'Sen ne biçim genel başkansın… Korkak adamdan Başbakan olmaz… AKP lale ve sülale devrinde…'
Miting meydanlarından bir günün başlıkları! Zaman zaman 'atışma' şeklini alan sataşmalara bakıp çok rahat bir şekilde 'aşıklık geleneğini sürdüren ozanlar kürsüde' diyebilirsiniz. Seçimler yaklaştıkça keskinleşen söylemler 'havada cenk kokusu var' dedirten cinsten.
Parti, lider, yer isimleri değişiklik arz etse de manzara bir önceki seçim çalışmalarından farklı mı? İrili ufaklı farklılıklar olsa da, yaşananlar bir seçim evvelinin bire bir kopyası sanki. Allı morlu miting meydanları… Otobüsler dolusu insanın miting meydanlarına taşınması… Hararetli konuşmaların coşturduğu kalabalıklar, dozu bilinçle ayarlanmış söylemler… Vaatler… Vaatler… Vaatler…
Hangi vaatlere ev sahipliği yapmadı ki o meydanlar! Neler neler dinledik… Tutulmayan ne sözler verildi… Gözümüzün içine baka baka ne yalanlar söylendi… Bu yüzden bana oldum olası komik gelmiştir seçim meydanlarında atılan nutuklar. Dinleyenler de bilirler aslında vaatlerin miting meydanlarından çıkmaya soluğunun yetmeyeceğini ama umut dünyası işte!
Bu döneme denk gelen 'yatak odası' temalı kasetlerimiz ve çılgın projelerimiz var. Ha bir de her aileye 600 lira maaş… Her seçimde olduğu gibi gözler diğerinin heybesinde! Çıkından bir avuç oy kapabilmek için bütün uğraş.
Her oy önemli… Bir oy ile baraj altında kalmak da mümkün sırça köşklerdeki koltuklardan alaşağı edilmek de! Baksanıza; parti içi muhalefet tetikte! Ülke yönetimine talip olma gibi görünse de, ülke içinde ve dışında kendini kabullendirme yarışıdır aslında yaşanan. Belki de en kolay yanı 'yönetmek'. Önce rakiplerine kendini kabullendireceksin ki işin tadı çıksın.
Her oy parti içindeki konumu sağlamlaştıracak çelik başlı birer çivi aynı zamanda. Kazanan ipi göğüslemenin gururunu yaşarken kaybedenler ne yapacak, pılıyı pırtıyı toplayıp köyüne mi dönecek? Haneye yazılacak her bir oy, parti içinde susturucu görevi yapacak, parti içi muhalifleri etkisiz kılacak. Muhtemelen hırçınlıkların nedeni biraz da bu! Seçimler kaybedilmiş olsa da koltuğu sıkı tutmak lazım!
Günler azaldıkça, iki farklı telden aynı akordu tutturma çalışmalarına da şahit oluyoruz meydanlarda. 'İki cambaz bir ipte' durumları seçim nağmelerini süslüyor. Kılıçdaroğlu'nun 'AK Parti'nin oy oranı düşerse istifa etsin. Eğer CHP'nin oyları düşerse genel başkanlığı bırakırım' söylemine Başbakan; 'Demek ki iktidara talip değiller. Şu anda hani ben diyorum ya var mısınız diyorum ey Kılıçdaroğlu, Bahçeli birinci parti olamazsak şu genel başkanlıktan çekilmeye var mıyız?' ile yanıt veriyor.
Teller farklı olunca akort farklı oluyor, nağme de faklı bu yüzden. Herkes işine geldiği yerden türküye girince de herkesin türküsü kendince oluyor.
Oy oranı tebessümüne ilişik pozlarla liderleri görmeye az kaldı. Muhtemelen farklı telin farklı akordundan çalınan türküyü o zaman da dinleyeceğiz. Yine her biri kendi bakış açısından kendini seçimin 'galibi' sayacak.