Cumhuriyet döneminde Rusya ile inişli çıkışlı siyaset ilişkilerimiz oldu.’¶ Rusya İstiklal Savaşı ve Cumhuriyet’’in kurulma aşamasında, para yardımı yapmış ve ülkemizin kalkınmasına destek olmak için elindeki teknolojiyi vermekten sakınmamıştır. Bu cömertliği kendi stratejik emelleri için (sıcak denizlere inmek) yaptığı şeklinde bir anlayış hala yaygındır.
Rusya, Bolşevik İhtilali ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adını almıştır. Stalin SSCB’’nin başına geçtikten sonra sıcak denizlere inme hayalini hortlatmış, bunun üzerine biz de batı ülkelerinin oluşturduğu NATO teşkilatına girerek, SSCB’’ye yalnız olmadığımızı göstererek, Sovyetlerin Akdeniz’’e inmelerine set çekmiş olduk.
Rusya , Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adı altında 1991 yılına kadar sürdü. Bu çok uluslu, etnik kökenli topluluk Marksist politikalar dolayısıyla bir sivil ihtilal ile dünyanın en büyük imparatorluğuna son verdi.
Ben, 1980’’den 1991’’e kadar Türkiye -SSCB arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinden sorumlu olarak çalıştım. Doğalgaz, ham petrol, kereste gibi tabii kaynaklarca zengin olan komşu ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi gerekli idi.
1988 yılında Sarp Kapısı’’nı açarak, komşulukta hasım dönemini bitirdik. Rusya ile ekonomik ilişkileri geliştirme çalışmalarımda, askeri bürokrasiden engelleri aşmam gerekti. Öyle ya; bir düşmanlık politikası bitiyordu, hasım kim olacaktı?
Bugün, dış politikamızda komşularla sıfır problem politikası (yurtta sulh, cihanda sulh) başarıldığında, hasım kim olacak?Yunanistan ile ilgili açılım fevkalade önemli. İnşallah başarılı olunur. Bu politikanın başarılı olmaması için var gücü ile çalışanların olduğu unutulmamalıdır.
Rusya, Stalin dönemine kadar tekstil sektöründe büyük ölçekli dört entegre fabrika kurmuş, Karabük demir çelik tesislerinin kurulmasını sağlamıştır. Altmışlı yıllardan sonra da Aliağa rafinerisini, İskenderun Demir Çelik tesislerini, Aliağa Petkim tesislerini kurmamızı sağlamıştır. Geçen yılların tecrübesi ile çarpıcı bir tespitim ise şöyle, Batı’’nın vermediği bir teknolojiyi Rusya’’dan aldığımızda batılı şirketler sıraya girerek bu teknolojileri ülkemize getirmişlerdir.
Şimdi ne oldu?Otuz yılı aşkın konuşup da nükleer santral kurdurtmayan batılılar (1979-1984yılına kadar Kanadalılar ile nükleer santral kurulumu ile direkt temas yürütmeme rağmen başarılı olamadım), Rusya ile bu anlaşmanın realize edilmesinden kısa bir süre sonra gelip nükleer reaktör kurmaya talip olacaklar diye düşünüyorum
Ülkemizin nükleer reaktörlere olan ihtiyacı açık, Rusya’’nın teknolojisi ile başlayalım, petrolde, petrokimyada, çelikte, tekstilde olduğu gibi batılı ülkeler gelip bunları biz de verelim diyecekler, o zaman Batı teknolojileri ile diğer santraları kurarız