Her zamanki gibi ülke gündeminin hızı baş döndürüyor… 12 Eylül darbesinin mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın müebbet hapis cezasına çarptırılması, muhalefetin çatı adayı ile Balyoz tahliyelerinin arasına sıkışıp kaldı.
Geride acı bir bilanço ve tamiri mümkün olmayan acılar bırakan; bir dönemin görkemli isimlerinin düştüğü hale bak! Üçüncü sayfa haberi muamelesi görebiliyorlar ancak…

Tam 50 bin kişiyi gözaltına alan, 210 bin davada 230'unu yargılayan, 517 kişiye idam cezası veren ve 'asmayalım da besleyelim mi' diyerek 52 insanın yaşamını idam sehpalarında alanlar bugün ülke gündemini birkaç gün dahi meşgul edemiyor! O kan kokan dönemde birileri bunu söylese inanır mıydık?

Birçok kez yazdım 'Ben; şairin dediği gibi, Evren ve arkadaşlarının yargılanma ihtimalini sevdim'.
Bu ceza; her ne kadar insanlığa karşı işlenen suçlara değil de 'Devlet aleyhine cürüm' suçundan verilmiş olsa da bu karara sevinmemek mümkün mü?

Bu karara hayatının henüz baharında yaşamları ellerinden alınan Necdet Adalılar, Erdal Erenler için seviniyorum. 'Evren'den davacıyım. Mezarımı istiyorum. Ölene kadar Evren'den davacıyım. Ocağı sönsün' diye feryat eden Berfo Ana için seviniyorum.

Bu karara, Evren ve arkadaşları aleyhine açtığı dava sonucu mesleği elinden alınarak hayatı karartılan savcı Sacit Kayasu için seviniyorum. Gerçi o zil takıp oynama zamanıdır diyor…

'Bu dava uğruna kanser oldum. Kendi adıma sevinmiyorum. Hala mağdurum. 15 yıl çektirdiler. Bugün hak ettikleri cezaları aldılar. Benim için değil ama milletim için bayramdır bugün. Darbeciler ceza aldı. Bahar havasıdır. Zil takıp oynasınlar'

Yaşlarının 97 ve 89 olması beni ilgilendirmiyor doğrusu. Erdal darağacına yollandığında henüz 17'sindeydi.


Evren, yargılanması durumunda intihar edeceğini söylemişti değil mi? Nasıl sımsıkı tutunuyor hayata. Başkalarının canını almaya geldiğinde yürekli, iş kendi canı olduğunda 'tıs' yok… Bin Evren'in yüreği bir Necdet, bir Erdal eder mi?