Orta Doğu ülkelerinde genelde otoriter rejimler var, bunlar da İsrail ile devamlı sürtüşmede. Bunu önlemenin bir yolu da Orta Doğu ülkelerine çoğulcu demokrasi getirme olduğu kanaatine varan ABD, Büyük Orta Doğu Projesini hazırladı ve sahneye koydu.
Her şeyden evvel toplumlar layık oldukları idarelerce yönetildiği unutulmamalıdır. Son beş yüz yıl içinde Orta Doğu'da İran ve Osmanlı Devleti hakimdi. Osmanlı'nın çöküşü esnasında Batılılar ziyafet masalarında Orta Doğu'da irili ufaklı devlet kurdular. Bu devletlerin sınırları rastgele cetvellerle çizilmiş, başlarına da Batılılara şirin gözüken Osmanlıya ihanet eden aileler getirilmiştir. Orta Doğu'daki halk bağımsızlık veya insan haklarını önde tutulması gibi istekleri yoktu.
Bu aileler daha sonra otoriter rejim kurarak devamlarını sağladılar. Halk karnını doyurduğunda, baştaki yöneticiye şükür duası yaptığında geçinir giderdi. Geçmiş altı yüz yılda Arabistan'ın hiçbir yerinde, bir devlet kurma çabası olmamıştır. Batı ülkeleri, birliği sağlamak için iç harp yaşamış, ve herkesin başkalarının haklarına saygılı olması öğrenilmişti. Arabistan yarım adasında masalarda kurulan devletlerin devlet olabilmesi için orada yaşayanların birbirlerine saygılı ve demokrasiye inançlı bir kültür ve olgunluğa gelmeleri şarttır. Bunun içinde bir nevi iç harp yaşayacaklardır. Toplumlar, devlet olabilmenin bedelini ödemeden devlet olamazlar. Irakta, Suriye'de, Libya'da ve daha bir çok yerde karışıklıklar olacak, olacak ki devletler oluşabilsin . Orta Doğu da adını sayamayacağım kadar radikal gruplar var. Bunlardan IŞİD, en ceberut olanı diyoruz. Doğru, doğru ama o yöre halkı ceza denilince kafa kesmeyi biliyor. Terör estirip halkı idareye tabi hale getirmeyi biliyor. Bunu yaparken de o yöre halkının anladığı lisanda toplu katliamlar gerçekleştiriyor.
Orta Doğu bir değişim süreci geçiriyor, temennimiz bu ülkelerin ödeyeceği bedelin minimumda kalması. Ölümlerin durması, kültürel değişimin hızlanması.