Geçen cumartesi akşamı itiraf etti.
Kısa adı ÖNDER olan İmam Hatip Liseleri Mezunlar ve Mensuplar Derneği'nin geleneksel 55. iftarında konuştu.
Topkapı Sarayı'nın iki kıyı köşkünden biri olan Sepetçiler Kasrı'ndaydı iftar.
Hani mağdur, ezik, aşağılanmış, horlanmış, dışlanmış ya bunlar; Topkapı'dan aşağısı kurtarmıyor iftar için!
Çıktı kürsüye Başbakan.
Ve benim, bizim, hepimizin yıllardır savunduğu, savunageldiği düşünce, bir itiraf gibi dökülüverdi dudaklarından.
Kelimesi kelimesine şöyle dedi:
'İmam hatipler sadece bir okul değildir. İmam hatipler bu ülkeye istikamet çizen, bu ülkenin ufkunu aydınlatan, en önemlisi de bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkıp onları muhafaza eden nesillerin yetiştiği eğitim kurumlarıdır. Zulmün ve baskının en ağır olduğu günlerde ağabeylerimiz, o büyüklerimiz, o gönül erleri umutsuzluğa, hüzne kapılsalardı, belki biz bugün burada olmayacak, belki bugün bu iftar sofrasının etrafında muhabbet edemeyecektik. Biz onlara çok şey borçluyuz.'
***
Solun, solcuların, sosyalistlerin; Uğur Mumcuların, Aziz Nesinlerin, Yalçın Küçüklerin, Özdemir İncelerin yıllardır söyleyip savunduğu tespit, işte tam da bu tespittir.
'İmam hatip okulları sadece bir okul değildir' tespitini, bu ülkenin yurtsever aydınları dile getirdiği zaman, 'Nerden biliyorsunuz? Niyet mi okuyorsunuz?' diye diklenenler, itiraz edenler; şimdi artık bu gerçeği pervasızca itiraf edebiliyorlar.
Doğrudur.
İmam hatipler sadece bir okul değildir.
Türkiye'nin en gerici partisinin çekirdek kadrolarının yetiştiği arka bahçelerdir.
Türkiye gericiliğinin yaşam kaynaklarıdır.
Milliyetçi ve dinci gericiliğin bir devlet politikası haline getirildiği yerlerdir.
Siz hiç, bir AKP'linin çıkıp da 'Ticaret liseleri sadece bir okul değildir' veya 'Endüstri meslek liseleri sadece bir okul değildir' ya da 'Kız meslek liseleri sadece bir okul değildir' şeklinde tanımlamalar yaptığını ve bu okullara ulvi, kutsal, ideolojik anlamlar yüklediğini gördünüz mü?
Göremezsiniz.
Çünkü Türkiye gericiliğinin gözünde ticaret liseleri, teknik liseler, endüstri meslek liseleri, kız meslek liseleri sadece ara eleman yetiştirmeye yarayan orta öğretim kurumlarıdır.
İmam hatipler ise asla öyle değildir.
İmam hatipler, yarım asırdır bu ülkenin polis, içişleri, yargı ve milli eğitim teşkilatlarına siyasal İslamcı, tarikatçı, anti-laik, piyasacı, tüccar kadrolar yetiştirme merkezleridir.
O nedenle Tayyip Erdoğanlar, Abdullah Güller, Bülent Arınçlar için imam hatipler çok önemlidir.
Ve asla sadece bir orta öğretim kurumu değildir.
***
İmam hatip okulları ilk kez 1924'te 29 merkezde 'İmam Hatip Mektepleri' adıyla açılmış, 1950'lerde Demokrat Parti, 1970'lerde CHP-MSP koalisyonu ve Adalet Partisi hükümetleri zamanında giderek artmıştır. Kenan Evren'in 12 Eylül faşist cuntası tarafından, Temel Eğitim Kanunu'nun 32. maddesinde yapılan bir değişiklikle imam hatip mezunlarının üniversitelerin tüm bölümlerine girebilmesine olanak tanınmıştır.
İşte bugünün imam hatipli başbakanları, bakanları, valileri, belediye başkanları, profesörleri, genel müdürleri yarım asırlık bir çabanın sonucu türetilmiştir.
Elbette ki imam hatipler sadece bir okul değildir.
Hatta imam hatipler 'okul' bile değildir.
Son derece operasyonel işlevleri olan, bu coğrafyada laik-aydınlanmacı-ilerici ne varsa yok etmeye adanmış bir düşüncenin eğitim merkezleridir.
İmam hatipler elbette sadece bir okul değildir.
