Dost sohbetleri çoğu zaman sokağın düşüncelerini yansıtır. Gaziantep'te çocukların dahi katledildiği hain olay sonrası bulunduğum masa sokağın nabzı gibiydi. Öfke adeta bulunduğumuz mekana sığmadı, taştı... Nasıl taşmasın? Siviller ve çocuklar bayram coşkusu yaşarken terörün iğrenç yüzüyle karşı karşıya kalmıştı. Biraz vicdanı olan hiç kimse kabul edemez…
Gazete manşetlerinde birlik mesajı olarak verilen; cenazede liderlerin birlikte saf tutmasını itiraf etmeliyim ki ciddiye alan hiç kimse yoktu. Olayın failleri konusunda ise hükümetin aceleci ve kolaycı davrandığı kanısı hakimdi.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Bu saldırı ya doğruda PKK işidir. Ya da Suriye veya diğer bazı bölge ülkelerinin, istihbarat teşkilatları vasıtasıyla PKK'ya ihale ettiği ve AKP zihniyetinin Suriyeli muhalifleri destekleme inadına kanlı bir karşılıktır. Bu üç ihtimalin kapısı da PKK terör örgütüne direkt açılmaktadır. Patlatılan bombanın arkasında kimlerin durduğu ve hangi amaçları gözettiği açıklığa kavuşmalıdır. Gaziantep saldırısı, Suriyeli muhaliflere verilen desteğin kanlı karşılığı olabilir. Suriye'de ki ateş bize sıçramak üzere' yaklaşımı daha çok kabul gördü.
Genelde dinlemeyi tercih eden avukat abimizin 'ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'u kastederek 'Bu kadın Türkiye'ye geldiği kadar evine gitmiyordur. Kara kaşımıza kara gözümüze mi hayran? Kadın kocasından çok bizim dışişleri bakanını görüyor. Bu ne Türkiye sevgisi böyle?' sözüyle sohbetin konusu Gaziantep'ten Suriye ve İran'a kaydı.
Ardından birkaç defa 'Çamurla uğraşıyorsan şayet, paçana bulaşmasını da hesaba katacaksın' sözünü yineledi…
Bazı olaylar var ki içinde yapanın imzasını taşır. Örneğin Sabancı suikastı… Kurulduğu günden Sabancı suikastına kadar DHKP-C'nin benzer bir eylemi var mı? Zannetmiyorum… Hedef seçiminden hazırlanışına, gerçekleştirilme biçimine ve suikast sonrasına kadar tam bir Hollywood aksiyon filmi! DHKP-C sadece taşeronluk kısmında var… Şayet örgüt güç gösterisi veya sansasyon peşinde olsaydı, sokakta yapılacak basit bir saldırıda benzer bir etki yaratmaz mıydı? Ancak bir yerlere veya birilerine mesaj verilmek isteniyorsa iş değişiyor demek ki…
Hükümet bütün bulguların PKK'yı işaret ettiğini açıkladı. Ancak neden Gaziantep sorusu da ısrarla yanıt bekliyor… Olayın olduğu günden itibaren PKK'nın Gaziantep yöresindeki etkinliği konusunda bilgilenmek için hayli çaba sarf ettim. Hedef seçimine bakarak dahi, PKK'nın bağımsız iradesinin doğrudan eseri olamayacağı kanısına varmak zor değil.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika sözcüsü Hüseyin Nakavî'nin 'Ankara Suriye'ye müdahale edeceğine kendi içişlerine yönelsin'açıklaması sanırım bu konuda sizlere biraz da olsa fikir verir…
TKP ise; 'Gaziantep'te patlatılan bombayı sahiplenen olmaması, bir şeyi değiştirmemektedir. Bomba bugün coğrafyamızda yaşanan gerginlik ve trajedilerle hiç ilgisi olmayan insanların ölümüne ya da yaralanmasına neden olduğu gibi Lübnan'ı, İran'ı, Irak'ı, Suriye'yi ve Türkiye'yi içine alan mezhepsel ve etnik bir bölgesel savaşa doğru gidişi daha da hızlandırmıştır Bombalar patladıkça elini ovuşturan bellidir' diyerek açıkça ABD'yi işaret ediyor…
Anlaşılan Ortadoğu 'cehennemi'nde ateşin sönmeye hiç niyeti yok. Bölge sanki her hamlesi kan, gözyaşı ve yıkım olan satranç tahtası gibi…