Dünya tarihine geçen bu söz Azerbaycan devletinin korucusu rahmetle andığımız Haydar Aliyev'e ait.

Aliyev'in vefatından sonra Azerbaycan'da neler değişti?

Ermeni işgali altındaki Karabağ'da ne acılar yaşanıyor?

9.5 milyon nüfuslu ülke; ekonomik, sosyal, kültürel, demokratikleşme, bilimsel anlamda nereye koşuyor?
Bu ve benzer onlarca sorunun cevabını bulmak için ana vatanımız, büyük sevdamız Azerbaycan'a gittik.

Azerbaycan Parlamentosunun dünyaca ünlü milletvekillisi Dr. Ganire Paşayeva,'nın ev sahipliğinde geçen 6 günlük programa geçmeden önce Ganire hanımefendiden söz etmemiz gerekiyor.

30 yıllık meslek hayatım boyunca çok sayıda, bakan, milletvekili, siyasetçi, bilim adamı, diplomat akademisyen, gazeteci, yazar, sanatçı tanıdım. TV, Radyo programları ve gazete, dergi röportajları yaptım.
Ganire hanım, bütün bu bildiklerimi ve ezberimi bozdu. Bir siyasetçinin, milletvekilinin hangi değerlerle, bilgilerle donanımlı olması gerektiğini, bunları ne zaman, nerede nasıl kullanacağını bize öğretti.

Ben kendisine 'Google Ganire' lakabını taktım. Bilimde, sanatta, siyasette, diplomaside, tarihte, coğrafyada yaşama dair ne varsa….Ganire hanıma sormanız yeterli. Bütün İslam coğrafyasında hangi bölgede, hangi tarihte, kimler yaşamış, nasıl yaşamış, neler olmuş…

Ülkemizde siyaset yapan ya da siyasete girmeye niyetli olanların Ganire hanımla tanışmalarını, bu büyük vatanseverin, heyecanına tanık olmalarını isterim.

Sanat eserlerini, kitaplarını, bildiği yabancı dilleri, verdiği konferansları, kurduğu sivil toplum örgütlerini, yaptığı organizasyonları, uluslar arası ilişkilerini bunları yazmama gerek yok. Beni asıl heyecanlandıran onun vatan aşkı, Azerbaycan Türkiye sevdası. Bitmek, tükenmek bilmeyen enerjisi…

İşte kardeş ülke Azerbaycan oldukça emin ellerde öylesine hızlı biçimde gelişiyor ki.. Öylesine büyük değişimler yaşanıyor ki gitmeden, görmeden bir süre kalmadan öğrenilmez.

Kafkasya'nın parlayan yıldızı; Daha önce kurulup yıkılmış, yağmalanmış, talan edilmiş, katliamlara uğramış dönemlerini saymazsak, Azerbaycan 25 yıllık bir devlettir. Zor günlerini aşmış ve hedefe kilitlenmiştir. Hedefinde; güçlü, istikrarlı, demokratik bir ülke olmak vardır.

BÜYÜLEYİCİ ŞEHİR MİMARİSİ
Başkent Bakü'ye inip, kalacağımız otele vardığımda, yanlış bir şehre gelmişim gibi şaşkınlık içindeydim.

Görevim gereği birçok Avrupa ülkesinin başkentini gezdim. Bakü için 'Paris'in Müslüman versiyonu' desek çok yerinde olur.

Tarihi dokusu, mimarisi, kent mobilyası, müzeleri, opera binaları, sanat galerileri, Ankara'nın İzmir'in toplamını geçen tiyatro salonları, konferans merkezleri, ihtişamlı modern binaları, kentin her noktasına ulaşan metrosu, sinema salonları, sanat, edebiyat, şiir odaklı sokakları, kütüphaneleri, harika mimarisiyle bütünleşmiş çok değerli yaşam alanları ve disipline edilmiş ticaret merkezleri.

Bakü; çok kısa sürede, kendini ve acılarını onararak bunu başarmış.

Bakü şairler, ozanlar, ressamlar, sanatçılar, modacılar, heykeltıraşlar kenti olmakla kalmamış. Dünyanın en büyük markaları, en büyük şirketleri içinde cazibe merkezi olmuştur.

Londra, Paris, Atina'dan daha şık ve temiz duruyor.

Bizim sur içi dediğimiz, eski kale içi ise tamamen turizm amaçlı restore edilmiş. Orası 24 saat canlı duruyor. Şehirde sosyal yaşam belli bir saatten sonra durgunlaşıyor. Yeterli üniversitenin olmaması ve bilinirliğinin istenilen düzeyde gerçekleşmesinden kaynaklanan bir durum olduğunu tahmin ediyorum.

İŞGAL ALTINDA ACI ÇEKEN ŞEHİR.
Ankara, İstanbul, İzmir, Konya, Diyarbakır neyse Bakü'de bizim için odur. Vatan toprağımızın bir parçasıdır. Ata mezarlarımızın olduğu, Osmanlı'nın şehit yatağıdır. Siz Azerbaycan'da bulunurken, kendinizi Türkiye'den daha öte baba yurdunda, ana kucağında his ediyorsunuz. Dokunduğunuz her taşta, bastığınız her karış toprakta bunu yaşıyorsunuz.
Oysa Azerbaycan'ın Karabağ'ı Ermeni işgali altındadır. Bu durum Şanlıurfa'nın Gazi Antep'in Hatay'ın işgal altında olduğu anlamına geliyor.

Oysa Türk toplumu Karabağ meselesi hakkında hiçbir şey bilmiyor. Ermenistan için' sınır kapılarını açalım' diyenler bile var.

Azerbaycan gezisi öncesi hümanist duygularla bunu düşünenlerden biri de bendim. Ancak orada yaşanılan vahşeti, katliamları, işgal altındaki ata topraklarını, Ermeni zulmüne gördükten sonra. Bu düşüncelerimde önemli değişiklikler oldu.

Dağlık Karabağ, hukuken Azerbaycan sınırları içinde yer alıyor. Oysa fiilen Ermenistan tarafından kanlı biçimde işgal edilmiş. Burada yaşayan kardeşlerimizin çoğu öldürülmüş. Sağ kurtulanlar ise acı ve çaresizlik içinde 20 yıldır yurtlarına dönecekleri günü bekliyorlar.

Evlerini, köylerini terk etmek zorunda kalmış olan binlerce kardeşimizin 20 yıldır çok zor koşullar içinde mülteci hayatı yaşadığını ben oraya gittiğimde, gördüğümde öğrendim.

Rusya'nın ekonomik ve askeri gücüyle korunan Ermeniler, oldukça şımartılmış. Tıpkı İsrail gibi; Birleşmiş Milletlerin hiçbir kararına uymuyorlar.

Günümüzde Dağlık Karabağ'da artık hiç Azerbaycanlı yaşamıyor. Yaşatılmıyor. 30 Bin Azerbaycanlı katledildi. Ermenilerin 1992 yılında yaptığı Hocalı katliamında 613 kişi öldürülmüş, 487 kişi de sakat bırakılmış.



QUBA KENTİNDEKİ TOPLU MERAZLAR…
Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nün daveti üzerine gittiğimiz ikinci şehir ise Quba vilayeti oldu.

Quba kenti de oldukça hızlı biçimde gelişiyor. Bir yandan savaşın acılarını onarıyor, öte yandan hızlı biçimde gelişiyor, değişiyor.

Kentte değişmeyen, değişmeyecek olan tek şey var; oda Ermenilerin burada yaptığı katliamlar

Bolşevikler tarafından 1918 yılında Anadolu'da Ruslarla beraber hareket eden Ermeni Taşnak çeteleri Erzurum, Van, Muş Kars'tan itibaren geri çekilirken Anadolu'dan Rus sınırına kadar olan coğrafyada yüz binlerce sivil Türkü kasabalarında köylerinde acımasızca öldürdüler.

Ermeni çeteler en kanlı eylemlerinden birini de Azerbaycan'ın kuzeyinde bulunan Quba kendinde yaptılar. 600 civarında cesetlerine kemiklerine rastlanılan stadyum yakınındaki toplu mezarı gördüğümde sadece ağlayabildim. Bütün duaları unuttum, bütün duygularım dondu.

Bize eşlik eden Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşheyava şunları söylüyordu:

'Bolşevikler tarafından 1918 yılında Quba şehrinde Azerilere karşı saldırılar düzenlendi. Kendilerine 'ceza takımı' adını veren 2000 kişilik Ermeni silahlı çetesi 1918 yılının Mayıs ayında, Kuba'da yerel halka karşı bir katliama girişti. Nuri Paşa komutanlığındaki Kafkas İslam Ordusu'nun 9 Mayıs'ta şehre girmesiyle bu katliam durduruldu. Kazı çalışmaları sonucunda yaklaşık olarak 400 kişiye ait olduğu tahmin edilen kemikler çıkarıldı. Burada 15 bin Azerbaycanlı Türk'ün hunharca katledildikleri ve toplu mezarlara gömdükleri gün gibi açıkken, Ermeniler lobi faaliyetleri ile sanki Türk'ler soykırım yapmışlar gibi dünyayı aldatmışlardır. İşte bu toplu mezar Ermenileri yalanlamaya yeter de artar bile' diyordu.
Osmanlı en zor en çaresiz döneminde Azerbaycan'ı yalnız bırakmamış.
Azerbaycan'nın tarihinde, kültüründe, sanatında, edebiyatında, yazılı ,sözlü görsel bütün yayınlarında Osmanlı'ya duyulan vefa vardır.

Prof.Dr. Gazenfer Paşayev bunlardan sadece biri. Her vatandaşımızın mutlaka tanıması, okuması eserlerini incelemesi gereken bu tarihçi yazarın 100'ün üzerinde eseri olduğunu yazsam sanırım abartmış olmam.

'Irak Türkmen Nağlıları' adlı 429 sayfalık esri oldukça önemlidir. Eserlerinin tamamı için Azerbaycan Milli Kütüphanesinde düzenlenen törende Prof.Dr. Gazenfer Paşayev hocamızla tanıştık. Mükemmel bir insan.. Törene halk şairi ve Azerbaycan Milletvekili Sabir Rüstəmxanlı, Halk şairi Zəlimxan Yaqub, Azerbaycan Milletvekili Qənirə Paşayeva, Milli Kütüphane Müdürü Kərim Tahirov və 'da vardı.

MUHTEŞEM CAMİNİN AÇILIŞINA TANIK OLDUK.
Bakü'de bulunduğumuz sırada fotoğrafta gördüğünüz muhteşem caminin açılışı yapıldı. Haydar Aliyev camisi tek kelimeyle muhteşem.
Azerbaycan hepimize örnek olması gereken bir anıt mezarlık yaptırmış. Azerbaycan tarihinin gelip gelmiş, bütün yazarları, sanatçıları, tarihçileri, bilim adamları, , alimleri, ressamları, savaşçıları, filozofları, yaşama, tarihe, geleceğe değer katan ne kadar ünlüsü varsa hepsinin anıt mezarı dünyada benzeri az bulunan bir çalışmayla devasa bir alanda gerçekleştirilmiş.

BAKÜ TÜRK ŞEHİTLİĞİ
Yazımın başında belirtmiştim. Azerbaycan bizim ana yurdumuz bastığımız her karış toprakta şehitlerimizin mezarları, Osmanlı'nın derin acıları, eserleri bulunuyor. Fotoğraflarının sadece bir kısmını çektim. İzmir, Diyarbakır, Kars, Muğla, Malatya, Kerkük'ten gelmiş yüzlerce şehidimiz yan-yana bura yatıyor. Mezar taşlarında adı bile olmayanlar var. Anadolu'dan kimliksiz gelmişler buraya ve şehit olmuşlar.

Bu coğrafyada savaşların tamamına yakını Ruslarla birlikte aynı cephede savaşan Ermenilerle olmuş. Özellikle 1918 savaşının izleri hala çok canlı.

Azerbaycan'a her vatandaşımızın mutlaka gitmesi, görmesi gerekiyor. Bunun için pasaport yeterli, vize şartı ise aranmıyor.