Yerel seçimlerin eşiğindeyiz. Artık buna ne kadar 'yerel seçim' denirse tabii…17 Aralık operasyonları ve ortalığa saçılan tapelerle 30 Mart bir çeşit referanduma dönüştü/dönüştürüldü…
Merhum Erbakan'ın 'Biz ve diğerleri' söylemi günümüzde 'AKP ve diğerleri' olarak hayata geçiyor. Diğerlerinin cephesi ise oldukça geniş ve bir kısmının 'kökü dışarıda'. Pensilvanya, Twitter mivıtır hepsi aynı cephede…
O yüzden bu yerel seçimde söylemler ulusal hatta uluslararası. Herkes muhatabına göre el ense çekse yine bir derece ama adam bilmem hangi beldenin veya ilçenin belediye başkan adayı 'Andımızı okullarda kaldıran bu iktidarın…' diye cümleye başlamıyor mu, dersiniz ki aday karşısında değil de komedi filmindesiniz…
'Cadde, sokak, su, çöp, yeşil alan… ' Biz Atatürkçü bir partiyiz! Vatandaş tam da onu sormuştu ya! 'Koyun can derdinde kasap et derdinde' misali… Geleceğe yönelik projeler yerine okullarda kaldırılan 'andımız'. Yerel sorunlara çözüm adresiniz ise ' Atatürkçü bir partiyiz'
Bu söylemler şayet CHP'yi iktidara taşıyacak olsaydı bu istek bugüne kadar onlarca kez gerçekleşirdi. Demek ki sokak bu söyleme prim vermiyor. Hala diretmenin anlamı ne?
CHP'yi dün de anlamadım bugünde anlamıyorum. Ülkeyi bugün yönetmeye aday bir partinin söylemleri hala düne dair olsun!
'Partililer ilk hedefiniz camii cemaatiyle kucaklaşmak' diyen genel başkanın geldiği nokta ise hayli ilginç! AKP'yi iktidardan uzaklaştırma ortak paydasında cemaatle kol kola… Bir yanda Atatürkçülük, diğer yanda cemaat!
'Cemaatle flört çıkmaz sokaktır'. CHP Eski Grup Başkanvekili Kemal Anadol, bazı CHP yöneticileri ve adaylarının cemaate sıcak mesajlar vermeleriyle ilgili olarak söylemiş bu sözü… Hadi buyurun bakalım!
Diyeceksiniz ki Mehmet Haberal ve Sinan Aygün gibi tescilli sağcıların vekil olduğu CHP'de; CHP cemaatle flört etmiş, genel başkanı bozkurt işareti yapmış ne fark eder…