Son günlerde gerek Foça'da yaşanan terör saldırısının ardından gösterdiği toplumsal duyarlılık, gerekse Çeşme ve Alaçatı'nın İstanbul için yeni bir tatil seçeneği olarak gündeme gelmesinin yanında farklı pekçok sebeple bütün dikkatlerin üzerine çekildiği İzmir, Eylül ayında Şişli-İzmir Günleri ile İstanbul'a taşınıyor.
Aydan Abajoli ve Beyhan Türkkaynağı heyecanla anlatıyorlar karşımda. Her ikisi de İstanbul'da yaşayan İzmirliler. İstanbul'dan İzmir'e bakınca bütün gerçekleri görüyorsunuz diyor Aydan Hanım, ona göre İzmir'in rehavetinden bir an önce sıyrılması ve harekete geçmesi gerek. Aydan Hanım da Beyhan Hanım da İstanbul'da yaşamlarını sürdürmekle birlikte hala İzmir için çalışan başarılı iki işkadını. Expo 2020 başlığı altında 15-16 Eylül'de Konak Belediyesi'nin de katkılarıyla Şişli'de gerçekleştirmeyi planladıkları İzmir Festivali için var güçleriyle çalışıyorlar. Festivalin sanat danışmanı hepimizin çok yakından tanıdığı Ali Kocatepe. Boyozu, gevreği, kumrusu ve lokması tabii ki olacak. İzmir Zeybekleri'nin gösterileri, Abdi İpekçi Caddesi'nde 'Eski İzmir Fotoğrafları' Sergisi, İzmirli sanatçılar ve grupların konserleri iki gün boyunca İstanbul'da İzmir meltemi estirecek. Yine festival kapsamında etkinlik alanlarında İzmirli kuruluşların standları da yerini alacak. İzmirli firmaların, bundan sonraki yıllarda gelenekselleştirilmesi amaçlanan festivalde yerini alarak İzmir'i hakettiği şekilde temsil edeceklerine inanıyorum.
Tişörtler bastırıyoruz, İzmirliyiz diyoruz göğsümüzü gere gere, İzmir'e eleştiri yapıldığında savaş oklarımızı çıkarıyoruz hemen. İzmir her zaman konumu ve toplumsal renkliliği ile farklı bir yerde olacaktır. Diğer yandan, yukarıda da belirttiğim Aydan Hanım'ın da vurguladığı gibi kendimize dışarıdan bakabilmeyi ve kimi zaman özeleştiri yapmayı, eleştirileri reddetmek yerine bunlardan yapıcı sonuçlar üretebilmeye de başlamamız gerekiyor.
İzmir'de okuyup mezun olduktan sonra iş bulamayan sayısız genç tanıyorum. İzmir'de kalarak İzmir için çalışmayı seçen ama bunun karşılığını aylarca iş arayan pırıl pırıl gençler. Ya da başka şehirlerde okuyup –başta İstanbul olmak üzere- sırf iş olanakları yüzünden İzmir'e dönmeyen gençler. Öncelikle bu gençlere iş olanakları sağlayacak yatırımların İzmir'e gelmesi için birşeyler yapmak gerek. Aydan Hanım ve Beyhan Hanım gibi İstanbul'da çalışmayı seçen ama İzmir sevgilerini hala taze tutan,
Bununla da kalmayıp İzmir için çalışmayı sürdüren belki biraz buruk İzmirli iş adamları, iş kadınları. İzmir için turizmin önemi yadsınamaz, bunun yanında yeni yatırımların desteklenmesi, aylarca iş aramak uğruna İzmir'de kalmayı seçen gençlerimiz kadar cesur her alanda yatırımcılara ihtiyacımız var İzmir olarak. İzmir'in markalaşması için de İzmir Günleri gibi oluşumların desteklenmesi yanında, her alanda olduğu gibi kültürel faaliyetlerin de sadece ulusal değil uluslararası platformda desteklenmesi şart.
Üniversite sayısının artması bu konuda atılan önemli adımlardan biri. İzmir'le artık özdeşleşen Ege ve Dokuz Eylül Üniversitesi yanında İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin ilk adımını attığı özel üniversite ve vakıf üniversitesi girişimleri ile İzmir'de aktif olarak eğitim veren dokuz üniversite, toplamda 100 bini aşkın öğrenciye evsahipliği yapıyor.
Bir üniversite şehri olma yolunda hızla ilerleyen İzmir için gençlerin dinamizmini yakalayarak bu genç enerjiden faydalanmak, genç girişimlere destek olmak belki de yol açmak, sonra onlara İzmir'de kalacakları fırsatlar yaratmakla başlayabiliriz işe.
İzmir adına söylecek çok fazla söz, yazılıp çizilecek çok fazla şey var. Öncelikle,
15-16 Eylül tarihlerinde ilki düzenlenecek 'Şişli- İzmir Günleri' gibi yaratıcı çalışmalara destek olarak, eleştirileri görmezden duymazdan gelmek yerine dikkate alarak ve yukarıda bahsettiğim gibi gençlerin sesine kulak verip onların enerjisinden faydalanacak fırsatlar yaratarak her geçen gün biraz daha yükselen enerjiyi verimli kullanabiliriz.
Müşfik Kenter için
Türk Tiyatrosu'nun duayenlerinden, sahnelediği oyunlar ve sesiyle hayat verdiği karakterler kadar, saygın kişiliği ile de hayatlarımızda önemli bir yeri olan büyük ustanın kaybı pekçoğumuzu derinden etkiledi. Haberini aldığımda, çok değerli bir arkadaşımın hediye ettiği Metin Erksan'ın yönettiği ve Müşfik Kenter'in başrolünü oynadığı Sevmek Zamanı filmini bulup çıkardım arşivden. Kenter'in henüz 33 yaşındayken oynadığı Türk Sineması'nın da önemli yapımlarından 'Sevmek Zamanı' filminde dikkat çeken, hepimizin hayran olduğu o buğulu sesinin yerine filme seslendirme yapılmış olduğu. Müşfik Kenter'in sesi bundan sonra da kulaklarımızda hoş bir sada olarak yankılanacak. Büyük Usta'ya saygıyla...
...Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?...
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?....
Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını.
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında ?...
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?..
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?....
Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını.
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında ?...
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?..
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
( Müşfik Kenter)