Yıllarca Komünizmle Mücadele Derneği, Akıncılar Derneği, Milli Türk Talebe Birliği, Nakşibendi İskenderpaşa Dergahı, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı gibi gerici odaklarla birlikte at başı büyümüş, gelişmiş, serpilmiş ve bugünlere ulaşmış yapılardır imam hatipler…
Gündüz imam hatipte okuyan körpe dimağlar, hafta sonları ya da akşamları, işte bu dernek ve vakıflarda militanlaşmıştır.
İmam hatip okullarında militanlaşan bu kadrolar, 'aydınlanmayla', 'laiklikle', 'kamuculukla', 'solla', 'sosyalizmle', 'antiemperyalizmle', 'yurttaşlıkla', 'cumhuriyetin temel değerleriyle' ve tüm ilerici birikimle, İslam adına mücadele etmeyi yaşamlarının tam merkezine koymuşlardır.
***
Ne diyordu Aziz Nesin 1993'te?
Kelimesi kelimesine şunları söylüyordu: 'Yarın, öbür gün bu dinciler iktidara gelip imam hatipten yetiştirdiği talebeleri yargıç, avukat, hekim, mühendis, belediye reisi gibi devletin her koluna atayıp en son bu talebeleri Harbiye'ye sokarak orduyu ele geçirip devleti her koldan kuşatacaklar. Ama şu an kimse farkında değil!'
İşte Aziz Bey, bu yüzden öngörülü ve gerçek bir aydındı.
Ve işte Aziz Bey'i bu nedenle yakmak istediler!
***
İmam hatiplerin işlevsel-ideolojik merkezler haline gelmesinde ve toplumun giderek dinselleşmesinde, burjuva sınıfı kadar, cumhuriyet devrimine ihanet eden NATO'cu ve Amerikancı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de payı vardır.
TSK, toplumun 'siyasallaşmadan dinselleştirilmesini' hep istemiş ve bunun önünü açmıştır.
Orhan Gökdemir'in 2009'da Destek Yayınevi'nden çıkan 'Öteki İslam – Devletin Din Operasyonu' adlı kitabından bir alıntı, bu durumu gayet iyi açıklayacaktır:
[Bu konuda, 12 Eylül darbesinin Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanı Tümgeneral Mahmut Boğuşlu'nun yazdıklarını hatırlatalım: 'Dinin, İslamiyet'in, en azından bir disiplin meselesi olarak ele alınması ile ilgili hususlar. Bilindiği gibi din, İslamiyet, öteki dünya ile ilgili hükümleri dışında en azından bir disiplin kuralları kümesidir. Zamanın çok çeşitli ve zor şartları içerisinde toplumda ve bilhassa aile seviyesinde disiplin ihtiyacı daha da artmaktadır. Disiplin, dünyanın en pahalı üretimidir. Disiplini kolaylıkla üreten ve ucuza mal edebilen bir düzen, asker ocağı, kışlalar ve bazı eğitim kuruluşları dışında, henüz icat edilmemiştir. Türk tarihinde disiplini en ucuza imal edebilen düzenlerden biri ise İslamiyet'tir. (…) Kur'an-ı Kerim'i ezbere bilen hafızların yanında Türkler bu mukaddes kitabı 10-15 dakikada ve 3-5 sahifede özetleyecek derecede bilgi sahibi olmalıdır. Din adamı tipinde değişikliğe gidilmeli, her türlü meslekten; hakimden, savcıdan, avukattan, lise öğretmeninden, doktordan, gemi kaptanından yeni bir din adamı tipi yetiştirilmelidir. Bu arada son yıllarda sayıları artan imam hatip okulları reorganize edilmeli, bu okullara endüstriyel, ticari, turistik vs… hüviyetler kazandırılmalıdır.'
Demek ki din, devlet için bir araçtır ve dindarlığın ortadan kaldırılmasından modern devletin bir çıkarı yoktur. Tam tersine Emekli Generalimiz 'dinci tehlikesini' önlemek için herkesi dinci yapmak gerektiğini söylüyor.
Not: Her meslekten imam yetiştirme önerisi, 1997 yılında başlayan RP veya radikal İslam'la mücadele programı çerçevesinde, MGK tarafından yeniden gündeme getirilmiştir.]
***
Evet…
Başbakan'a katılıyorum.
İmam hatipler sadece bir okul değildir.
Bir okul olmanın çok ötesinde, operasyonel işlevleri olan, bu coğrafyada laik-aydınlanmacı-ilerici ne varsa yok etmeye adanmış gerici bir düşüncenin eğitim merkezleridir.
***
Nereden mi biliyorum?
Tam 7 yıl imam hatip yollarını aşındırmış ve imam hatip lisesinden mezun olmuş bir kişi olarak, ben bilmeyeceğim de başkası mı bilecek!
Ben… İmalat hatası bir imam hatipli Ahmet Çınar!