Geçen sene bu günlerde, tüm yandaş ve tarikatçı medya, bunlara ilave olarak Bekaa Vadisi eski sakini Cengiz Çandar, M.Ali Birand, Şamil Tayyar’’ın gündemlerindeki tek konuları ’“ÖLÜM KUYULARI’” idi.’¶ İddiaları, Türk Ordusu yöredeki insanları yargısız infaza tabi tutmuş ve bu öldürdükleri insanları bu kuyulara atmışlardı. Bu yalan ve ahlaksızca yapılmış haberleri günlerce köşelerinde yazdılar, televizyon programlarında utanmadan anlattılar. Özellikle CİZRE’’ deki kazı yapılmasını yer göstererek istemişlerdi. Bunlara, hepsi o zamanki DTP’’nin İl ve İlçe yöneticileri olan, bölgedeki Baro Yöneticileri de katıldılar. Ortalık toza dumana boğuldu. Öyle ya bu şeref ve haysiyetten nasibini alamamışlara göre, Türk Ordusu kendi vatandaşına yargısız infaz yapabilecek bir ordu idi. Bu medya yaygarası sonucu konu adliye’’ye intikal etti. Savcıların ve DTP üyesi Baro Yöneticilerinin önünde kazılar yapıldı. Çok sayıda kemik bulundu. Türkiye yangın yerine döndü. İşte deliller de bulunmuştu, derhal gereği yapılmalıydı. Bu ordu düşmanı yazarların etkilemesi ve AKP iktidarının baskısı ile terörle mücadele etmiş Subaylar, eski Belediye Başkanı tutuklandı. Bu tek taraflı ve insafsızca propaganda o kadar yoğun bir şekilde yapıldı ki, insanlarımızın bir kısmı bunu iftiraya inandılar. Yargı süreci devam hala ediyor.
Geçtiğimiz hafta Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde, mahkeme tarafından şöyle bir belge okundu. ’“Cizre’’deki kazılarda ortaya çıkan kemik parçalarıyla ilgili ADLİ TIP KURUMUNUN gönderdiği raporda kemiklerin HAYVAN KEMİKLERİ olduğunun belirtildiğini kaydetti’”.
Peki, bu kemikler, hayvan kemiği değil de, insan kemiği çıksa idi, kopartılacak yaygarayı düşünebiliyor musunuz?
Geçen ay Tokat-Reşadiye de 7 askerimizi PKK şehit etti. Bu melun saldırıyı da üstlendi. Bazı devlet düşmanı, devlet adamları neler söylediler hatırlıyor musunuz?’“PKK yapmadı’” , ’“Bu bir provokasyondur’” , ’“Açılımı baltalamak için yapılmıştır’” gibi saçmalıklar söylenmedi mi?
Türk Ordusunu, saçma sapan yalan haberlerle yıpratmaya çalışan, asker düşmanı bu yazarcıklar, Adli Tıp Raporundan hiç bahsetmediler. Meslek namusunun kırıntısına sahip olan birileri, gerçekleri yazar ve kamuoyunu yanılttıkları için, tüm Türkiye’’den özür dilerlerdi.
Ama bu cesareti bile gösteremediler. Adli Tıp Raporundan, kazılarda çıkan kemiklerin, insan kemiği olmadığından, hayvan kemiği olduğundan tek kelime yazamadılar, konuşamadılar.
Bir kısmı ’“Tarikat Yazarı’” olduğundan, bir kısmı tescilli devlet düşmanı olduğundan, bir kısmı da yurt dışı vakıflardan maaş aldığından doğruları yazamadılar. Bunların bir kısmı ateisttir, bir kısmı başka dine inanır. Herkesin inancı kendine, kimseyi ilgilendirmez. Fakat tarikat yazarı olanlar ve günde beş vakit namaz kılanlar, nasıl böylesine iftiralarda bulunup yalan söyleyebiliyorlar, bunu anlamak mümkün değil. Müslümanlık ve İftira, ikisinin bir arada durması imkansızdır. İftira atıyorsanız, asla Müslüman olamazsınız, Müslüman’’sanız, asla iftira atamazsınız.
Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk içinde, tüm faili meçhul cinayetlerin çözülmesini hepimiz istiyoruz. AKP sekiz seneye yakın bir zamandır tek başına iktidardadır. Elini tutan mı var?Niçin varsa, failleri bulmuyorsunuz?AKP Milletvekili Mir Dengir Fırat, ’“17 bin faili meçhul cinayet var’” diyor. Kim bu 17 bin kişi?Güvenlik güçlerimize saldıran, PKK’’lı teröristler mi?Yakında AKP ’“neden size ve vatana saldıran PKK’’lıları öldürdünüz?’” diye güvenlik güçlerinden hesap sormaya kalkarsa hiç şaşmamak gerekir.
PKK’’lı teröristlerin şehit ettiği vatandaşlarımızın, askerlerimizin, kamu görevlilerinin, Polislerimizin, bebeklerimizin, kadınlarımızın ve korucularımızın failleri kimler?AKP’’nin affetmeyi düşündüğü PKK’’lı teröristler değil mi?
Türkiye üstüne çok kötü bir oyun oynanıyor. İnsanı üzen, ister gazeteci, ister yorumcu olsun, bu ülkenin kendi milletine iftira atması ve çelme takmasıdır. Bu yazdıkları ve konuştukları iftiraların hepsi kayıt altındadır. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bu işlenen suçun ’“Basın Özgürlüğü’” ile ilgisi yoktur.
Bu ülkenin ekmeğini yiyip, ülkenin temeline dinamit koymağa kalkanlar, öncelikle şehitlerimizin aziz ruhlarına, sonrada bağımsız Türk Yargısına hesap vereceklerdir.