Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır derlerdi eskiden. Misafir geleceği zaman pastalar börekler çörekler yapılır, hatta hamura biraz fazla un konulur ki fazla kişi gelirse yetsin diye. Misafirden kalanları da evin çocukları öbür gün okula beslenme olarak götürürdü.
Evlerin salonları özenle döşenir ve koltukların üzerleri büyük bezlerle kaplanır, her an misafir için bekletilirdi. Misafirin her zaman başımızın üstünde yeri vardı. Hatta köylerde misafirliğe habersiz gidilirdi. Biz geldik denir, evde ne varsa ikram edilirdi. Bu adet köyden kente göç ile uzun yıllar şehirlerin etrafında oluşturulan gecekondu semtlerinde de devam ettirildi.
Ancak günümüze gelindiğinde durum değişti. Başta doğum günleri olmak üzere, kadınların altın ve hediye günleri ev dışında bir mekanda kutlanmaya başladı. Bu en zenginimizden en fakirimize kadar gelirimize göre ya bir kafede ya bir pizzacıda ya da bir restaurantta organize edilebiliyor. Ki zamanı bol olan ev hanımları da kabul günlerini artık ev dışında geçiştiriyor.
Bu yaşananlar normal diyebiliriz. Erkek ve kadının çalışma hayatında olduğu evlerde başka nasıl davranılır ki de denilebilir. Çok haklısınız, ama bir de bunların sosyal ve psikolojik yanı olduğunudüşünelim. Evine pek misafir gelmeyen ve kabul edemeyen ailelerde yetişen çocukların insanı ve sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkileniyor. Dost dediğimiz kişi ve aileleri dış bir mekanda ağırlamamız toplumsal bağlarımızı zedeliyor. Çekirdek ailenin faydalarını anlata anlata bitiremezken ve hatta teşvik ederken yakında ortada çekirdek de kalmayacak. Eski aileler sayısız eş dosta sahip olurken ve sık sık birbirlerine ziyarette bulunurken, yeni nesil ailelerimiz sadece hafta sonları bir arada olabilmektedir. Hafta sonu da misafir kabul etmektense, bir kahvaltı mekanına veya bir markete alışverişe gitmek en büyük sosyal faaliyetimiz haline geldi.
Evine gelen giden olmayan aileleri fakir aile diye adlandırıyorum. Bu tür ailelerin ne kendileri ne de çocukları sosyal olabiliyor. Bu da onların insani ve vicdani duygularını köreltiyor diye düşünüyorum. Bu tür ailede büyüyen bir çocuk arkadaş ilişkilerinden tutun, iş görüşmesindeki başarısızlığına kadar birçok engelle karşılaşabilmektedir. Günümüzde asosyal genç tiplerin çoğaldığını hepimiz görebiliyoruz.
O nedenle evimize misafir kabul etmek ve eşimize dostumuza misafirliğe gitmek bizi sosyal açıdan zenginleştirdiği gibi kültürel bakımdan da geliştirir. Hatta toplumumuzda 'akrabaya ziyareti kesmek fakirliğe sebep olur' diye de bir inanış vardır. Binlerce yıldır devam eden misafirlik kültürümüzü yaşatalım ve yaşamasına ve gelecek nesillere aktarılmasına aracılık edelim. Yoksa torunlarımızın sosyal ağlarda 'dedelerimiz eskiden arkadaşlarının evlerine misafirliğe giderlermiş' türünden yazışmalarına meze olmayalım.
Yeni yılın bol akraba ve dost ziyaretleri ile geçmesini dilerim. 2015 hepinize sağlık, mutluluk ve başarı getirsin. Misafiriniz bol olsun.