'Suyun Öteki Yakasındakiler' ya da ' Suyun İki Yakası' bu iki sözcük dizinini nereden duydum bilmiyorum ama birkaç yıldır belki de yanlış olarak kullanıyor olmama rağmen, severek 'Meltemce Sözlüğüm' de yer veriyorum. İstanbul Ticaret Odası 2010 yılında 'Suyun İki Yakası- Selanik ve İstanbul' isimli muhteşem bir yayın hazırlamış, Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Murat Yalçıntaş giriş bölümünde şöyle diyor: 'Akdeniz iklimine sahip iki kardeş şehirdir Selanik ve İstanbul. Dil ve coğrafyanın sıcaklığı ve yakınlığını taşır, yüzlerce yıldır. Ayrılık ve farklılıklardan daha çoktur benzerlikleri. İki şehir de liman kentidir. İki şehir de, uzaktan gelenleri kucaklayıp, ırak ellere yavrularını gönderir. İki şehir de çok renkli ve çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Bir elmanın iki yarısı gibidir Selanik ve İstanbul'
Hepimizin bildiği gibi 1912-1922 yılları arasındaki savaşlar sebebiyle Balkanlar'da, Ege Adaları'nda ve Anadolu'da büyük acılar yaşandı. Balkan Savaşı sonrasında yüzlerce Müslüman Türk savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra korku ve panik içinde doğdukları toprakları terk etmek zorunda bırakıldılar, Anadolu'ya sığındılar.

Balkan sorununun Türkler için büyük bir yıkım olduğu, yakın tarihteki kanlı olaylarla bir kez daha ortaya çıktı. Uluslaşma sürecine paralel olarak, bu coğrafyada halklar, kendi milli devletlerini kurmak gayesiyle, harekete geçtiler. Bunun sonucunda da, Balkanlarda da birçok ulusal devlet kuruldu. Bu yeni ulusal devletler, Türk ve Müslüman kitleleri kendi toplum yapıları için tehlike olarak görmeye başladılar. Kurulan yeni devletin sınırları içinde kalan Türklere çeşitli baskılar uyguladılar. Onlar, Osmanlı İmparatorluğu gibi, farklı etnik ve dini gruplara hoşgörü ile bakmıyorlardı. Türklerin yöredeki gücünü kırmak için, onları göçe zorlamak en kolay yoldu. Bu yolun sonu ise Anadolu'ya doğru olmak zorundaydı ve yüzlerce, binlerce insan mecburiyetten evini, akrabasını, tarlasını bırakarak göçe zorlandı. Şu anda ülkemizde yaşayan Makedon, Bulgar, Arnavut, Boşnak dostlar ile birlikte yaşıyoruz ve aynı havayı soluyoruz, onlara kucak açarak, onlarla et ile tırnak gibi ama bir bütün olarak...

'Suyun Öteki Yakası'nı her ne kadar yanlış kullanıyor olsam da, çok büyük bir 'interland- alan' içindeki ülkeler arasında ne gibi bağlar kurabiliriz sözünü birkaç yıldır kullanıyorum. Balkan Ülkeleri'nden başlayan bu nokta, bütün Orta Asya Ülkelerini de kapsıyor ve burada son buluyor benim için… Bu ülkeler ile kuracağımız birlikteliklerin ülkemiz için de çok önemli yararlar ve imkanlar getireceğine inanıyorum. Bu nedenledir ki, adım adım Orta Asya ve Balkanlar sloganıyla geçtiğimiz yıldan bu yana bu ülkelere gidiyor ve neler yapılabileceğini gözlemliyorum. Kısacası; tarihimizi ve geleneklerimizi bu diyarlarda arıyorum.

