZKAN:
Bu proje, Türkiye’nin pilot projesi. Bu proje başarılı olursa herkes diyecek ki, ’ Biz 2 milyon Euro harcayarak gerçekten Türk futbolunda bir dönüşüm sağlayabiliriz’. Ama bu dernek yapılanması son derece çağdışı bir yapılanma. Adam Başkan oluyor, kulübü borçlandırıyor, sonra da ‘Ben bunu yapamadım hadi bana eyvallah’ diyerek gidiyor. Nereye gidiyorsun kardeşim?


YATAN ASLAN, GEZEN TİLKİ

YALDIZ:
Geçmiş yıllarda İzmirli takımların büyük başarıları var. Şimdi yerlerde sürünüyor, neden?

ÖZKAN
: Çünkü İzmir geride kaldı, geride bıraktırıldı. Hepsi var. Mücadele etmedi, zorlamadı. iklim güzel, dört ay Çeşme’ye gideriz... Ama üretim yaparak güçlü olmak zorundayız. İzmir Gücü Spor Vakfı olarak hep beraber Ankara’ya gittik. Ben 15 binlik stadlar bize yeterlidir dedim. Karşıyaka ve Göztepe’ye cıvatası bile aynı iki ayrı saha yapacaksınız, herkes de yürüyerek gelecek.
Adamlar ihale ettiler, döndük. Uyuşmadı, olmadı, kaldı. Şehrin göbeğinde stat mı olur dendi. İşte gittik gördük, Athletic Bilbao’nun 53 bin kişilik stadı şehrin göbeğinde. Otelimize yürüyerek döndük. Yatan aslan mı iyidir, gezen tilki mi? Gezen tilki daha iyidir. Görünce, olabileceğini anlıyorsun. O nedenle hiçbirimizin dediği doğru değil. Ne sen, ne ben doğru söylüyoruz. Paçal bir şey yapmamız lazım.

İZMİR MAZERET ÜRETİYOR

ÜNUZ: İzmir başka bir bakış açısıyla mı harekete geçmeli ?

ÖZKAN:
Ben kimseyi suçlamıyorum ama bu konseptte challenge yok (meydan okuma). Ulan kaybettik anasını satayım, kazanalım yok (sehpayı tekmeliyor), kazanalım diyen yok. Kaybettik, mazeret üretelim var. Kim bunlar, hadi yenelim demiyoruz.

DOKAK: İzmir’de stat tartışması var...

ÖZKAN:
Abicim Göztepe Süper Lig’e çıkıncaya kadar Güzelyalı’yı kullanacak, Süper Lig’e çıkınca da A2 Takımları kullanacak.

EĞER SİYASİ HİNLİK YOKSA...

YALDIZ: Siz iki ayrı 15 binlik stat önerdiniz yani...

ÖZKAN
: Tabi ama bir tane de Uzundere’de filan güzel yapacaksın. Karşıyaka’nın tepelerine çıktım ben, oraları çok rüzgar alıyor.

DOKAK: Yalı’da stat olur mu diyorsunuz?

ÖZKAN:
Şartım şu; Ben arkasında hiçbir siyasi hinlik yoksa orada stadyum olur diyorum. Önüne Karşıyakalı sevgili dostlarımızın yaptığı gibi restoran yapılır, Karşıyaka Store olur. Seyirciler de yürüyerek stada gider. İktidar yapayım demiş mi? Yaptır. Türkiye’de 2013 - 2014 taraftar ortalaması 6 bin 900 kişi. Apartmanlar da haftada bir gün 4 saat dişini sıkacak.


ATATÜRK STADINI YIKARIM

ÜNUZ: Mevcut Atatürk Stadı peki?

ÖZKAN:
Bana bugün yetki versinler, yarın yıkarım. Orası eski devlet kapitalizm döneminin sembolüdür. Biz çocuğun nefesini duyarak maç izlemeliyiz.

ÜNUZ: İzmir stadları konusunda neden uzlaşma olamıyor ?

