Çeşitli kurumlarda eğitim vermenin en güzel tarafı, farklı meslek gruplarındaki kişiler ile tanışmak ve onların hayatlarına onların gözlerinden bakarak anlamaktır. Bazı meslek grupları vardır ki, her zaman dışarıdan onlara baktığınızda farklı algılanırlar. Bu belki de yıllar boyunca onların okul hayatlarındaki yetiştiriliş tarzlarından dolayıdır. Toplumda onları farklılaştırır, onlar da kendilerini… Bu ikilem böylece uzar gider. Ne onlar 'bizi'; ne biz 'onları' tam olarak anlarız. Her kelimenin başında 'ah, şu doktorlar yok mu?'diye başlarız söze… Benim de Celal Bayar Üniversitesi'nde Tıp Fakültesi Hekimleri'ne özellikle 'kurumsal iletişim' alanında eğitim vermeye başlayıncaya kadar ki düşüncelerim buydu. Yıllar önce Robin Williams'ın 'Patch Adams' isimli filminde seyrettiğim 'klasik doktor' görüntüsünün pek dışına çıkamamıştım. Bilmiyorum içinizde kaç kişi Robin Williams'ın bu meşhur filmini seyretmiştir. Gerçek yaşanmış bir hayatı anlatan film, aslında pek çok kişi için de çeşitli mesajlar içermektedir.
Ben, bu filmi seyrederken :'Kimsenin göremediğini, sen görmelisin' mesajını aldığımda bir an durakladığımı ve düşünmeye başladığımı hatırlıyorum. Akıl hastanesinde bir deli, elindeki dört parmağını karşısındaki kişilere göstererek 'bilin bakalım, benim kaç parmağım var?' diye sorduğunda, herkesin:' dört' demesinden çok sinirleniyor. İşin aslı daha sonra ortaya çıkıyor. Eğer ki, bu dört parmağa gözlerinizi kısarak ve odaklanarak baktığınızda aslında arkadaki objeleri bile görebileceğiniz ortaya çıkıyor ve şansınızı zorlarsanız dört parmağın arkasındaki 'gölgeyi' bile fark ederek 'sekiz parmak' diyebiliyorsunuz. Bu da, hayatın aslında gördüğümüz gibi olmadığını bize öğretiyor.
Robin Williams, viziteye çıkan Başhekimin arkasında öğrencileri ile konsültasyon yaparken, bir hastanın önünde hiç çekinmeden onun hastalığı ile ilgili konuşmalar yaparken, hasta ile hiç kimsenin ilgilenmediğini fark ediyor. Onun adını sorduğunda, Başhekim bile ona karşı tepki gösteriyor. Yıllardır tıp mesleğinin kurallarının uygulanış şeklinden yola çıkarak, bu öğrencinin asla iyi bir doktor olamayacağına karar veriyor. RobinWillliams için: 'Yapılmaya değer,herşeyzaten zor'. Sınır tanımayan yaşam sürecinde, insanları kırmadan yola devam eden 'doktorların' yaşamları, bu filmde çok çarpıcı bir şekilde anlatılıyor.
Peki doktorlar gerçekten nasıl kişilerdir? Tıp Fakültesi'ne girdikleri andan itibaren verilen eğitimlerin etkisi ile kendilerini yaradan, emreden, bozan, düzelten, koşturan, durduran kişiler olarak görüyorlar. Bu nedenle de kendilerini her zaman bir üst yadaelit bir grubun mensubu olarak tanımlıyorlar.
O halde, bu grupta yaşayanlar sizce, çok mutlu olmaları gerekiyor değil mi? En fazla parayı onlar alıyorlar. Toplum tarafından her zaman saygın olarak karşılanıyorlar. Doğru mu? Bu soruya farklı yanıtlar verenler olabilir. Bu sorumu lütfen birkaç doktoru dikkate alarak değil, meslekleri konusunda gerçekten özverili çalışan doktorlar için söylüyorum. Hiç bu kişileri normal 'insanlar' olarak kaç kişi düşündü?
