MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu; TBMM’de gerçekleştirdiği basın toplantısında, Türk Ocakları’nın TBMM Üyelerinin mail adresine gönderdiği metne sert tepki göstererek “Terör örgütünün silah bırakması, kendisini feshetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti karşısında terör yoluyla netice alınamayacağının kesin biçimde tescil edilmesi; Türk milletinin mağlubiyeti değil, devletimizin kudretinin sonucudur.Sevr'i yırtıp atan irade de bizimdir; terörü tarihe gömecek irade de bizimdir.” dedi.

Basın toplantısında konuşan Osmanağaoğlu; dün akşam TBMM Genel Kurulunda 468 milletvekilinin kabul oyuyla yasalaşan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin hayırlı uğurlu olmasını diledi.

“Türk Ocakları tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerine ortak bir mesaj yollanmış ve “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Sevr Antlaşmasına benzetilmiştir. Kısacası Türk Ocakları’nın Türklük ve Ocaklılık şuuruna mesafeli yöneticileri; alışık olduğumuz başarısız siyasal mühendislik girişimlerinden birine daha imza atmıştır.” İfadeleriyle Türk Ocakları Genel Merkezi tarafından Milletvekillerine yollanan mesajı eleştiren Osmanağaoğlu şunları söyledi:

“İfade etmek gerekir ki; tarihsel bağlamından bakıldığında, Türk Ocakları’nın mevcut yapısı çok şerefli bir mazinin mirasını yiyen; müflis ve hayırsız bir evlada benzemektedir. Türk Ocakları’nın derin köklerine inildiğinde Türk milliyetçiliğinin fikri temelini oluşturan, Türkçülüğün bir siyasal aksiyona dönüşmesini sağlayan, hatta İstiklâl Harbi’nin öncü kadrosuna inanç ve heyecan vererek Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasında büyük rol oynayan bir yapı görünmektedir. Zaten bu kıymetli tarih, altın sayfalar hâlinde millî hafızada yerini almıştır. Nitekim o günlere ithafen Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin“Türk Ocakları göz nurumuzdu, bir nevi mektebimiz, mefkûremizdi. İlk sevdamızdı, fikirlerimizin sistemleşip sadırdan satıra döküldüğü ülkü membaımızdı. Türkçülüğün ilk sancağı Türk Ocağı’nda kaldırılmıştı” sözleri de geçmişteki Türk Ocakları’nı tasvir eden sözler olarak hatırımızdadır. Ancak; Türk Ocakları’nın bizim için bir mana ifade ettiği o zamanlar; sisli bir geçmişin uzak hatıralarında kalmıştır.

Türk Ocaklarının Pespaye Figüranlık Merakı Yeni Değildir

Çünkü mevcut Türk Ocakları’nın işgalci ve mirasyedi yöneticileri; Gökalplerin, Tanrıöverlerin, Osman Turanların, Erol Güngörlerin emeğini kendi siyasal desiselerine meze yapmaya devam ede ede gözümüzdeki kurumsal değerini yemiş tüketmiştir. Bu uzak geçmişi şanlı, yakın sicili kirli yapıyı; zaman içinde ucube bir organizmaya dönüşmesinden ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne operasyon düzenlemek isteyenlerin yardımcı figüran ajansı hâline gelmesinden de tanıyor, biliyoruz.

Aydın Erten anmasında protokol krizi: Gümrükçü ayakta kaldı!
Aydın Erten anmasında protokol krizi: Gümrükçü ayakta kaldı!
İçeriği Görüntüle

Türk Ocakları’nın bu pespaye figüranlık merakı, yeni değildir. 1980 sonrası bir takım güç odaklarının oluşturmaya çalıştığı “Türkeş’siz Türk milliyetçiliği” projesi kapsamında imkân sağlanan çeşitli vakıfların ve kurumların başında Türk Ocakları geldiği de herkesçe bilinen bir gerçektir. Ne var ki; bir takım vakıfların, STK’ların veya başka siyasi partilerde bakanlık vazifesi üstlenmiş bazı isimlerin de iştirak ettikleri “Türkeş’siz Türk milliyetçiliği” planı Başbuğ’un lider karizması altında başarısızlığa uğramıştır. Daha sonra da FETÖ öncülüğünde aynı projenin bir başka versiyonu, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in aleyhinde yürütülmüştür. Liderimiz Devlet Bahçeli olmadan dizayn edilmeye çalışılan ülkücülük de belden aşağı operasyonlarla, referandum pazarlarında “bağımsız ülkücü” çıkışlarıyla kendini göstermiş fakat hareketin lidere duyduğu güven ve liderin tavizsiz tutumu sayesinde, bu süreç de akamete uğramıştır. Bilinmelidir ki; bu operasyonların her birinde en önde koşa koşa giden tipler Türk Ocakları’nın mazisini istismar ederek siyasi aktör haline gelen politik palyaçolardır. Bu kişilerin milli meselelere dair bir görüş beyan etme hakkı; Türk Ocakları adına Fetullah Gülen’e Türk Dünyası’na Hizmet Ödülü verdiklerinde bitmiştir. Bu kişilerin Türk milliyetçiliğine dair söz söyleme hakkı; FETÖ ile beraber referandum kampanyası yaptıklarında bitmiştir.

Çerçeve Kanun Devletimizin Kudretinin Sonucudur

Bu kişilerin memleketin bütünlüğüne dair fikir yürütme hakkı; terör örgütünün yancılığını yapan CHP’nin kriminal yöneticilerini Türk Ocakları İstanbul Şubesi’ne çağırıp konuşturduklarında bitmiştir. Sevr üzerinden kirli propaganda yapanlar şunu iyi bilmeliler ki;Sevr, Türk milletinin iradesini yok sayan emperyalist devletlerin Türk vatanını parçalama teşebbüsüydü. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Türk devletinin terörü tasfiye ederek millî birliği güçlendirmek amacıyla ortaya koyduğu iradeyi Sevr ile yan yana zikretmek; benzetmenin sınırlarını aşan ağır bir tarihî yanılgıdır. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin teslimiyeti değil; terörün teslim alınmasıdır.Şehitlerimizin emanetini incitmek değil; artık yeni şehitler vermeyeceğimiz bir Türkiye'yi onların aziz hatırası üzerinde yükseltme iradesidir. Terör örgütünün silah bırakması, kendisini feshetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti karşısında terör yoluyla netice alınamayacağının kesin biçimde tescil edilmesi; Türk milletinin mağlubiyeti değil, devletimizin kudretinin sonucudur.

Sevr'i yırtıp atan irade de bizimdir;

Terörü tarihe gömecek irade de bizimdir.Siz değerli basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyor saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum. “