ÖZKAN:
Siyasete girmem.

YALDIZ: Siyaset mi karıştırıyor işi?

ÖZKAN:
Tabi, Alsancak neden kapandı?

ÜNUZ: Siz Altınordu’da iki yılda kaç saha yaptınız?

ÖZKAN:
Selçuk’ta 7 nizami saha yaptık. Yeşilyurt’ta bir tane büyük, dört minik saha var. Belevi’nde 320 dönüm bir arazimiz var. Oraya da stat yapacağız. İZBAN geçiyor, önünde Altınordu durağı olacak..

SOSYAL GİRİŞİM NEDİR?

ÜNUZ: Altınordu A.Ş. oldu, bunun ne faydası var?

ÖZKAN:
Türk Ticaret kanununda ya dernek, ya vakıf ya da şirket var. Vakıf olduğunuzda devlet denetliyor, ben devlete sadece ‘merhaba nasılsın, iyiyim sağol’ demek isterim. Dernek hayatta olmam, simitçi gazozcu herkes yönetimde, delirirsin. İleri ülkelerde ne var ? Social enterprise (sosyal girişim) var, bunlar kazandıkları kazançları ortaklara hisse, kar dağıtmaz. Ortaklar da bu paralarla yat, kat, ikinci hanım, üçüncü hanım alamazlar. Sadece bulunduğu sektörün ileri gitmesi için çalışır, o nedenle çok önemlidir. Türkiye’de de yerleşmesi lazım. O nedenle biz Altınordu Futbol Sosyal Girişimi diyoruz. Biz sadece futbol değiliz. Böyle konuşulursa ben zaten kalkar giderim. Bana ne... Altınordu, sürdürebilirliğini sağlamak için ekonomik model kullanan bir sosyal girişimdir.

YABANCI FUTBOLCUYA KIRMIZI KART

ÜNUZ
: Altınordu koyduğu hedeflere hızlı ulaşıyor...

ÖZKAN
: Biz 3. Lig filan dolu sandık boşmuş. 2. Lig dolu sandık, boşmuş. Mesela şimdi PTT 1. Lig dolu. Biz yabancı futbolcu oynatmıyoruz. Şu ana kadar kaybettiğimiz puan sayısı 7. Biz adı Lois Henrike...adında yabancı bir futbolcu alsadaydık, biz de 3. olurduk. Ama ben daha adını bile söyleyemediğim bir adamla nasıl duygusal bir ilişkiye girerim? Ben düşüncelerini bilmediğim bir adamı nasıl tutarım? Bilmediğim bir adama ben neden emek vereyim, para vereyim. Yabancı futbolcuya verilen paralara üzülüyorum. Ben kendi toprağımın çocuğuna emek vereceğim diyorum.

SONUNA KADAR YERLİ

YALDIZ: Ne zamana kadar?

ÖZKAN:
Sonuna kadar abi. Biz Athletic Bilbao’ya gittik gördük. Bask bölgesi takımı, kesinlikle yabancı futbolcu oynatmıyorlar. Yabancı oyuncu, altyapıdan yetişen çocuklara güvensizliktir.

YALDIZ: Biz sizi, Altınordu’yu gıpta ile izliyoruz.

ÖZKAN:
Bakın geçenlerde bir davetiye gelmiş. Altınordu Spor Kulübü diye yazmışlar, Altınordu Futbol Sosyal Girişimi yazmamışlar. Biz sadece futbol değiliz, sosyal girişimiz.

ÜNUZ: Binaların üzerinde sloganınızı okuyoruz , “İyi birey, İyi vatandaş, İyi futbolcu” diye...

ÖZKAN:
Her yere koyuyoruz. O bizim artık mottomuz oldu. İnsanlar bunu bir anlasalar...

ŞİKE BİZİ KIRBAÇLADI

YALDIZ:
Türkiye’de statlar boşalıyor, şike olayları hepimizi etkiledi, insanlar futboldan uzaklaşıyor. Bu sizi de etkiliyor mu?

