'Occupy'kelimesinin Türkçe karşılığı: 'işgal etmek'. Birkaç gün önce bir arkadaşım biliyor musun gençler CHP Genel Merkezi'ni işgal etmişler dediğinde, 'nasıl yani?' demiştim. İşin aslını öğrenmeden yorum yapmak istememiştim ama içimden bir an için ciddi 'umut tohumları'nın etrafa saçıldığını itiraf etmem gerekiyor.
Hemen internete girerek konunun özünü öğrenmek istedim. 12 Nisan 2014 tarihinde Milliyet gazetesinde 'CHP'de işgal başladı' yazısının altında, pek çok kişinin okuduğu gibi CHP'li gençlerin CHP Genel Merkezi'nde toplandığı haberi yazılıyordu. CHP Genel Merkezi'ne gelen gençleri, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı İrfan İnanç Yıldız, bazı milletvekilleri ve partililer karşılamış. Bu geçlerimize bir anket formu verilmiş ve nasıl bir CHP görmek istediklerini sormuşlar. Öncelikle bu yazıyı okuduktan sonra içimden gülmeye başladım. Çünkü bir gün önce oğlumla bir başka konuda konuştuğumuz konu ile özdeşleşen bir konuyu bu konuşmam ile ilişkilendirmiştim.
İnsanların kendilerine sormaları gereken üç soru vardır diye başlamıştı sohbetimiz. Bunlardan birincisi; kişinin kendini nasıl gördüğü. İkincisi; başkasının onu nasıl gördüğü ya da algıladığı. Üçüncüsü ise belki hepinize ilginç gelebilir ama nasıl görünmek istediği ile ilgiliydi…
Bunu kendim üzerinden açıklamak istiyorum. Ben, aynaya bakarak acaba kendime kaç defa 'Ben, kimim?' sorusunu sormuşumdur. Bu aslında daha derinlemesine bir soru olduğunda: 'Bu dünyaya neden gelmiş olabilirim?' sorusuna bir yöneliştir. Ancak ben burada felsefe yapmak istemediğimden sadece 'Ben, kimim?' sorusuna yanıt aramanın insanların 'Kişisel gelişimleri'nde de çok önemli faydalar sağlayacağından eminim. İnsanlar kendilerini aynada nasıl görürler acaba? Ben çok güzelim, çok yakışıklıyım, çok çalışkanım, çok becerikliyim, çok iyi öğretmenim, çok çok çok….neyim?
Gelelim ikinci ahret sorusuna; insanlar kendileri hakkında neler düşünüldüğünü gerçek anlamda duysalar acaba ne olur? Sen ne kadar kaprisli birisin; sen çok başarısız bir yöneticisin; sen kötü bir annesin; sen kendinden başka kimseyi düşünmeyen bencil birisin… Bu sözler ne kadar sevimsiz ve sevgisiz geliyor insan kulağına değil mi? Gerçekten duyduklarımız gerçek ise 'korkutucu' ve hatta 'üzücü'. Hiç kimse bunları duymak istemez ve kaçar. Bazen bilir bunları ama kendine itiraf etmekten çekindiği için duymamazlığa gelir. Zaten insanoğlu ne kadar ilginç bir varlıktır. İşine gelmediği hiçbir şeye tepki göstermez. Duymaz, görmez, işitmez...
Bu sorular içerisinde belki de en zor olan soru üçüncüsüdür. Kişinin nasıl görünmek istediği ile ilgili olan soru. Hepimiz iyi bir vatandaş, başarılı bir milletvekili, başarılı bir avukat, yaratıcı bir işgören, sözünü tutan bir belediye başkanı olarak görülmek ve sayılmak isteriz.
Bütün bu sorulara verilen yanıtlar, kişinin 'imajı', 'itibarı' ile ilgilidir. İtibarınız ve imajınız yüksek ise, insanların sizin için düşünceleri de olumludur. Eğer ki, bu değerleriniz yüksek değilse, ya her şeye sıfırdan başlamak ya da yeni bir rota çizmek zorundasınızdır.
