Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Manisa’nın Akhisar ilçesinde hasat dönemi başladı.
Egedesonsöz’e konuşan Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, zeytin hasadının başlamasıyla birlikte üreticilerin yaşadığı sorunları değerlendirdi.
“AÇIKLANAN FİYATLAR ÜRETİCİYİ MEMNUN ETMİYOR”
Akbuğa, “Zeytin denince akla Akhisar geliyor. İlçemizdeki arazilerin yaklaşık yüzde 60-65'i zeytin ekili alanlardan oluşuyor. İlçemizde Domat, Uslu, Edremit ve Trilye olmak üzere dört çeşit zeytin bulunuyor. Şu anda Domat zeytininin hasadını yapıyoruz. Uslu zeytininin hasadı da başlamış durumda. Ancak açıklanan fiyatlar üreticiyi memnun etmiyor” dedi.
“YÜZDE 300 ORANINDA ARTIŞ BEKLENİYOR”
Bu yıl zeytin üretiminde önemli bir artış yaşandığını vurgulayan Akbuğa, “Geçen yılki rekoltemiz 120 bin ton civarıydı. Geçen yıla kıyasla rekoltemizde yaklaşık yüzde 300 oranında artış bekleniyor. Bu rakamları
karşılaştırdığımızda üretimde çok ciddi bir artış olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.
“İHTİYAÇ NE KADARSA ÜRETİM DE BUNA GÖRE PLANLANMALI”
Üretimin tüketim ve ihracat kapasitesine göre planlanması gerektiğine dikkat çeken Akbuğa, şöyle konuştu:
“Aslında biz 10-15 yıldır zeytin üretimiyle ilgili önlem alınmasını istiyoruz. Kooperatifleşme, birliklerin kurulması veya planlı üretime geçilmesi gerektiğini sürekli dile getirdik. Türkiye'de ne kadar zeytinyağı tüketildiği, ne kadar üretim yapıldığı, ne kadar ihracat gerçekleştirildiği ve ne kadar ürüne ihtiyaç duyulduğu belirlenerek buna göre bir üretim planlaması yapılması gerekiyordu. Ancak maalesef bugüne kadar bu konuda yeterli adımlar atılmadı. Akhisar ve Manisa başta olmak üzere Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde zeytin üretimi hızla arttı. Sonuç olarak ciddi bir rekolte fazlalığı ortaya çıktı. Türkiye'nin mevcut tüketimi dikkate alındığında bu üretim miktarının tamamını iç piyasada değerlendirmemiz mümkün değil. Bu nedenle bir planlama yapılması gerekiyor. Ya yeni pazarlar bulunmalı ya üretim kontrollü hâle getirilmeli ya da ihracatın önü ciddi ve sürdürülebilir bir şekilde açılmalı. Türkiye'nin ihtiyacı ne kadarsa üretim de buna göre planlanmalı. Ancak şu anda sektör tıkanmış durumda. Bu sorun yalnızca bu yılla sınırlı kalmayacak, önümüzdeki yıllarda da devam edecek gibi görünüyor”

“ÜRETİCİMİZİN BELİ BÜKÜLDÜ”
Artan girdi maliyetlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Akbuğa, “Geçen yıla kadar gelirlerimiz maliyetlerimizi bir şekilde dengeliyordu. Ancak tarımsal girdi maliyetleri oldukça yükseldi. Gübre, ilaç, mazot, tarımsal sulamada kullanılan elektrik ve işçilik giderlerindeki artış üreticimizin belini büktü” açıklamasında bulundu.
“ÜRETİM MİKTARININ FAZLA OLMASI TEK BAŞINA KAZANCI ARTIRMIYOR”
‘Üretim miktarının fazla olması tek başına kazancı artırmıyor’ şeklinde konuşan Akbuğa, “Üreticinin karşılamak zorunda olduğu çok sayıda maliyet var. Hasat döneminde işçilere ödediğimiz ücretleri hesapladığımızda, bazen yalnızca o günün işçilik giderlerini karşılayabiliyoruz. Üstelik masraflarımız yalnızca hasat döneminden ibaret değil. Yılın 365 günü zeytin ağaçları için harcama yapıyoruz. Budama, toprak işleme, zirai ilaçlama ve diğer bakım işlemleri yıl boyunca devam ediyor. Dolayısıyla üreticinin karşılaması gereken çok sayıda gider bulunuyor” dedi.
“ZEYTİN ÜRETİCİSİ PARA KAZANAMIYOR”
Üretim miktarının artmasına rağmen fiyatlarda düşüşler yaşandığını aktaran Akbuğa, “Son yıllarda zeytin üreticisi para kazanamıyor. Üretim miktarı artsa da fiyatlarda ciddi düşüşler yaşanıyor. Geçen yıla göre Domat zeytininin fiyatında yaklaşık yüzde 60, diğer zeytin çeşitlerinde ise yaklaşık yüzde 50 oranında bir düşüş söz konusu” şeklinde konuştu.
“REKOLTEMİZ YARIDAN DAHA AZ OLSAYDI BELKİ DAHA FAZLA GELİR ELDE EDERDİK”
Akbuğa sözlerine şöyle devam etti:
“Üretimin fazla olması her zaman daha fazla kazanç anlamına gelmiyor. Belki de bu yılki rekoltemiz yarıdan daha az olsaydı veya mevcut üretimin yüzde 40'ı seviyesinde kalsaydı, ürünümüzden daha fazla gelir elde edebilirdik. Elbette üretimin fazla olmasını bahane etmek istemiyoruz. Ancak bu durumun sürdürülebilir olması için mutlaka bazı önlemlerin alınması, yeni pazarların bulunması ve ihracatın önünün açılması gerekiyor. Aksi takdirde üreticinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar devam edecektir”




