Geçenlerde Sayın Başbakan ve Adalet Bakanı İstanbul Avrupa yakasında inşa edilen yeni Adalet Sarayı’’nın ön açılışını yaptılar.’¶
Sayın Başbakan, binanın görkeminden etkilenmiş ve gayri-ihtiyari (istem dışı) ’‘Allah kimseyi buralara düşürmesin’’ cümleciğini sarf etmişti.
Evet Başbakan, yargının içinde bulunduğu açmazın, yargı içinde 1992-1995 yıllarında tohumları atılan, bugün ise meyvelerini yedikleri belirli bir düşünce insanlarının yargıyı ne hale getirdikleri karşısında kısa anlatımı ile ’‘Allah kimseyi buralara düşürmesin’’ deyivermiştir.
Yargıdaki yapılanmanın, büyük eksiklerinden biri kendini tamir etme, geri dönüşümünden (feed-back) yoksun olmasıdır. Örnek mi?Yargıtay 10 yıl süreli bir tutukluluk haline bigane kalıyor ve hiçbir işlem yapmıyor. Halbuki süre yönünden kritik duruma düşen davaları öne alabilir, bundan daha önemlisi, dava sürelerinin kısaltılması yönünden yürütmeye, yasamaya önerilerde bulunabilirdi.
Kürsü hakimleri, uygulamadaki aksaklıkları biliyorlar, yaşıyorlar. Uygulananlar bir araya getirilip, aksaklıkları yok edecek hukuki düzenlemeleri yapmak gerekir. Bu yapılmıyor.
Genelde hukuk mezunlarının çoğunlukta olduğu TBMM’’de düzenleme yapılıyor. Eksiklikleri, yanlışları olabiliyor. Bu aksaklıklar yüzünden davalar uzayıp gidiyor.
Konuyu görüştüklerimizden bazıları çok çarpıcı bir yorum getiriyor duruma.
Efendim davalar uzamalı ki, sistem karmaşık hale gelsin ki;
  1. Bu uzun süreçte avukata iş ve gelir çıksın.
  2. Davanın uzamasını zaten haksız olan taraf istemekte, bu uzama onun lehine olmaktadır.
  3. Uzayan dava sürecinde nasıl olsa taraflardan biri mahkemeye ulaşır ’‘vicdan ile cüzdan arasına sıkışık’’ yargı mensubunu kurtarması mümkün olur.
Yukarıda özetlenen her üç cümle de yargının içinde bulunduğu açmazı özetliyor.
Evet, durum böyle ise pekiyi ne yapmalı?
Yapılacakların başında;
  1. Hakim, tarafların hakkın kötü kullanımının önüne geçmeli
  2. Uzayıp giden duruşma ve keşiflere son verilmeli
  3. Bilirkişilik müessesesine, mümkün olduğu kadar az müracaat etmeli
  4. Bilirkişilerin yanlı rapor vermeleri halinde cezai müeyyidesi artırılmalı.
Bugünkü uygulamada bazı bilirkişi müsveddeleri adliye koridorlarında dolaşıp hakimlere ’‘abi abi’’ yalakalığı yaparak ısmarlama rapor yazma noktasındalar. Durum böyle olunca ’‘avukat, bilirkişi ve hakim’’ üç kişi adamı ipe götürebiliyor. İşte bu gerçeği bilen başbakan ’‘Allah kimseyi buralara düşürmesin’’ diyor