ÖZKAN:
Hayır Ümitçim, bunlar bizi daha çok kırbaçlıyor. Dip yapıyoruz ama dip ne demek biliyor musun? En karanlık zaman aydınlığın başlayacağı zamandır. Dip de senin artık yukarı çıkacağın zamandır. Bizim misyonumuzu en iyi anlayabilecek iklim şu anda var. Şimdi herkes futbolun dip yaptığını biliyor. Artık pike doğru gidiyoruz. Ama pike doğru giderken başka yoldan gideceğiz. İnsan yetiştireceğiz.



YASER ARAFAT GİBİ OLACAKSIN

ÜNUZ:
Futbol için verdiğiniz mücadelede kendinizi yalnız hissediyor musunuz?

ÖZKAN:
Hayır, bizim aslan gibi ekibimiz var. Arıyorlar, Rizespor Başkanı arıyor. Ya Mehmetçim bu işi biz de yapmak istiyoruz diyor. Tamam gönderin adamlarınızı, bizim ekiple yaşasınlar 15 gün. Sana rapor versinler diyorum . Adam çünkü zengin, bunu yapabilir. 2 milyon Euro harcayabilir, rahat harcar ama yapamaz. Onun için bu gömleği giymek lazım. Yaser Arafat gibi olacaksın. O sevgiyi kalbine kazımazsan, mümkün değil olmaz. Metin Kalkavan şimdi İstanbul’da yazıhanesinde, tersanesinde gemi de yapılıyor, laylaylomda... Bu iş benim artık yaşam biçimim artık. Ben inşallah bu yolda son nefesime kadar böyle giderim diyorum. Mesela İlhan abi pes ediyor. Arıyorum, pes etme İlhan abi diyorum.

100 MİLYON EURO’YU HEMEN ...

ÜNUZ:
İlhan Cavcav mı?

ÖZKAN:
Evet, İlhan Cavcav. Bak sahalar kötü, yapma nolursun diyorum. Ben işte böyle biraz İlhan Cavcav, biraz Aziz Yıldırım karışımı bir şeyim yani. Ben ODTÜ’ye gittiğimde yıl 1973, yurtlarda yer yoktu. Sıradayım bekliyorum, Bir arkadaşımda kalıyorum. Gezerken bir baktım Koç öğrenci yurdunun altında bodrum katında Gençlerbirliği Spor Kulübü yazıyor. Ya, Gençlerbirliği ne olmuş dedim, bitmiş. Bir sene sonra İlhan abi aldı kulübü, nereye getirdi. Şu anda kasasında 100 milyon Euro civarında bir para var. Ne diyor ama? ‘Ben şampiyonluğa oynamaya kalksam, transfer piyasasında iki futbolcu zaten 100 milyon Euro.’ Rezillik burada. Gider diyor para. Zaten İlhan abi bıraksın, o parayı zaten hemen... (gülüyor)

YILDIRIM DEMİRÖREN’İN PİŞMANLIKLARI

YALDIZ: Türk futbolu nerede yanlış yaptı?

ÖZKAN
: Türkiye Futbol Federasyonu çağırdı, gideceğim. Eğer ışık almasam gitmem, Allah çarpsın gitmem. Fabrikada benim sırtımda 1.300 kişinin eve ekmek götürmesiyle ilgili yüküm var. Ailem kadar önemli. Neden gideceğim, çünkü Yıldırım Demirören Murat Dizdar’a demişki: ‘Ben Beşiktaş’a yeniden Başkan olsam, bugüne kadar yaptıklarımın hiçbirini yapmazdım, Mehmet Bey’in yaptıklarını yapardım’ demiş. ‘Ben İspanya’ya futbolcu almak için özel uçakla gitmezdim. İspanya’dan özel uçakla futbolcu getirmezdim. Burada onların her türlü kaprisini çekmezdim.’ Bunları hep söylemiş. Demek ki, damdan düşmüş. Damdan düşenin halinden anlıyor.

