'Şeref Bakşık'tan siyasette nezaketi ve siyasal ahlakı öğrendim. Ferhat Aslantaş'ın örgütçülüğünü kendime ilke alıyorum.' Bu sözler göreve atanarak gelmesiyle birlikte disiplin soruşturmaları tavan yapan CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'a ait. Bayır geçtiğimiz günlerde Kanal 35'de yayınlanan Farklı Yorum isimli tartışma programının konuğu oldu. Programda Mustafa Balbay ile ilgili konuştuğu sırada programcının mailine gelen soru aynen şöyleydi. 'Basın özgürlüğünü savunan ve Mustafa Balbay'ın tutukluluğuna isyan eden CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'ın bir köşe yazısından ötürü disipline vererek istifasına neden olduğu CHP Ödemiş İlçe Başkan Yardımcısı ve Belediye Meclis Üyesi Mustafa Ali Fırtına hakkında bir açıklama yapabilir mi?'
Bu soru üzerine Bayır; beni disipline verdiği konusuna hiç girmeden sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi beni çağırıp kendimi gözden geçirmem için konuştuğunu ve daha sonrasında da benim Ödemiş'e dönüp istifa ettiğimi beyan etmiş. Hatta bununla da kalmayıp benim Ödemiş'te parti lehine çalıştığımı fakat parti aleyhinde yazılar yazdığımı söylemiş. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Yahu bir adam hem parti lehine çalışıp hem parti aleyhine yazı yazar mı? Bayır'a göre yazar… Benim yazılarım CHP'ye değil CHP sayesinde bir yere gelip CHP'yi hiçe sayanlara tepki için yazılmıştır. Örneğin bu yazımda eleştirdiğim husus her zaman saygı duyduğum CHP'nin kurumsal kimliği değil CHP için büyük bir talihsizlik olduğuna inandığım Bayır'ın keyfi uygulamalarıdır.
Örneğin il başkanlığında yaptığım görüşme esnasında bana hakaret ve küfür ettiğini söylediğim belediye başkanı hakkında disiplin soruşturması açmayıp 'bana ne kardeşim' diyen Bayır belediye başkanına arka çıkıp bir köşe yazım nedeniyle benim hakkımda disiplin soruşturması başlatmıştır. Oysaki Bayır'ın 'bana ne kardeşim' diyerek geçiştirdiği olayla ilgili olarak Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı alenen hakaret suçundan iddianame düzenleyip, şüpheli hakkında ceza davası açmıştır.
Birçok yazısını beğenerek okuduğum Sinan Kara geçtiğimiz günlerdeki yayınlanan bir köşe yazısında 'Seçim öncesi yaşanan Kocaoğlu-Susam kavgasının, alınan başarısızlıkta önemli bir etken olduğu sorgulanmadı. Örnek; Partinin iyiye gitmesi için eleştirel yazılar kaleme aldığı için partiden atılan Mustafa Ali Fırtına'ya karşı uygulanan yöntem Kocaoğlu-Susam kavgasında uygulanmadı. Yani, Mustafa Ali Fırtına'ya gücü yeten Tacettin Bayır aynı yürekliliği maalesef Aziz Kocaoğlu'na karşı gösteremedi.' diyerek uygulanan keyfiyete dikkat çekmiştir.
Evet, şimdi sıkı durun. Çünkü sayın Bayır'ın dinmek bilmeyen bu disiplin tufanından Bayraklı, Karabağlar ve Ödemiş İlçe başkanları da nasibi almış. Geçtiğimiz gün bu üç ilçe başkanı ile ilgili olarak tüzüğün 70. maddesine göre kesin çıkarma talebiyle tedbirli olarak disiplin soruşturması başlatıldı. Bayraklı değil belki ama Karabağlar ve Ödemiş ilçe başkanlarının acilen kurultay yapılması yönündeki görüş ve beyanlarını okumuştuk. Karabağlar'dan il genel meclisi üyesi olamadığını sık sık dile getiren Bayır'ın hazır il başkanı olmuşken 'bir intikam alayım' gafletine düşmüş olabileceğini sanmıyorum. Öyleyse neden? Gerek arkadaşlarımla birlikte olduğum muhtelif zamanlarda beni cepten arayarak telefonda gerekse il başkanlığında hakkımdaki disiplin soruşturması için düzenlenen toplantıda alenen yüzüme karşı 'Ödemiş'te kıyım yaparım', 'Ödemiş'i görevden alırım' demekten geri durmayan Bayır'ın bu disiplin hamlesini önümüzdeki delege seçimlerine yönelik bir hazırlık olarak görüyorum. Zira Emin Öztürk gibi; 50 yılını siyasete adamış, Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül vermiş bir isim olan ve Küçük Menderes'in Başbakanı olarak da adlandırılan bir siyaset adamını disipline vermek ne Şeref Bakşık ne de Ferhat Aslantaş tarafından kabul edilip takdir edilecek bir davranış değildir. İçleri insan sevgisi ile dolu Şeref Bakşık ve Ferhat Aslantaş gibi insanların kendilerini ilke edinen eden Bayır'ın bu davranışını takdir edeceklerini sanmıyorum. Hele Ferhat Aslantaş… Bana göre tüm bu olup biteni hasta yatağından üzülerek izliyordur.