İzmir'den geçtiğimiz hafta yola çıktığım da ilk durak Makedonya'ydı. Türkiye Odalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, geçtiğimiz yıllar içerisinde bir ramazan ayı münasebetiyle Üsküp'ün Stone Bridge Oteli'nde verdiği iftar yemeğinde, Makedonya'da yatırım yapan Türkiyeli ve yerli şirketlere dönerek: 'Her insan tek başına güçlüdür. Ancak bütün insanlar birleşince daha da güçlü oluyor. Bu yüzden birleşip, her planda güçlü olmalıyız' sözlerinin hemen arkasından TAV şirketinin Üsküp Hava limanını başarıyla yapmış olduğunu görmek büyük bir gurur duydum. Artık bizlerin de yurt dışında büyük işler (hava limanları, oteller, alışveriş merkezleri, otoyollar vb) yapabilecek potansiyele sahip olduğumuza tanık oldum.

Balkan Ülkeleri'ni gezerken burada yaşayan halklara bakarak bizlere ne kadar benzediklerini incelemeye başladım. Bu gerçekten oldukça dikkat çekici bir bakış açısıydı… Şüphesiz insanlar nasıl bakmak istiyorlarsa onu görürler. Ama düşünebiliyor musunuz bir Avrupa ülkesine gidiyorsunuz ve orada 'ezan sesini' duyuyorsunuz. Camilerin muhteşem görüntülerine tanık oluyorsunuz. Kendinizi sanki Safranbolu'da, yada bir Karadeniz Bölgesi'ndeki şehirlerde geziyor gibi hissediyorsunuz. Neşeli ve güzel insanlara bakarak 'işte bunlar bizim oranın insanları' diyorsunuz. Bu insanların ten renkleri bizim Ege yöresindeki insanlara benziyor. Bu insanların yüzlerindeki sevgi tohumları bizim insanımızın içindeki 'hoşgörü'nün bir başka göstergesi... Yedikleri yemekler, bizim zevkle yediğimiz yemekler ile aynı, çünkü onlar bizden, biz onlardan ayrılmış bile olsak, yine de birlikteyiz. Bizi birbirimize çeken bir duygu seli var. Onların acılarını anlamaya çalışırken, yaşadıkları dramatik anları hissederken, artık ne zaman buluşacağız diyorsunuz. Sanki İstanbul'dan Selanik'e, Selanik'ten İstanbul'a gidilen yolculukta aynı trene binen yolcular gibiyiz.

Müstakil Sanayici ve işadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı İsrafil Kurulay :'Bölge, Türk iş insanları için ciddi potansiyele sahip bulunuyor. Ortak değerlerin çok olmasının dışında, dil sorununun da yok denecek kadar az olması, yatırım riskini azaltıyor' sözleri Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında çok ciddi ekonomik ilişkilerin başlatılabileceğinin de müjdelerini veriyor.
Artık dünyada şartlar değişti, din ve dil farklılıkları nasıl yok olduysa, insanları buluşturan ortak değer 'ekonomi'… Ticaretin ve turizmin ön planda yer alacağı bu yeni ve her geçen günde etkisini gösterecek akımı iyi değerlendirmek gerekiyor. Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Bosna-Hersek'te şu anda yapılacak yatırımlara çok hız vermek gerekiyor. Balkan ülkelerinde yaşanan gelişmelerde Türkiye'nin çok büyük katkısı olacaktır. Bu ülkeler bizim belki de 20 yıl önceki dönemlerimize benziyorlar. Tarımdan, sanayiye, ticaretten, turizme kadar akıllı politikalar oluşturulması durumunda ülkelerin her biri için ciddi çıkarları sağlamak mümkün olabilecek.
Suyun Öteki Yakası, çok ciddi bir alan ve buradaki bütün ülkeler ile işbirliğini kurmak, onlarla çeşitli anlaşmalar yaparak birbirimizin gelişmesine katkıda bulunmak gerekiyor. Bu nedenle doğru kişiler, doğru yatırımlar, doğru kararlar almak zorundayız. Ülke itibarımızı dikkate alarak her yatırım ve ekonomik iş birliğinin kontrol edilmesi gereklidir. Birkaç yıl sonra, Kırgızistan ve Kazakistan'da 'Aman, Türkler geliyor, kaçın' sözlerini duymak istemiyorsak, her adımın çok planlı bir şekilde organize edilmesi gerekiyor.


Suyun Öteki Yakasında yaşayan dostlarımızı çok sevdim. Balkan'lardan Orta Asya'ya kadar…