DENK BÜTÇE, ALTYAPIYA YATIRIM

İki sene mühletiniz var. Denk bütçe yapmazsanız, UEFA kriterlerine uymazsanız hepinize büyük cezalar gelecek. Düşeceksiniz. Bu kadar basit. Bu dipten önceki durum. Ben , Yıldırım Bey bunu söylemiş diye gideceğim. Ben size ne söyleyeyim diyeceğim, siz bu iş için kaynak yaratacaksınız. Sen altyapı antrenörüne asgari ücret veriyorsun, sonra büyük futbolcu yetiştirmesini bekliyorsun. Süper Lig’ de bir kulübün bütçesi en az 30 milyon lira. 3 milyon lirasını tesisler dışında, altyapıya harcayacak. Yıllık gider faaliyeti olarak, çocukları giydirecek, otobüsle götürüp getirecek, cebine harçlık koyacak.

MAHALLEYE TRAFO KOYDU

ÜNUZ: Evinde elektrik olmayan küçük bir futbolcunuzun mahallesine trafo koydurmuşsunuz...

ÖZKAN:
 Bornova’da Altındağ’ın üstünde oturuyordu. Dersleri kötü geliyordu, öğrendik ki evinde elektrik yokmuş. Baktık bütün mahalle elektriksiz yaşıyor, trafo yok. TEDAŞ’la konuştum, ikinci el elektrik kablosu çektirdik. Birçok çocuk elektriğe kavuştu. O çocuk Çetin, şimdi Galatasaray’ın altyapısında oynuyor.

İNSAN BAHÇIVANLIĞI YAPIYORUZ

YALDIZ: Ne kadar para harcadınız tüm bu işlere?

ÖZKAN:
Para dediğin nedir ki? Ama şöyle yanıtlayayım, bir kulübün toplamda 600 metrekare yemekhane, soyunma odası ve lojmanları olan bir binası olmalı. Her kulüp, 30-40 çocuğa bakması lazım. En az üç sahan olacak, biri suni, ikisi tabi çim. 3 milyon liralık bir yatırım ve her yıl 2 milyon liralik gider. 10 yıl sonra verim alırsın. İnsan bahçıvanlığı bu, fidanı dikiyorsun 10 yıl sonra meyve veriyor.

DOKAK: Süper Lig’e ne zaman çıkacaksınız?

ÖZKAN:
2 sene daha var, 2018’de planlıyoruz. Ama çocuklar uçar gider, onu bilemem. Rasyonel olarak 2018 hedefindeyiz.

YALDIZ: Tüm bu pozitif çalışmalarınız tribüne yansıyor mu?

ÖZKAN:
Biz şu anda taraftar yaratmakla ilgili büyük bir hamle yapmıyoruz. Çünkü biz yetişkinlerden taraftar istemiyoruz. Ağaç yaşken eğiliyor, futbol okullarında forma giyen çocuklarımız futbolcu olamasalar bile yarın Altınordu taraftarı olurlar. Bizim 10 bin taraftarımız olsun, karşı takıma taş atsın, küfür etsin gibi bir düşüncemiz yok.

3 BİN 800 ÇOCUK FORMA GİYİYOR

ÜNUZ: A takımın maçlarına gitmiyorsunuz, neden?

ÖZKAN:
Çocukların maçları var, genç takımların maçlarına gidiyorum. U16, U17, U18, U19 onların maçları var. Vaktim olsa da gitmem, çünkü o A Takımı’ndaki çocuklar lejyon. Ama benim çocuklar para için oynamıyor, gözümün içine bakarlar. Bir bakışımdan anlarlar ne dediğimi.

ÜNUZ: Maç kaybedince ne hissediyorsunuz?

ÖZKAN:
Karşıyaka maçı 2-0 oldu, hanım geldi gördü. ‘Ne yapıyor bunlar’ diye bir kızdı. Üzülmedim dersem yalan olur. Ama ben 2007’den beri sürekli maç izliyorum. Yenmek, yenilmek çok normal artık. Alt liglerden itibaren, 8-9-10 yaşlarından itibaren Avrupa’daki gibi her hafta maç yaptırsak, çocuk da diyecek ki bu hafta yenildim, haftaya yenerim. Futbol okullarımızda şu anda 3 bin 800 çocuk forma giyiyor. Ne kadar güzel değil mi?

