Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı kararla birlikte toplu taşımanın can damarları olan metro ve tramvaylarda güvenlik görevlisi sayısı azaltıldı. Azalan sayı ile birlikte bazı tramvay duraklarında güvenlik görevlilerinin var olmadığı görüldü.
DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen Genel Başkanı Yusuf Küçük, güvenlik görevlisi sayısının azalmasıyla birlikte yaşanan zafiyeti anlattı.
‘METRO VE TRAMVAYLARDA GÜVENLİK KADROSU AZALIYOR’
‘Havuz’ kriziyle gündeme gelen sorunla beraber ‘havuza’ gönderilen iş kollarından biri de güvenlik görevlileri oldu. ‘Havuz’dan işine geri dönen güvenlik görevlileri ise farklı işlere yönlendirildi. ‘Havuz’la birlikte başlayan ve kadro azaltılan güvenlik görevlilerinin azalma hikayesini Küçük, “İşçileri havuza gönderdiler. Havuza gönderdikleri işçileri geri işe aldıklarında temizlik işlerine aldıkları çalışanlar oldu. Bu süreçte bize ulaşan çok fazla işçi oldu. İzmir’de özellikle büyükşehirde işveren baskısı çok yoğun. Mağduriyetler çok oluyor. Halen daha havuzda bekleyen işçiler var. Havuza giden ve geri dönüşünde farklı yerlerde göreve başlayan işçiler yoğunlukla metro güvenlik görevlileri oldu. Bu anlamda kadro azaltıyorlar” sözleriyle anlattı.

‘KONTROL MEKANİZMASI ORTADAN KALKTI’
Metro ve tramvaylarda güvenlik görevlilerinin azalmasıyla beraber yaşanan sorunlara değinen Küçük, “Metroda çalışan güvenlik görevlilerinin sayısı azalınca kendi işlerinin dışındaki işleri yapmaya başladılar. 3 kişilik işi bir kişiye yaptırıyorlar. X-Ray cihazını kullanmaları gerekirken işi gücü bırakıp peron kontrolleri yapıyorlar. Güvenlik görevlileri azalınca kontrol mekanizması ortadan kalktı. Güvenlik arkadaşlarımız orada kontrol mekanizması sağlıyorlardı. Kart basmadan geçen sayılarının artmasıyla belediye açısından maddi bir kayıp oluşmaya başladı ve insanların can ve mal güvenliği tehlikeye girmeye başladı” dedi.
‘KART BASMADAN GEÇEN BİR SÜRÜ İNSAN VAR’
Güvenlik görevlilerinin azalmasıyla birlikte özellikle tramvayda ulaşım kartını kullanmadan toplu taşımaya ‘kaçak’ binen yolculara değinen Küçük, “Belediye şirketleri bir noktada ticaret yapan kurumlar. Karlılık oranına bakınca kadro olarak azalttığı işçinin maliyeti 60-70 bin TL. İşçi başına 200 bin TL’lik bir maliyeti var bu yaşanan zafiyetin. Kart basmadan bir sürü geçen insan var. Bu durum belediyeyi maddi olarak büyük zarara uğratıyor. Yüzbinlerce insan kullanıyor gün içinde toplu taşımayı. 3’te 1’i kart basmadan geçse çok ciddi bir maliyet oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

GÜVENLİKSİZ TOPLU ULAŞIMDA YILLIK 1 MİLYARLIK ZARAR
İzmir’de sadece metroyu kullanan yolcu sayısı 2024 verilerine göre 257 bin 106 kişi olarak açıklandı. Tramvayda ise bu sayı 165 bin civarında seyrediyor. Küçük’ün ifadelerine göre; yolcuların günlük ortalama 3’te 1’i kart basmadığı takdirde günlük kart basmadan toplu ulaşımı ortalama 140 bin kişi kullanıyor. Aktarma ve ücretsiz kartlar düşünülmediği takdirde 30 TL olan ulaşım ücretini hesaplayınca günlük ortalama 4 milyon 200 bin TL’lik bir zarar ortaya çıkıyor. Bu zarar ise aylık bazda 126 milyon TL, yılda ise 1 milyar 512 milyon TL’ye denk geliyor.
‘GÜVENLİĞİN AZALMASI METRO VE TRAMVAYDA KAOS YAŞATIYOR’
Küçük, güvenlik görevlisinin azalmasıyla beraber sadece maddi olarak değil can ve mal güvenliği açısından da tehlikelerin altını çizerek, “Güvenliğin azalması bir kaos yaşatıyor. Dört güvenliğin çalışması gereken yerde bir güvenlik çalışıyorsa olası bir kavga durumunda güvenliğin yapacağı tek şey sesli uyarıdır. Tek bir güvenlik fiziki müdahalede bulunamaz. Görevlide her ne kadar üniforma olsa da etten, kemikten bir insan sonuçta” dedi.

İZMİR METROSU’NDA NEW YORK ESİNTİSİ… ‘KRİMİNAL SUÇLARA SÜRÜKLENİYOR, UYUŞTURUCU SATIŞI BİLE YAPILIR’
Güvenlik görevlilerinin azalmasıyla beraber toplu taşımada ‘New York’ esintisi kriminal vakaların artma ihtimaline değinen Küçük, “Olaylara müdahalenin eksik kalınması kriminal suçlara da yol açıyor. Metropollerde en büyük sorunlardan biri uyuşturucu satışı ve bu satış daha çok kalabalık yerlerde oluyor. Güvenlik görevlisinin normal standartlarda tespit yapabilmesi zorken sayı azalınca bu imkansız hale geliyor. Şu süreçte metrolarda güvenliğin sağlanabildiğini düşünmüyorum. İnsanlar toplu ulaşım araçlarına silahla da girebilir, bıçakla da girebilir. Yeterli bir kadro yok. Güvenlik orada fiziki olarak tespit yapıyor ve kolluk kuvvetlerine bildiriyor. Kolluk kuvvetleri de gelip müdahale ediyor. Güvenlik bu süreçte gözle kontrol ediyor, kamerayla takip yapıyor. Bildirim süreçlerinde kadro eksiği olduğu zaman fiziki takip olmuyor. Dedektörü bırakıp eşgal takip edemiyor. Kamera takibinde de bir risk durumu var. Metro ve tramvaylarda sosyal deney olarak bir kavga çıkarsalar kaç güvenlik görevlisi kaç dakikada gelecek ortaya çıkar yaşanan zafiyet” diye konuştu.
‘SORUNLARI BÜYÜKŞEHİR’E ANLATMAK İÇİN TALEP İSTEDİK AMA DÖNÜŞ OLMADI’
Yaşanan sorunları Büyükşehir Belediyesi’ne bildirmek için görüşme talebinde bulundukları ancak henüz yanıt alamadıklarını belirten Küçük, şunları söyledi:
Yetkili sendika değiliz ama bize bilgiler aktaran ve bizimle görüşen arkadaşlar oluyor. İş konularında yaşanan zafiyetleri biliyoruz. Biz bu konu hakkında belediye ile görüşme talebinde bulunmak istedik bilgi aktarımı istedik. Bu anlamda bir dönüş olmadı. Temsilci olmadığımız için işveren dikkate almıyor.





