Bayramın son günü saat 17.00 sularında yazıyorum bu yazımı.
Şu anda ülkemin her yanında IŞİD canilerini protesto yürüyüşleri yapılıyor.
Ülkemin her yanında yapılan bu protestolar dada yine aynı sahneler yaşanıyor Gezi'den ve 1 Mayıs'lardan farksız.
Polis yine plastik mermiyle ateş açıyor, gaz ve su sıkıyor gençler üzerine.
O sıktıkça polis ile halkın bir kesimi arasındaki zaten azalmış bulunan duygu bağı daha da kopuyor.
Ve şu an yeni haberler düşüyor bültenlere.
İstanbul Sultangazi'de yaklaşık üç bin kişi HDP Sultangazi ilçe binasına saldırıyor.
Bir çok ilde de insanlar AKP binalarına yaklaşmaya çalışıyor öfkeyle.
Bingöl'den ayrı bir resim düşüyor internete.
Bingöl'de IŞİD'i protesto edenlere saldırma hazırlığı yapan bir grup ellerinde sopalarla öfke içinde.
Yine bir çok yerde gösteri yapanlarla çevre halkı arasında kavgaların çıktığı haber veriliyor.
Muş – Varto'dan gelen haber ise daha da can yakıcı.
Yürüyüş yapan kitleyi durdurmak için havaya ateş açan polislerin 25 yaşında bir gencin ölümüne 17 yaşında bir gencinde ağır yaralanmasına neden olduğu iddia ediliyor.
Şu anda Mardin'in altı ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi şimdicik.
Sosyal medya ve İnternette yazılan yazıları ise sormayın gitsin.
Kimi PYD'yi, kimi PKK'yı, kimi IŞİD'i destekliyor.
IŞİD canilerinin Kobani'de yaşayan tüm Kürtleri kesmesini isteyenler bile var.
IŞİD militanlarıyla yatağa girenlerin cennete gideceğini yazanlarda var tabi.
IŞİD saflarında ölmenin kendilerini cennete götüreceğine inananlar ise tonla.
Bir çok gazete ve TV kanalı olanlara suskun, sadece seyrediyorlar.
İktidar ne yapacağı konusunda şaşkın halde.
Suriye'de PYD' liler de, IŞİD'çiler de, Esat'çılar da yok olsun istiyorlar safça.
Muhalefet ise her biri bir alem.
Dinayet işleri desen Erdoğan'dan emir bekler gibi halkı aydınlatmak için.
Cennete insan öldürmekle gidilemeyeceğini bile söyleyemiyor müminlerine.
Türkiye'de yaşayan büyük bir kesim insan da şaşırmış durumda, olana bitene anlam veremiyor.
IŞİD'i mi desteklesin.
PKK ve PYD'den yana mı olsun bilemiyor.
İki ateş arasında kalmış bir halde çaresiz bekliyor.
Gönlü barıştan yana ama dile getiremiyor.
Biliyor oysa Barış'ı korumak Savaşmaktan daha zordur.
Barış, Savaştan daha fazla çaba ve enerji gerektirir.
Barış için, insanların birbirini sevmeleri gerekir.
Oysa biz her geçen gün birbirimizi sevmekten, saymaktan uzaklaşıyoruz.
Barış için, yaşanılan ülkede demokrasinin yerleşmesi gerek.
Oysa biz her geçen gün demokrasiden uzaklaşıyoruz.
Barış için, birbirimizin görüş ve düşüncelerine saygılı olmak zorundayız.
Oysa biz birbirimizin düşüncelerine tahammülsüzlük içersindeyiz.
Barış için, bilime- aydınlığa değer vermeliyiz.
Oysa biz her geçen gün bilimsel bilgiden uzak telkinlerle donatılıyoruz.
O yüzdendir ki korkuyorum, korkuyorum bu IŞİD bizi iyice bölecek.
Sevgisizlik daha da derinleşecek topraklarımızda.
Ve sonra da dilerim yanılırım, birbirimizle savaşacağız aptalca.