 

RAKİBE SAYGI KÜLTÜRÜ

YALDIZ: Sizin futbol fabrikanızdan nasıl futbolcular çıkacak?

ÖZKAN:
İyi kalite kaleciler, iyi kalite stoperler, iyi kalite yan oyuncular çıkacak. Biz, bizi yenen takımı da alkışlarız. Yaşam eğitmenimiz var, çocuklara ders veriyor.Çinliler’le maç yapmıştık. Yedi gol attık, maçtan sonra üstümüze doğru gelmeye başlıyor. Bizimkiler saldıracaklar sanıp, hemen gardını alıyor ama Çinliler gelip, eğilerek selam verip gidiyor. Rakibe saygı kültürü bu.

ÜNUZ: Şampiyonluk maçını protokolle birlikte değil, açık tribünde çocuklarla izlemişsiniz...

ÖZKAN:
Ben şapkayı giydim, açık tribine oturdum. Orada olduğumu söylesem, çağıracaklar. Bir de ben erkekleri öpmeyi sevmiyorum. Şap şup öpüyorlar. (kahkahalar)

ÖNCE İYİ BİREY OLMAK...

ÜNUZ:
Değerleriniz önde geliyor, “İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” sloganınızın anlamı nedir?

ÖZKAN:
İyi futbolcu olmadan önce iyi vatandaş, iyi vatandaş olmadan önce iyi birey olmamız lazım. Bu da kesinlikle anneden başlar. Sabah kalktığınızda yüzünüzü yıkadıktan sonra ilk iş annenizi öpeceksiniz diyorum. Ağaç yaşken eğilir, 15 yaş geç bir yaş. Dönüm noktası 10 yaştır. Ondan sonra çocuğa bir şey vermek güçleşiyor. Geçen gün diş kontrolü yaptım, çocuk okula giderken fırçalıyorum diyor. Bilmiyor sağlığı için gerekli olduğunu. İnsan yetiştirmek çok önemli, o çocukların arasına girdiğinizde mutlu olmamanız imkansız.

YALDIZ: En beğendiğiniz futbolcu kim?

ÖZKAN:
Neymar’ı örnek vereceğim. 3 - 0 galipler, adam hala 3. bölgede pres yapıyor, hem de hazırlık maçında. Adam ‘Bu benim mesleğim’ diyor. Yardımlaşma var, bakıyorsun geriye geliyor. Bizden örnek Sivassporlu Erman, Ergün Pembe, Aykut Kocaman, Hakan Şükür’ü gösterebilirim. Bizde profesyonellik anlayışı yok. Kendi işimizi kavramıyoruz.

YALDIZ:
Meğer elinizde sihirli değnek yokmuş, normal biriymişsiniz...

ÖZKAN:
Ben 1.68 boyunda, halkın içinden bir adamım.


BU TUTKU BİTMEZ

ÜNUZ: Siz yaptığınız tüm bu yatırımlarla bir anlamda devletin görevini yapıyorsunuz. Sizin gibi başka bir örneğin çıkması çok zor...

ÖZKAN:
Her işi devletten bekleyemezsin gerçi ama doğru. O yüzden Don Kişot diyoruz kendimize. Devlet araziyi benden iste dedi ama ben bağımsız kalmayı yeğledim. İşin sırrı şu, devlet kulüplere 49 yıllığına arazi verecek. Bu kulüpler kendi altyapı tesislerini kuracak. (Kitaptan okuyor) Bakın Türkiye’de 197 bin 657 lisanslı aktif futbolcu var. İran’da kaç? 400 bin. Çek Cumhuriyeti’nde 680 bin, Polonya’da 650 bin, Almanya’da 6.3 milyon, ABD’de 4.1 milyon. Şimdi Almanya milli takımını 6.3 milyon lisanlı futbolcu içinden seçiyor. Sizin durumunuz ortada. Bizim yaptığımız tesislerden çok sayıda olursa, lisanslı futbolcu sayısı artacak. Transfer paraları da bu kadar artmayacak, rekabet olacak.

