Sık sık övünürüz, ’“Bin yıllık devlet tecrübemiz var, bize bir şey olmaz’” diye.
Halbuki klasik devlet yapımızı bozmak için AKP İktidarı ile birlikte bir de cemaat gücü eklendi dedik ve bunu yıllardır söylüyoruz ama bugüne kadar kimseyi inandıramadık.
Bu cemaat çok sinsi çalışır. Benim, yazılarımdan dolayı bu ve benzeri cemaatlerle çok sayıda mahkemem devam ediyor. Tesadüfe bakınız ki davalar, hep belli birkaç ilçede görevli savcılar tarafından açılıyor!
Mesela, bir il veya ilçede cemaatin yetiştirdiği ve hala cemaatten talimat alan bir savcı ve yine cemaate bağlı polislerin bir araya geldiklerini varsayalım. Bu cemaat ekibi kuracakları bir tuzakla sizi uzun süreliğine içeri atabilirler! Hani bizde bir laf var ya, ’“Ananı öpen kadı, kimi kime şikayet edeceksin?’”
Hanefi Avcı’’nın başına gelenin kısa ve net açıklaması budur. Cemaatle yakın ilişkisi bulunduğunu saklamayan Avcı, yapılan olaylar ’“Devlet gücünün yasalara aykırı bir şekilde insanlara suç atmak için kullanılmasına’” dönüşünce ve cemaat tarafından kendisi de hedef seçilince bir kitap yazdı ve Türkiye’’de çok insanın bildiği gerçekleri açıkladı.
Olaylar sonra şu şekilde gelişti;
*Son yıllarda bazı Savcılar tarafından ’“PKK İtirafçıları’”, ’“Gizli Tanık’” olarak kullanılıyor. Bu adamlar PKK terör örgütü emrinde çalışmış, asker polis öldürmüş katiller. Ne tesadüfse, Türkiye’’nin tarihini ve geleceğini etkileyecek çok önemli davalarda bu ’“Eski Katiller’” belli savcılara ve belli polislere geliyor hemen gizli tanık yapılıyor ve söylediklerine T.C Devletinin yetkilileri inanıyor!
Hanefi Avcı’’nın ’“Devrimci Karargah’” isimli PKK’’nın bir kolu olan dernekle ilişkisi olduğunu iddia eden gizli tanığın kod adı ’“Son Tezgah’”.
Devlet ve Adalet yetkilileri, ömrünü T.C Devletine hizmetle geçirmiş 1. Sınıf Emniyet Müdürüne inanmıyor, ’“Son Tezgah’” kod adlı PKK eskisine itibar ediyor!..
Hanefi Avcı tutuklanmasaydı bugün yapacağı basın toplantısında şunları söyleyecekti;
*Kitabımda yazdıklarımdan bir kısmı ile ilgili olarak yazdığım dilekçelerim dikkate alınmıyor, aksine ben soruşturuluyorum.
*Binlerce telefon kanunsuz bir şekilde dinlenmektedir. Örnek numara ve isimleri verdim, araştırılmadı.
*Hukuk adına hukuksuzluk, adalet adına adaletsizlik, polis ve savcı tarafından suçluları saklamaya, davacı ve tanıkları mahkum etmeye yönelik bir davranışla karşı karşıyayım.
*Bu mantıkla herkes, her davayla ilişkilendirilebilir, bu mantık davacıyı sanık, beyazı siyah, minareyi kuyu yapmaktan daha garip, daha anormaldir.
*Kanunsuzlukları gizlemek, sanıkları saklamak adına yapılan bu işlemden dolayı olayın Savcısı Kadir Altınışık’’ı ve yaptığı işlemleri yazılı olarak Adalet Bakanlığına, HSYK’’na, İstanbul Başsavcılığına şikayet ettim. Şimdi de sözlü olarak tekrarlıyorum. Benim bu Devrimci Karargah davasıyla hiçbir alakam yoktur.
* ’“Cemaat nedir, her taşın altında cemaat arama’” diyorlar, cemaat artık her taşın altında değil, her taşın üstündeler’…
Avcı; Savcı karşısında ’“susma hakkını’” kullanarak ve cezaevine girerek neleri ispatladı?
*Kitabında yazdığı, cemaatin devletin en hassas yerlerini ele geçirdiği iddiasını kanıtlamış oldu.
*Kendisine yapılanların tümünü silinmesi, kaybedilmesi mümkün olmayacak şekilde devletin tüm kurumlarının kayıtlarına geçirtti.
*Her şeyi kamuoyunun vicdanına bırakıp, cemaatin etkisinin en az olduğu yerlerden biri olan cezaevinde dinlenmeye çekildi ve yeni kitabını yazmaya hazırlanıyor. Tutukluluğa itiraz etmeyişinin sebebi de budur.
Okyanus ötesinden bir dostum (Pensilvanya değil Avustralya) şu soruları sormamı rica etti;
*Türkiye’’de her polisiye olayı yakından takip eden ve bilgi alan Başbakanımızın bu olaydan haberi olmaması mümkün müdür?
*Türk Emniyet Teşkilatındaki elektronik dinleme sistemini kuran bir Emniyet Müdürünü bile dinleyebilen cemaat, Başbakanı ve bazı Bakanları dinleyip kayıt altına almış olabilir mi?Yani cemaat AKP Hükümetini de teslim almış olabilir mi?
Soruları arkadaşım adına sormak benden, arzu ederlerse cevap vermek AKP’’den.
Bugün benim için önemli bir gün, bilen bilir. Bu yüzden size bir dörtlükle veda etmek isterim;
Bütün minareler süngümüz,
Mardin’’deki Cami avluları Podyum.
Bütün müminler asker,
Mor slipli Cemil İpekçi önder’…
Hani beraber yürümüştük bu yollarda, hani beraber ıslanmıştık yağan yağmurda,
Ah be civanım delikanlı, millet olarak donumuza kadar ıslandık, senin üstün kupkuru’…
Not: TC=YYYC’’nin açılımı: Türkiye Cumhuriyeti= Yasama-Yürütme-Yargı-Cemaat