Beden eğitimi...
Çağdaş yaşamda hareket yeteneğinin gelişmesi adına...
Çocukların fizyolojik,psikolojik ve sosyolojik gelişimi için eğitimin olmazsa olmazlarından...
Bireyin yaratıcı yönlerinin ortaya çıkması; serbest zamanlarını doğru kullanma ve kültürel gelişimi...
Beceri ve yeteneklerin ortaya çıkması; kazanılması...
Sporu yaşam biçimine dönüştürmenin yolu...
X
Eğer bir spor politikanız varsa...
Spor, ilkokuldan başlayarak eğitimin içinde olmazsa olmaz derslerden biri olarak bulunuyor...
Eğitim kadrolarınızı Beden Eğitimi ve Spor Okulu mezunlarıyla donatıyorsunuz...
Beden eğitimi dersleri zorunluluk oluyor...
Her biri kendi dallarında uzman eğitimcilerle, gelecek adına yapılan seçimlerle bir spor altyapınız oluyor...
Geleceğin rekortmenlerini, başarılı sporcularını ortaya çıkarma şansınız doğuyor...
Eh spor yapan bir toplum hedefine ulaşırken de, bir bakıyorsunuz...
Lisanslı spoırcu sayınız gelişmiş ülkeler düzeyine gelmiş!..
Rekortmenlerinizi Dünya alkışlıyor!..
Bir düş mü ne?..
X
Elbet Türkiye için geçerli bir şey değil okuduklarınız!..
Topluma spor yaptırmayı, sosyalleşmenin bir gereği olarak benimsemiş; çocuk yaştan gelişimi önemsemiş ülkelerin gerçeği bu!..
Ya ülkemizde nasıl oluyor?
Spor yaptırabilecek eğitimci kadrosuna sahip miyiz ki, okullarda beden eğitimini haftada 3-4 saate çıkaralım?
Çocuklarımızın fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik gelişimini; herhangi bir spor dalında başarılı bir birey olarak yetişmesini ne kadar istiyoruz da gerekli ortamı sağlayalım?
Ne yapalım?
Soruları çoğaltabiliriz de...
Ya çözüm?
X
Beden Eğitimi Öğretmenleri Federasyonu, yaptığı bir çalışmada tüm çarpıklıkları açık bir biçimde ortaya koyuyor...
Federasyon yöneticilerinden Ali İstanbulluoğlu, çalışmayı değerlendirirken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitimde yaptığı sürekli değişimlerin, seçmeli dersler için öğrencinin istediği alanlarda değil, okul yönetimlerinin yönlendirmeleriyle aktif ortam sağlamayan ve kendilerini ifade etme şansı bulamayacakları derslerle beden eğitimi ve spor alanının daraltıldığını söylüyor...
Sorun bu mu? İşte Bede4n Eğitimi Öğretmeni Federasyonu'nun önümüze koyduğu gerçekler:
'. 1980'li yıllar ile 1990'lı yılların bbaşlarında ilköğretim okulları ve orta öğretim kurumlarında beden eğitimi dersi 3 saat uyguılanıyordu. Daha sonraki dönemlerde, önce bir saate indirildi, fakat beden eğitimi öğretmenlerinin tepkileriyle ders saati 2'ye çıkarıldı.
. 2012 yıklında uygulamaya geçilen 4+4+4 sistemiyle birlikte ilkokullarda (yani ilk 4'te) beden eğitimi dersi müfredattan kaldırıldı. Bunun sonucu olarak; gelişmiş ülkelerde sporas başlama yaşı 4'e indirilmişken, biz de 4+4+4 sisteminin sonucu olarak 9-10 yaş grubuna çıkardık. Bu yaş grubuna çıkmış öğrencilere spor kültürü vermek bir yana, bazı dallarda yetenek seçiminde geç kalınacaktır (Jimnastik-yüzme vb).
. İlkokullarda beden eğitimi dersi olmadığı için beden eğitimi öğretmeni görevlendirilmemiştir. Müfredata eklenen 'Oyun dersleri' de sınıf öğretmenleriyle dolduruluyor; bu öğretmenler derslerde yazı-okuma yaptırıyor. Oyun çağındaki öğrencilerin bedensel, zihinsel ve sağlık açısından gelişmelerinde daha sonraki yıllarda telafi edilemeyecek sorunlar toplum gündemine taşınacaktır.
. İlkokullarda beden eğitimi dersinin olmaması nedeniyle, üniversitelerden mezun olan öğretmen adaylarına istihdam yaratılmamakla beraber, bakanlık 4+4+4 sistemiyle norm fazlası ilkokul öğretmenlerine alan değiştirterek, bazılarını ortaokul-liselerde beden eğitimi branşına geçirterek atanmayı bekleyen öğretmen adaylarının önünü kesiyor. Görülüyor ki daha uzun yıllar yaklaşık 40 bin beden eğitimi öğretmeninin mesleklerini yapamamaları sözkonusu.
. Milli Eğitim Bakanlığı'nca 2011 eğitim-öğretim yılında teşkilat yapılanmasındaki değişiklikle, beden eğitimi dersi ve sportif etkinliklerin yürütüldüğü Okul içi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü kapatılarak, cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne aktarılan deneyimler, eğitim ve spor olgusu bir anda yok edildi.
Beden eğitimi öğretmenlerine mesleki alanda düzenlenen tüm kurs, panel ve seminerlere son verildi. Derslerin uygulanması kullanılan yönetmelikler de kaldırıldığından, sorunlar katlanarak büyümeyi sürdürüyor...'
Görüleceği üzere Beden Eğitimi Öğretmenleri Federasyonu'nun çalışması hem spor eğitimcileri adına, hem de spor altyapısını oluşturacak bir nesil yetişmesi adına acı gerçeği net bir biçimde önümüze koyuyor...
Dahası var kuşkusuz...
Milli Eğitim ve Spor Bakanlıkları'nın işbirliğiyle okullarda spor tesislerinin yapımı; var olanların geliştirilmesi; beden eğitimi öğretmeni kadrolarının sportif etkinliklerde yaygın biçimde yeralması...
Tüm istemler olabilecek, bir planlamayla gerçekleştirilebilecek işler!..
Ancak yapmayı düşünenler için!..
X
Bu tablo gösteriyor ki...
Eğitimcisini saf dışı bırakmış bir ülkede...
Önünüze bir spor politikası konulamıyorsa...
Sporun altyapısı için hiç bir çalışma yoksa...
Gereksiz yerlere, gereksiz harcamalarla; içi boş kalan tesisler yapılıyorsa...
İthal sporcular ve çalışltırıcılar ve sporcularla Avrupa-dünya şampiyonaları; olimpiyatlar geçiştiriliyorsa...
Hemen her alanda doping engellenemez düzeye çıkmışsa...
Siz daha çoook düşlersiniz...
'Olimpiyat bizim' diye!..