DOKAK: Peki Altınordu, bir gün para kazanacak mı?

ÖZKAN:
Bu tutku bende bitmez. Bundan 5 yıl sonra bu kulübün kasasında en azından 50 milyon lira para olacak. Ben 50 yaşımdan sonra, bu gökkubbede bir hoşseda bırakmak için Allah bu uğurda ne kadar ömür verirse, böyle gideyim dedim. Bu bitsin de, başka işe başlayayım diye bir şeyim yok. Öteki kulüpten ayrılırken, herkes ‘Bu işi bırakır, pes eder’ dedi. Bu işler askerlik gibi, kazık yemeden olmuyor. Ama Allah da öyle yardım etti ki, yolumuzda ilerliyoruz.

 
Yatırım olmadan çözüm süreci eksik kalır!
 
Ekonomide deniz bitti
YORUMLAR
Toplam 14 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
cemıl işyapan 13 Aralık 2014 Cumartesi 20:16

mehmetcim siz altınorduyu alırken ilk karsıcıkan ben olmustum fakat anladım ki biz bugune bır şey yapmamısız havanda su dogmusuz 35 sene altınordunun her kademesınde çalıştım hem paramı bu onemli degıl esas zamanımı verdım hep bu gunler ıcın allah omur verirse bırde super lıg gorursem...... tesekkurler sayın seyit mehmet ozkan yolun açık olsun sevgiler,

Yorumu oyla      10      2  
Kemal Kıvrak 11 Aralık 2014 Perşembe 18:30

Futbol Okulları çalışmamız hızla devam edıyor.Artık Futbolcularımızı her an takıp edebileceğiz.Her sanıye yanlarında olacağız.3.800 futbolcu adayımızı Bilgisayar analizi ile -Sıfır Hata-Biyonik Futbolcu yapmaya çalışacağız..Resimlerden kesıtler:

Yorumu oyla      11      2  
Kemal Kıvrak 11 Aralık 2014 Perşembe 18:21

Tebrikler Başkan.Yolun açık olsun..Bizimde tuzumuz bulunur inşallah Türk Futboluna,,Bilgisayar Programıyla başta ALTINORDU muz olmak üzere Türk Futbolu nun gelişmesine yrdc olacağız inşallah..

Yorumu oyla      11      2  
mehmet 10 Aralık 2014 Çarşamba 18:36

Mehmet beyin anlattıklarını bende 25 yıl önce hayal ederdim,kendimde futbol oynamayı çok severdim,keşke şimdiki mehmet beyin çocuklara verdsiği imkanlar bizdede olsaydı ne güzel olurdu .Altınorduda şimdi oynayan çocukların hepsi çok şanslı imkanlarının kıymetini bilmeli,çünkü gelecekte inşallah onların başarıları tarihe altın harflerle yazılacak,Gönlüne ,kalbine ,Aklına sağlık Seyit başkan yolunuz açık olsun İnşallah.

Yorumu oyla      19      3  
murat gök 10 Aralık 2014 Çarşamba 16:44

Mehmet abicim, siz türk futboluna ALLAH tarafından seçilip gönderilmiş ilk ve son peygambersiniz...ömrünüze bereket .insallah ALLAH IN izniyle çok büyük başarılara imza atacaksınız yetiştirdiğiniz fulbolcularla ..o zaman sizi anlayıpta anlamak istemiyenlerin yüzüñü merak ediyorum.tekrar ÖMRÜNÜZE BEREKET ..

Yorumu oyla      23      3  
Yasin 10 Aralık 2014 Çarşamba 16:29

Altınordu'nun geleceğini görüyorum. Çok parlak, çok. Aman nazar değmesin.

