Geçtiğimiz günler içerisinde 'Siyaseti sevmedim ama…' başlıklı yazımda, Türkiye'de kurulan ilk 'Kadın Partisi'nden bahsetmiştim. Yazının sonunda ise 'tutkulu ve inançlı' kişilerin muhakkak 'lider' kişilikleri ile belirli kurumların başında olmaları gerektiğini ve aynı zamanda liderliğin de geliştirilebilir ve öğrenilebilir bir konu olduğunu yazmıştım. Bu yazımı okuyan çok sevdiğim öğrencim Oya Erdoğan, bana bir mail yazarak: '….. iyi de Hocam, şu günlerde başarılı liderlere ihtiyacımız olan böyle bir ortamda, hangi tür liderliği öneriyorsunuz? demişti. Bunun üzerine belki de çok önemsediğim bir liderlik tarzının aslında günümüz ile ilişkisini düşünüp ona 'Hizmetkar Liderlik' yanıtını vermiştim.
İşletmelerde, kurum ve kuruluşlarda (bunun içinde Sivil Toplum örgütleri ve siyasi partilerde var) amaç ve hedeflerin belirlenmesi, onlara ulaşılması yolunda alınması gerekli kararların verilmesi, çalışanlar ve bölümler arasında işbirliği ve uyumun sağlanması görevini yerine getiren kişiler olarak 'liderler' ve 'liderlik' konusu hepimizin bildiği gibi tarihi çok eskilere dayanan, güncelliğini hiçbir zaman kazan kaybetmeyen, araştırmacıların da hep yoğun ilgisini çeken bir konu olmuştur.
Günümüzde temel insani değerlerin ve ahlakın giderek daha büyük önem kazanmasıyla birlikte hiçbir zorlamaya ve otoriteye ihtiyaç duymadan gönüllere hitap edecek liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Hizmetkar Liderlik yaklaşımı, bu noktada insani değerlere odaklanan önemli bir çıkış noktası olarak görülmektedir. Çünkü gerek psikoloji, sosyoloji ve davranış bilimleri alanında olsun gerekse yönetim alanındaki araştırmalar göstermektedir ki; giderek yıpranan, iç barışı bozulan insana yönelme, insanın duygularını daha fazla hesaba katma, onun moral ve motivasyonunu artırarak kendisi ile yeniden buluşmasını sağlama konusunda klasik liderlik yaklaşımları artık yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla insanların duygularını, ruh yapısını dikkate alan, onların hayatını zenginleştiren, sahip olduğu gücü insanların her türlü ihtiyacını karşılamak amaçlı kullanan 'Hizmetkar Liderler' yaklaşımına duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.
Hizmetkarlık; hizmetkar liderlikte ön plana çıkan en temel anlayıştır. Hizmetkarlık anlayışı, bir kimsenin kendisini her hangi bir çıkar gözetmeksizin başkalarına adaması, onların ihtiyaçlarını karşılaşması ve onlar için yaşaması anlamına gelmektedir. Kendisini sıfır noktasında gören, benlik kavramını aşmış yani 'ben' kavramından önce 'biz', 'sen' ve 'siz' kavramına odaklanmayı başarabilmiş olmayı içeren bir anlayıştır.
Hizmetkarlık aslında bir canlının 'var olma' nedeni ve en önemli görevlerinden birisidir. Liderler; insanları yönlendirme ve tamamlama amacına yönelik bilinçli bir etkinliği yerine getirirler, insanlara hizmet etme sanatını gerçekleştirirler. Dolayısıyla hizmetkarlık anlayışı; özünde hizmet etmeyi içermesinin yanında sevgi, hoşgörü, insani değerler, değişim ve dönüşümü de içermektedir.
Hizmetkar liderlik, insanları yöneten kişilerin üstlendikleri rollerinde 'radikal değişiklikleri' zorunlu kılan yeni bir liderlik biçimidir. Hizmetkar liderlik fikrinin gündeme gelmesine vesile olan Greenleaf bu liderliği; kişinin kendini diğer insanların yerine koyabilen, onları dinleyen, onları duygusal olarak anlayan ve destekleyen alışılmadık bir güç olarak tanımlamıştır. Bu tür liderler bulundukları ortamlarda, ahlaki sevgi sahibi, alçakgönüllü, fedakar, vizyon sahibi, güven verici, çalışanlarını güçlendiren ve onlara hizmet eden kişilerdir.
Hizmetkar liderlik konusuyla ilgili geçmişte sadece Greenleaf mi bu konuda bilgiler sunmuştur diye sormak gerekirse çok ilginç bir rastlantı ile karşılaşmış olabiliriz. 'Yavuz Sultan Selim', Mısır'ı fethetmiş ve hilafet 1516 yılında Abbasilerden Osmanlılara geçmiştir. Yavuz Sultan Selim bir Cuma günü Ümeyye Camiinde Cuma namazı sırasında İmam çıkarak hutbeyi okumaya başladığında Yavuz Sultan Selim'i kastederek 'Mekke ve Medine'nin Hükümdarı' dediğinde, Yavuz hemen oturduğu yerden kalkarak: 'Hakim-ül Haremeyn değil, Hadim-ül Haremeny' diyerek, bu mübarek beldelerin ancak hizmetçisi olabileceğini ' söylemiştir.
Tarihi bilgiler ve geçmiş liderlerin bazı sözleri, onların pek çok başarıya rastgele ulaşmadıklarını bizlere çok açık anlatıyor aslında…
Sevgili öğrencim Oya'nın sözlerini dikkate alarak şu günlerde ülkemizde her alanda 'liderlik' yapacak kişilere bir söz söylemenin yararlı olacağına inandım. Çünkü gerçekten ülkemizde her kurumda 'Hizmetkar Liderlere' ihtiyaç var gibi gözüküyor. Kısacası; bu liderler ya da lider adayları 11 temel karakteristik özelliklerini şimdiden gerçekleştirmek durumundalar ki, başarılı olma şansları çok daha yüksek olabilsin...
'başkalarına hizmet etmek için doğal bir istek duyacaklar; iyi bir dinleyici olacaklar; kendilerini başkalarının yerine koyabilecekler; takipçileri başlarına bir şey geldiğinde liderlerinin yanlarında olabileceklerine güvenecekler ve inanacaklar; etrafındaki her olayı fark edebilecekler; ikna yeteneklerini geliştirecekler; vizyonlarını etrafındaki kişilere aktarabilecek yeteneğe sahip olacaklar; kurum için verdikleri kararlar ile, toplumun daha iyi gitmesini sağlayacaklar; insanların gelişimlerine önem verecekler; takipçilerinin kendilerini bir topluluk olarak hissetmelerini sağlayarak takım ruhunu onlara aşılayacaklar'.
Hangi konum olursa olsun; Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Belediye Başkanlığı, Rektörlük, Dekanlık, Genel Müdürlük konumundaki kadın ya da erkek yöneticiler 'hizmetkar liderlik' özelliklerinizi geliştirmeniz durumunda çok daha başarılı olacağınızı sakın unutmayın. Son soru, sizlerde bu özelliklere sahip 'liderler' tarafından yönetilmek ister misiniz?