Merakla beklenen çatı adayı açıklandı… Benim için hiç şaşırtıcı olmadı CHP'nin çatı adayının Ekmeleddin İhsanoğlu olması!...Çünkü, bir süredir, yani 2002'den bu yana Türkiye'de toplumsal yapının giderek muhafazakarlığa evrildiğini ve neo-muhafazakar refah toplumu normlarının yerel ya da genel olsun her seçimde benzer sonuçlar çıkardığına şahit olduk hep birlikte… İşte bu bağlam içinde 1950'den beri birkaç koalisyon hükümeti hariç 64 yıldır sürekli ana-muhalefet olan CHP, kurucu misyonundan ve batılılaşma endeksli modernleşme paradigmalarından kesin bir U dönüşü yaparak muhafazakarlığın kültürel ve siyasal kodları üzerinden bu networka yani muhafazakar ağa bağlanmak istiyor. 'toplum bize oy vermiyor' itirafı aslında o; 'kime oy veriyorsa biz de onun gibi olalım' demenin dışa vurumu bir anlamda… Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerinden yürütülen bu sığ muhalefet anlayışı Türkiye'de yapılan her seçimin bir Tayyip Erdoğan referandumuna dönüşmesini sağlamakla kalmıyor Türk sağının muhafazakar kodlarının geniş bir meşruiyet alanı oluşturmasına da yol açıyor. Görünen o ki, önümüzdeki yıllarda Türk siyaseti muhafazakarlığın radikal ya da ılımlı tonları arasında bir mücadelenin ve zeminin adı olmaya teşne…
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun kimliği üzerinden yürütülen algı yönetimlerine gelince; efendim, partiye genel başkan seçmiyormuşuz, uluslararası alanda kabul görmüş bir bilim insanıymış, tanıdıkça sevecekmişiz, önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan zormuş, Tayyip'in cumhurbaşkanı olmaması için büyük bir uzlaşma sergilenmiş vs. vs….
Evet, bir uzlaşma sergilendi bu doğru… Ama uzlaşmanın adı Kemalizm'in sol(!) sosuna bulandırılmış versiyonu ile milliyetçi sağ versiyonunun Türkiye'deki muhafazakarlık karşısında aldıkları yeni konum ve strateji ile ilgilidir. İçerideki bu uzlaşmayı etkinleştiren olgu ise şimdiki cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Gülen Cemaati ile her ne pahasına olursa olsun Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak isteyen uluslararası aktörlerin bir koalisyonudur.
Biraz açmak gerekirse, çatı adayımız kim? 1969'da Amerika'nın Sovyet sistemine karşı örgütlediği İslam Kalkınma Örgütü'nün AKP tarafından oraya önerilen eski genel sekreteri. Babasının cumhuriyet rejimine muhalif olarak 1924'te Mısır'a hicret ettiğini ve adayımızın da İslamcı entelektüeller içerisinde özel bir konuma sahip El- Ezher Üniversitesi mezunu oluşunu bir tarafa bırakıyorum. Tam 12 Mart döneminde yani 1970'de Türkiye'ye kesin dönüş…. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin sonuna kadar desteklediği aydınlar ocağında Türk- İslam sentezi doğrultusunda çalışmalar ile Kenan Evren'in kurdurduğu IRCICA'da İslam kültür ve medeniyeti üzerine çalışmalar yapmak… Bu arada Ortdaoğu ülkelerine idareci yetiştirmek amacıyla İngilizlerin Exeter'de kurduğu üniversiteden tıpkı Abdullah Gül gibi burs alarak doktora sonrası çalışmalar yapmak… Bir organik kimya doçenti olmasına rağmen Türkiye'deki bütün bilimsel çalışmalarını İslam tarihi ve medeniyeti üzerine hasretmek…. Pozitivist ve Darvinist bütün gelişme ve ilerleme teorilerine karşı çıkarak dünyada bilim adına ne üretildiyse hepsinin İslam'da var olduğunu kanıtlamak… Sonra ılımlı islam ve yeşil kuşak teorilerine bütün dünyada sponsor olan sözüm ona uluslararası-bilim (!) çevrelerinden ödüller almak…
İşte doksan yıllık cumhuriyet çınarı CHP'nin önümüze getirip dayadığı 'büyük uzlaşı'nın ürünü çatı adayımız böylesine bir kimliğe sahip. Sonuçta bizler tıpkı Mısır'daki gibi Mursi ile Sisi arasında bir seçim yapmaya zorlanıyoruz. İslamcının radikali ile ılımlısını tercih etmeye mecbur bırakılıyoruz. Ve bizler o tercihe meşruiyet alanı oluşturdukça muhafazakarlığın networklerinin bütün toplumsal yapımızı kuşatmasına rıza gösteriyoruz. İtiraz ettiğimizde de 'bak sonra Tayyip gelir haaa!..' diyerek aslında siyaseten iflas ettiğimizi ve muhafazakarlığa teslim olduğumuzu gizlemeye çalışıyoruz. Üstelik hiçbir özeleştiri yapmadan ,ben yaptım oldu diyerek herkesi bu total mantığın içerisine hapsetmeye çalışıyoruz…
Evet sonuç olarak koca Türkiye Cumhuriyeti, muhafazakarlığa teslim olmuş. Ekmeleddin'in bir suçu yok.. Suç bizde...artık Türkiye'de bütün kartlar muhafazakarlığa göre karılacak...'çıktık açık alınla on yılda her savaştan' diyen o ruhun yerinde yeller esiyor...12 yıllık diktatör heveslisine her seçimde yenil, ortaya bir plan , proje, ideolojik netlik koyma , küçük olsun benim olsun de…Adamcılık yap...Ekipçilik ve hizipçilik yap...Türkiye'de cumhuriyetçilerin refleks oylarıyla aldığın kıyı belediyelerinde istihdam ve ihale rantları peşinde koş,nepotizm, clientelizm patronaj ilişkileri iliklerine kadar işlesin sonra da toplum bize oy vermiyor diyerek haydi hep birlikte muhafazakar olalım de. Bu şartlarda Ekmeleddin size çok bile....