Yani, bu gruba giren kişilerin de birer aileleri olduğunu, çocuklarını bile göremeden büyüten doktorlar olmuş olabileceğini söylesem kaç kişi buna 'evet' diyebilir. Sadece bu kadar mı; bizler yıllardır 'Hasta Hakları'ndan bahsederken, siz hiç 'Doktor Hakları'ndan bahsedildiğini yada uygulandığını duydunuz mu? Bu biraz size garip gelmiyor mu? Bir grup ezilirken, diğer grubun da bir birey, bir kadın, bir anne ya da baba olabileceğini hiç düşünme lüksümüz yok mu? Geçen sene bir doktor arkadaşım acil bir 'kist ameliyatı' geçirmesi gerektiğini öğrendiğinde, hemen ilk iş olarak kendi hastanesine gidip, hastaları ile ilgili gerekli düzenlemeleri yaparken yanına gelen hastaya: 'ameliyata girmek zorunda olacağını' söylediğinde, hastasının birden üzerine saldırarak: 'iyi de ben ne olacağım şimdi' dediğini anlattığında şok olmuştum. Doktorların 'hastalarını' anlamadığını düşündüğümüz bir ortamda, bizlerin 'doktorları' ne kadar anlamış olabildiğimiz ortada. Kim, doğru 'empati kurabilecek' aramızda?
İş hayatımızda başarılı olmamızda, aile içindeki yaşantımız malum çok etkilidir. Yani, 'ruh durumumuz' iyi olursa, ev hayatımızda mutluysak, bu doğal olarak işimize ve günlük yaşantımıza, hatta mesleğimizi icra ettiğimiz kişilere yansıyacaktır. Şimdi, bu yazdıklarımı 'doktorlar' için düşünür müsünüz? Sabah kalkıyorlar ve her an 'Sağlık Bakanlığı' tarafından uygulanan ve değişen yönetmeliklere ve kanunlara uyum sağlamaya çalışıyorlar. Örneğin; 'Aile Hekimi' oldunuz. Yukarıdan bir talimat geliyor ve size farklı bir hastanede 'nöbet tutmanızı' istiyorlar. Ya da 'geçici görev' verdim, haydi bir 'doğu iline' git-gel diyorlar.
Eskiden 'tayin edilmenin' insan psikolojisi üzerindeki etkilerine yönelik araştırmalar yapılıyordu. Devlet memurlarının her an tetikte oldukları yazılırdı. Sanki aynı durumlar yaşanıyor gibi geliyor insana..Hiç kimse, ben bu hastaya bakmak zorunda değilim diyemez ama bazı hastalar var ki, bir doktorun sabrını zorlar. O zaman ne olacak? Doktorların 'çıldırma hakları' var mı? Bu devlet hastanesindeki doktorların dramı… Ya 'özel hastaneye' geçen doktorların hali ne olacak? Hastaneye para kazandırmak zorunda olan doktorlar acaba bazen gereksiz ameliyat yapmak zorunda kalıyorlar mı hastalarına? 'Performans' kriteri diye insanları daha fazla para kazandırmaya yöneltilen bir sistem kurulmuş ki, anlayana? Robot gibi para kazanma yolu öğretiliyor bu sistem aracılığı ile. Hekimler ile sağlık personelinin arası bozulmuş kimin umurunda? Sistem, insanların birbirini kırmasına yönelik şekilde kurulmuş. Kazan-kazan sözü doğru ama bu kadar da değil.
Görmediğimiz 'doktorlar' var aramızda aslında. Hasta hakları gibi 'Doktor Hakları'da önemli. Bir hastanın 'Seçme hakkı' var ise, bir doktorun da' bakmama hakkı' olmalıdır. Çok uzun ve yorucu bir eğitim sonucunda emek veren insanlara 'hak ettiği' değeri ve imkanı vermek zorundayız.
'Empati' var mı yaşamımızda? Sadece doktorlara karşı mı? Hayır, bütün insanlara karşı… Hoşgörülü ve sevgi içinde olmadığımız sürece bu kavgalar daha derinden etkilenerek gidecektir. Hasta hakları ile Doktor haklarını bence bir daha değerlendirmekte fayda var. Bu sefer başka bir bakış açısıyla yani 'doktorların' gözüyle…
Bu yazı, hayatlarını insanlara 'teselli, umut' vermek için uğraşan 'doktorlara' adanmıştır…