Son zamanlarda ortaya atılan asıl gibi iddialara baktıkça kendimi rahmetli Kemal Sunal'ın Salako tiplemesi gibi görmeğe başladım.
Hatta çoğunluğun da benim gibi düşündüğünü düşünüyorum.
O filmde Salako kız kaçırdığını sanıyor. Ama aslında kız Salako'yu kaçırıyor.
Tıpkı bunun gibi memleketimizde polislerin hırsızları kovaladığını sanıyoruz. Ama aslında Reza'nın adamları olan hırsızlar polisleri kovalamış.
Eski İstihbarat Şube Müdürü konuştu. Başbakanın rolünü anlattı. Neredeyse bütün siyasi davalarda parmağı olduğunu, kimin tutuklanması gerektiğine varana kadar başbakanın karar verdiğini söyledi
Doğrudur yanlıştır zaman gösterecek.
Eğer bu tape işleri cemaatin marifetiyse ve de Ali Fuat Yılmazer'in televizyonlara çıkışı bir cemaat hamlesi ise korkarım bundan sonraki tapeler, görüntüler bu yönde olacaktır.
Sanmam ki eski bir polisin, bir sempatizanın bir şöhret meraklısının, bir arka plana düşmüş gururun hezeyanı olsun. Bu konuşmaların plansız proğramsız rastgele yapıldığını da sanmıyorum.
Başbakan hepsinin yalan olduğunu söyledi. Aksini ıspatlamak için bir şeyler yapmadı, delil göstermedi, sadece yalan dedi. Ha birde tehdit etti ki bu hep yaptığı şey zaten.
17 Aralık'ta ortaya çıkanlara da yalan demişti. Ama öyle görünmüyor.
Bana Ali Fuat Yılmaz'erin açıklamaları oltaya takılmış yem gibi geliyor. Başbakan bu açıklamalara tepki verecek. O bildik ses tonuyla bağıracak çağıracak yalan diyecek, cemaat diyecek, haşhaşi diyecek, sülük diyecek…
Sonra O görüşmelerin O talimatların görüntüleri, tapeleri ortaya çıkarılacak buda mı yalan, buda mı iftira denerek kişilik analiz çıkarılacak.
Bunu da kıyağım kabul etsinler. Tuzağa düşmesinler. Ne varsa açıklasınlar.
Aslında olağanüstü bir şey yok. Başbakan ben bu davanın savcısıyım demedi mi? Dedi. Savcı ne yapar, tutuklama ister. O da Başbuğ'un tutuklanmasını istemiş. Yani görevini yapmış demektir.
Salako'dan başladık oradan devam edelim. Salako dağda bir çukura saklanmış. Bir tarafta kızın ailesi ateş ediyor diğer tarafta eşkiyalar. Her ikisi de Salako'ya ateş ediyorlar. Kendilerine gelen mermilerinde Salako'dan geldiğini sanıyorlar. Sonra iki tarafta baş edemeyeceklerini anlayınca kaçıyor.
Bizler, yani halk. Bu ülkenin insanları. Başımızı eğmiş gelen kurşunlara bakıyoruz. Bekliyoruz. Bekliyoruz ki kurşunların bizden geldiğini anlasınlar ve çekilsinler.
Salı sallandı, Çarşamba çarşafa dolandı. Diye diye tükettik haftanın günlerini.
Görünürde 30 Mart Pazar kaldı kala kala.
O günde bişey oldu oldu.
Olmadı vay Salako'nun haline..
Eski bir dörtlük..
Mesele paylaşmaktı ikimizi
Ben senle beni paylaşmaya hazırdım.
Sen senle seni paylaştığından
Öksüz büyüdü sevda….