Occupy CHP ile başlayan yazının içeriği birden ben de bu üç soruya verilen yanıtın kıvılcımlarını ortaya çıkardı. CHP'de eğer bir 'işgal' var ise ve bu işgali de 'gençler' çıkarıyor ise iyi düşünmek gerekir. Çok sevindirici bir haberdir bu durum. Ama, bu haberin sonuçları acaba ne olmuştur? Partinin kendisi ile ilgili yapılan bu anketlerin sonuçları ne kadar objektif değerlendirilmiştir bilmiyorum ama okuduklarım zaten ne kadar geç kalındığının da göstergesidir.
Kulüplere, derneklere atanan yeni başkanlar göreve başlar başlamaz hemen üyelerine bir anket formu dağıtır. Kulüp hakkında ne düşünüyorsunuz, gelecek yıla ilişkin beklentileriniz nelerdir diye sorarlar. Ben hiç zannetmiyorum ki, yıllar içerisinde CHP bu düşünce içinde yönetiliyor olsun… Yönetim işi, hangi grup için geçerliyse artık sıradan bir iş gibi görülmüyor. 'Profesyonel Yönetim' ilkeleri doğrultusunda bütün şirketler karlarını ve kurumsal yapılarını koruyorlar. İşin sırrı da burada zaten… Şirketler gibi partilerde 'kurumsallaşma' boyutunda bu şekilde yönetilmeleri gerekiyor. Bunu başaran partiler şu anda ülkemizde kendini göstermiş durumdalar. Muhteşem bir ekip ile insanların evlerine, okullarına, iş yerlerine giriyorlar. Onların ihtiyaçlarını öğreniyorlar ve öğrendiklerini de projelere dökerek uygulamaya geçebiliyorlar.
Muhalefet olmanın etkisi ile her halde bazı partiler; bu yapılanları arkadan takip ederek, ya da her zamanki gibi 'yaparmış gibi gözükerek'üç beş adımlık sıçramalar yapabiliyorlar.Bu tür uygulamalarda bulunan partilerin performanslarını zaten hep birlikte izliyoruz.
Hep derim: 'Yine bir yerde yanlış yapıyoruz' diye. Buyrun OCCUPY CHP'de yapılan isyan bile aslında sessiz kaldı koltuklarda, masalarda… Bu gençleri dinlemek gerek, bu gençlere ülke yönetiminde görev alacakları sorumluluklar ve yetkiler verilmeli. Bu gençler geleceğin Türkiye'sine sahip çıkacak olan kişiler. Unutmamak gerekir ki, siyaset bir kariyerdir. Genç yaşta başlarsan, 50'li yaşlara geldiğinde emekli olabilirsin. Bizim ülkemizde ne yazık ki siyaset ekonomik nedenlerden dolayı çok geç yaşta başlanıyor. Bu nedenle de yaşları orta yaş düzeyine gelmiş ya da zaten çoktan bu düzeyin üstüne geçmiş Genel Başkanlar ile'umut yolculuğuna' çıkmak sadece 'düş' olmaktan öteye geçemiyor.
CHP'de 'isyan' mı var? Sizce, bu ülkede 'gençler' çok geç kalmadılar mı? Hatta bana kalırsa bütün 'delegeler' bile hatta 'oy verenler' bile son durumlar için 'isyan' etmeliler. Nasıl bir Türkiye isteniyor? Ya da Nasıl bir CHP isteniyor sorularının yanıtlarını siz bilmiyor musunuz? Gençlerin beklentilerini henüz tespit edemediniz mi? Peki ne zaman belli edeceksiniz? Ettiğiniz bu yeni platformda insanları nasıl örgütleyeceksiniz? Nasıl bir vizyon ile geleceği şekillendireceksiniz? Elinizde sunduğunuz projeler var mı? Yoksa geçmiş olduğumuz seçimlerde yaşadığımız gibi, çevrenizdeki kişilere mi tepkilerinizi göstererek vaktiniz boş yere geçirdiniz? Başka kişiler yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır derken, sizin sloganınız neydi?
Sadece gençler değil, keşke bütün Türkiye'de CHP ve MHP teşkilatındaki bütün gençler, kadınlar ve erkekler Genel Merkezlerini işgal etseler de, Genel Başkanları başta olmak üzere bütün yönetim kadrolarını 'istifaya' çağırsalar… 'Keşke' demek belki size zor gelebilir, o zaman ben 'haydi' demek istiyorum sizlere…