Yorumu oyla      21      3  
Balıkçı Recep 10 Aralık 2014 Çarşamba 15:46

Bütün kulüplere örnek olacak başkan helal olsun.spor yalnızca oyun değildir güzel ahlaklı insanlar yetiştirmektir.Bu sayede türk futbolu istediği yere ulaşacaktır.Biz seyircilerin her ne sonuç alırsa alsın sahada alın teri döken futbolculara saygı gösterip sahip çıkmalıyız bütün izmir takımlarının seyircilerine sesleniyorum izmir takımlarının bugünkü durumu fanatizm yüzündendir çünkü fanatizm şiddeti körükler tirübünden hızla aileler ve gerçek futbol severler kaçar sonuç olarak kulüpler maddi ve manevi sıkıntıya düşerler.

Yorumu oyla      22      3  
Kadir 10 Aralık 2014 Çarşamba 14:40

Sayın Başkan'ın plan,strateji ve ilkelerine saygı duyuyor ve gönülden başarılar diliyorum.Ancak bir sözüm var;futbolcu seçiminde uyguladığınız bu kriterleri teknik direktör için de uygulamanız gerekmiyor mu? Bu yıl PTT 1.lig'de maalesef Sayın Eroğlu'nun yetersiz kaldığını görüyoruz.Bu takımın hala bir duran top repertuarı yok!..Bunu neden mi söylüyorum,çünkü bu yıl A.Ordu çok zor gol atıyor.Elinde Sinan(1.97),Murat(1.87),Yusuf(1.81),Rıza(1.89),Çağlar(1.87) gibi 5 tane stoper var ve bir tane korner golü yok!..Bunu sağlaması gereken teknik direktör değil midir? Sayın Başkan'ım futbolun bir de bu yönünü irdelemenizi rica edeceğim.Saygılar...

Yorumu oyla      13      7  
TORBALILI 10 Aralık 2014 Çarşamba 14:39

inşallah futbolumuzda sizin gibi şahsiyetli kişiler artar da futbolumuz düzlüğe çıkar.gönülden tebrikler MEHMET bey.

Yorumu oyla      19      3  
ALTAYLI 10 Aralık 2014 Çarşamba 13:09

Helal olsun, Allah bize de böyle başkan nasip etsin.

Yorumu oyla      22      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Yatırım olmadan çözüm süreci eksik kalır!
İzmir iş dünyası 1990’lı yılların başında Güneydoğu Anadolu’ya bir yatırım ...
İzmir’i ikna eden hareket, Türkiye’yi kazanır
Kültür ve Turizm eski Bakanı, İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay EgedeSonsöz ...
Ekonomi için erken seçim olsun!
İç ve dış siyasetteki belirsizliğin ve hukuki sistemin yavaş işlemesinin ...
 
Her projeye sanatı ve enerjiyi ekleyecek
İzmir’de gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Megapol Group, 2015’e yeni ...
İnanmış 5 insanla dünyayı ele geçirirsin
İzmirli Eski Adalet Bakanı'yla Haziran 2015 ve İzmir üzerine...
Torbalı’nın farkına varın!
İzmir’in vergi yükünü, istihdam yükünü, göç yükünü çeken en önemli ilçesi ...
 
İnşaat olmadan sanayi olmaz!
İzmirlilerin otomotiv sektörü ile tanıdığı Duğles Ailesi’nin üçüncü kuşak ...
Kırıldım, çünkü ikili oynadılar…
Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, Egedesonsöz’e içini döktü. 2014 ...
Biat edecek il başkanı arıyorlar!
İzmir'in iş dünyasının da siyaset dünyasının da yakından tanıdığı Tacettin ...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dünya Sağlık Günü Hemşirelere Kutlu Olsun!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Korona'nın sonuçları
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Şarkılarda gizliydi onların büyük aşkı!
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Def-i Bela çorbası
Nuray KAYA
Nuray KAYA
Zambaklar çürüdüğünde
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Turlar
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva