Bundan tam 20 yıl önce Aziz Nesin'i yakmak istemişlerdi.
Niyetleri buydu.
İstekleri bu.
Diri diri yakmak, yakarak öldürmek istemişlerdi.
Aziz Nesin yaralı kurtuldu.
Ama 35 insan yanarak can verdi.
Sivas'ta 35 insanı yakarak öldürenler, bugün Başbakan'ın tanımladığı gibi çapulcular, ayyaşlar değildi; kendilerine 'dindar' diyenler ve tekbir sesleri eşliğinde otelin önüne yürüyenlerdi.
Sivas sanıklarının avukatlığını yapanların, katliamcıları koruyup kollayanların kimler olduklarını cümle alem biliyor artık. Hangi partinin kurucuları, belediye başkanları, milletvekilleri, bakanları olduğunu biliyoruz.
Katliam sonrasında 'Otel dışındaki vatandaşlarımıza bir şey olmadı' diyen dönemin Başbakanı Tansu Çiller'i yıllar sonra '90'ların mağduru' sıfatıyla dinleyenlerin kim olduğunu da biliyoruz.
3 Temmuz 1993 gazetelerinin manşetlerine göz atmak yeter.
Hürriyet gazetesi 'Sivas'ta Aziz Nesin isyanı' diyerek katliamı Aziz Nesin'in üstüne yıkma derdindeydi.
Milliyet gazetesi 'Olay konuşma' diye manşet atarak, katliamın Aziz Nesin'in konuşması nedeniyle çıktığını anlatma telaşına düşmüştü.
Tercüman'ın başyazısı 'Şeytan Aziz' diyordu.
Cengiz Çandar ise Aziz Nesin'e 'Eğer bunak değilse aptaldır' diyordu.
Herkes ağız birliğiyle 'tahrik' diyordu!
Oysa Aziz Nesin'in konuşmasının metni ortadaydı, açıktı.
Aziz Nesin müslüman olmadığını, tanrıya inanmadığını söylüyordu.
Bu sözler, kendilerini 'müslüman' olarak tanımlayan birilerini 'tahrik' ediyordu. Ve 35 insanı diri diri yakmayı 'tahrik oldum' diyerek açıklayabiliyorlardı.
Sivas'ta yakanlar, yakanlar gibi düşünenler, yakanların zihniyetindekiler, yakanlarn avukatlığını yapanlar, 9 yıl sonra iktidar oldular.
Sivas'ta yakanların, AKP'yi kuranlar olduğunu her gün, hatta günde birkaç kez hatırlamamız bir insanlık ödevidir.
Hala bazı gazetelerin Sivas katliamından bahsederken 'Sivas olayları', 'Madımak provokasyonu' demesi, insanlığa ihanettir. Hele ki bir gazetenin bu olaydan söz açarken, 'Sivas'ta bir otelde çıkan yangın sonucu hayatını kaybedenlerden' bahsetmesi! Uzaydan gelen birisi, yangının elektrik kontağından çıktığını zannedebilir!
Kenan Evren de 1993 Temmuzunda 'İnsan dinsiz olabilir ama bunu ilan etmenin gereği yok' diyordu.
Evren'in öz be öz çocukları olan AKP zihniyetliler de 20 yıl sonra benzer sözler söylemiyor mu?
Davos'taki 'one minute' konuşmasında ne diyordu: Siz ancak insan öldürmesini bilirsiniz!
Siz?
Ya siz?
Siz ancak insanları yakarak katledenleri koruyup kollamayı, onların avukatlığını yapanları belediye başkanı, milletvekili, bakan yapmayı bilirsiniz!
Sivas'ta insan yakanları koruyup kollayanlar, onların avukatlığını yapanlar iktidarda olduğu sürece Sivas'taki yangın sönmeyecektir.
Sivas'ta yakanları koruyup kollayanlar ile Ethem Sarısülük'ün katilini aklayıp paklayanlar aynı kişilerdir.
Hiçbir farkları yoktur.
Sivas'taki katliamı 'şanlı kıyam' olarak tanımlayanlar ile Gezi direnişinde insan öldürüp göz çıkaran, cop vurup sakat bırakanları 'Benim polisim destan yazdı' diyerek övenler aynı kişilerdir.
Aynı kişidir.
Aynı kafadır.