Benden söylemesi CHP İzmir'in bu disiplin atağı kimseye fayda getirmez. Bu yaşananlara kayıtsız kalan genel merkez ve genel merkez yöneticileri de kesinlikle bu hataya ortak olmaktadırlar. Bugün AKP'nin %50 başarısının şifresini hala çözemeyenler bilsinler ki; bu zaferde sosyal demokrat görünümlü asosyal krallar'ın payı büyüktür. Demokratlıktan daha çok krallığa özenen insanların varlığı CHP'nin kurumsal kimliği için büyük tehlike arz etmektedir. CHP üst yönetimde yaşanan doku uyuşmazlıkları ve talihsiz açıklamalar bir yana kimi CHP'li belediyelerde başkanların AKP ile yakın temas halinde olduğunu görmemek için kör olmak lazım. AKP'li meclis üyelerinin denetim raporu ile akladıkları CHP'li belediye başkanları olduğu gibi CHP'li başkanlardan ihale alan AKP'li meclis üyeleri bile belki vardır. O belediyelere gidin CHP'li meclis üyelerinden çok AKP'li meclis üyelerinin borusu öter. Bu iktidarlı iktidarsızlığın tek sebebi ise 'yusuf yusuf' durumlarıdır.
Hal böyleyken tüm bu kirli ilişkileri görmezden gelinip sırf partili diye sahip çıkılan bazı başkanların partiye verdikleri zarar ise son derece büyüktür. Bu başkanlar içinde basın özgürlüğünü savunup reklam ve ilan tehditleriyle işine gelmeyen insanlara basında sansür uygulattıranları mı ararsınız, gazete ortaklarına ihale verip köşe yazarlarını işten attıranları mı? Bunlar kendilerini her şeyin üstünde görürler. Aslında zavallıdırlar! Doğrular yerini bulup, sansürleri kalkar ve gün olur o saltanat bir taraflarında patlar.
Bana, yerel yönetimlere neden bu kadar takıksın diye sorabilirsiniz. Evet, takık olduğum doğru ama hepsine değil… Ben, zamanla hepinizin gözleri önüne sereceğim pislik işler yapan, pislik adamlara takığım. Ben CHP'den istifa ederken; 'Yalan dört nala koşar, gerçek adım adım yürür. Ama yine de gideceği yere vaktinde ulaşır' diye söylemiştim. Yani gerçekler yolda ve geliyor. Biraz sabır lütfen…
Posta kutuma düşen sayısız hakaret ve tehdit mesajlarının arasından bulup çıkarttığım ve beni
çok mutlu eden bir yorumla yazımı sonlandırmak istiyorum. İsmini sizlerle paylaşamayacağım yorum sahibine sonsuz teşekkür eder, hepinize sevgi, saygı ve selamlarımı sunarım. Yeni bir yazıda yeniden buluşmak üzere hoşça kalın…
Yazılarınızı ilgi ile okuyor ve çalışmalarınızı, mücadelenizi saygı ile takip ediyorum.
Siyasetin meslek haline geldiği ülkemizde özellikle yerel yöneticilerin takındıkları tavırlar beni derinden yaralıyor. Eski gençlik kolu başkanı, eski bir icra katibi, eski bir partili ve bir belediye çalışanı olarak sizinle birçok yerde kaderimiz kesişiyor.
CHP oligarşisinin eziyetini yaşamış birisi olarak takındığınız tavır ile anlayanlara çok güzel bir ders veriyorsunuz. Ne yazık ki yerel yöneticilerimiz 5 yıl sonraki koltuk korkuları yüzünden yanlı davranışlar ve siyasi adımlar ile bitaraf olamıyor ve kentlisine hizmet veremiyor. Halkın insanı olamıyor. Oysa benim mazlum halkım sadece hizmette adalet istiyor. Ben İzmir'de bunu birebir yaşıyorum. Günün birinde İzmir yada Ödemiş'te görüşmek ve fikir alışverişinde bulunmak ümidi ile Balçova'dan selamlar… Bende özel bir söz eklemek isterim:
Siyasetin meslek haline geldiği ülkemizde özellikle yerel yöneticilerin takındıkları tavırlar beni derinden yaralıyor. Eski gençlik kolu başkanı, eski bir icra katibi, eski bir partili ve bir belediye çalışanı olarak sizinle birçok yerde kaderimiz kesişiyor.
CHP oligarşisinin eziyetini yaşamış birisi olarak takındığınız tavır ile anlayanlara çok güzel bir ders veriyorsunuz. Ne yazık ki yerel yöneticilerimiz 5 yıl sonraki koltuk korkuları yüzünden yanlı davranışlar ve siyasi adımlar ile bitaraf olamıyor ve kentlisine hizmet veremiyor. Halkın insanı olamıyor. Oysa benim mazlum halkım sadece hizmette adalet istiyor. Ben İzmir'de bunu birebir yaşıyorum. Günün birinde İzmir yada Ödemiş'te görüşmek ve fikir alışverişinde bulunmak ümidi ile Balçova'dan selamlar… Bende özel bir söz eklemek isterim:
'Balonların saltanatı toplu iğneyi görene kadardır...'